Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 18. Sayfa

 

RÜYA

 

Rüya, yakın zamanlara kadar ancak teo­rik yaklaşımlarla ele alınabilen ve bilimsel tarzda tanımlanmaktan oldukça uzak olan, genel olarak "uykuda görülen ve uyku son­rasında hatırlanan hayaller" olarak kabul edilen bir kavramdır. 1950'lerden sonra elektriksel araştırma tekniklerinin gelişme­si ve uyku laboratuvarlarının kurulmasıyla, uykunun yanısıra rüya hakkında da bilimsel veriler toplanmaya başlamıştır. Bu konuda yapılan en önemli keşif, uyku sırasındaki bedensel ve beyinsel işlevlere göre uyku­nun rem göz hareketleri; rapid eye move-ments) ve rem (yavaş göz hareketleri; non-rapid eye movement) olmak üzere iki aşa­maya ayrılmasıdır. Her iki evrenin toplamı ortalama 90 dakika olup bir gecelik uykuda ortalama 4-5 kez evreler birbirlerini izler­ler. Bir gece uykusunun toplam % 20'sini bedenin görece daha aktif, uykunun görece daha yüzeysel olduğu rem uykusu oluştu­rur. Rem uykusunun en belirgin Özelliği bu evrede uyandırılan bireylerin çoğu kez o sı­rada rüya görmekte olduklarını söylemeleri ve bu evre uyanmadığı zaman ertesi gün duygusal karı silikliğin ortaya çıkmasıdır. Bu özellik uzunca bir süre rem uykusunun rüya uykusu olarak anılmasına yol açtıysa da,bugün rüyanın nrem'de de görüldüğü ileri sürülmektedir. Rüya ile ilgili deneysel verilerde ve gözlemlerde elde edilen en genel sonuçlar şimdilik bunlar olmakla birlik­te araştırmalar asıl olarak bu noktada odak­lanmış durumdadır.

Rüyaya yüklenilen geleneksel anlamlar, modern psikolojik ekollerin yaklaşımların­da bulunmaktadır. Modem psikolojide teo­rik ve uygulama alanlarında rüyaları ele al­ma ve rüya yorumunda öne çıkmış belli başlı ekoller ise şunlardır:

Rüya teorisi ve rüya yorumlamaları Fre-udcu psikanalizin köşe taşlanndandır. Fre-ud'a göre rüya, "bilinçdışının kral yoludur." Psişik aygıtın deterministik ilkesi uyarınca her rüya içeriğinin bir anlamı vardır. Fakat rüyanın anlamını ortaya koyabilmek için onun görünen (manifest) yanının Ötesinde­ki süzgeçten geçmiş (Iatent) yanına uzan­mak gerekir. Rüya, nevrotik belirtiler gibi yasaklanmış istekler ile, bu istekleri engel­leyen güçler arasındaki bir uzlaşma sonucu ortaya çıkar. Bu, rüyanın görünen içeriği­dir; buradan yasaklanmış isteklerin yer al­dığı gizli içeriğe gidilebilir. Rüyanın temel işlevi kabul edilemeyen bilinçdışı içgüdü­sel isteklerin fantezisi aracılığıyla doyum sağlamaktadır. Dolayısıyla uyku rüya için­dir ya da rüya uykunun bekçisidir.

Analitik psikoloji okulunun kurucusu Jung ise rüyayı doğal ve normal psişik bir olgu olarak görün "Rüya, bilinçdışı gerçe­ğin, kendiliğinden, kendine özgü ve sembo­lik tablosudur." Freud'un sandığı gibi bir belirti veya kılık değiştirme değildir. Jung'a

göre rüya nesnel veya öznel yorum düzey­lerine sahiptir. Nesnel düzeyde rüya, çevre­deki gerçek insan ilişkileri ağına göre, öz­nel düzeyde ise figürlerin rüyayı görenin ki­şiliğinin belli yanlarını temsil etme ihtima­line göre yorumlanır. Jung'un rüyaya bakışa getirdiği bir özgünlük de, rüya sahibiyle doğrudan ilişkisi olmayan kollcktif bilinç -dışma ait rüyaların da olabileceğini; bura­daki sembollerin eski atalarımızın yaşantı­larına, tarihe ve mitolojiye uzanabileceğini söylemesidir.

Bireysel psikoloji okulunun kurucusu Adler'e göre rüya, düşünce sürecinin bir parçasıdır ve bireyin yaşam tarzıyla uygun­luk gösterir. Onun rüya yorumu teorisi, in­sanın sürekli olarak kendisini geleceğe ha­zırladığı anlayışından kaynaklanır. Rüya­lar, rüya görenin 'burada ve şimdi' olan ya­şama bakışıyla gelecekteki amaçları ve on­lara ulaşma planlarının birleşimidir.

Sosyo-kültürel psikolojik yaklaşımın önde gelen isimlerinden Horney için ise nevrotik kişideki yapıcı ve yıkıcı materyali anlayabilmek için rüya bir fırsattır. İnsan rüyada daha açık, daha az savunucu olur. Rüyalar insanın kendini gerçekleme şansını ele geçirdiği yerdir. Kelman ise, varoluşsal kavramlarla ve Doğu düşünce biçimleriyle Horney'in rüyalara bakışını genişletir. Ona göre rüyadaki her sembol bir ben veya özne, bir de başkası veya nesne görünümüne sa­hiptir.

Erol GÖKA