Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Savaş - İslami Bilgiler - 14. Sayfa

 

SAVAŞ

 

Devletlerin ve siyasal grupların, arala­rındaki anlaşmazlıkları diplomatik ve diğer barışçı yollarla çözemedikleri zaman baş­vurdukları silahlı mücadele.

Quİncy Wright'a göre savaş, siyasal gruplar ve devletler arasında belli bir zaman süresinde ve belirli büyüklükte silahlı güç­lerle yürütülen çatışmadır. Savaş, siyasal örgütlenmelerin aralarında çözümlenme­yen anlaşmazlıkları güce ve şiddete daya­narak çözme girişimleri olarak karşımıza çıkmakladır. Tarih boyunca savaş tüm top­lumlar arasındaki bunalımlarda sonuç ala­bilmek için son başvurulan yol olmuştur. Savaş aynı zamanda, devletler veya aynı ül­keden iki grup arasında başka bir yolla elde edemediği şeyi kuvvet yoluyla almak iste­diklerini kabul ettirmek veya başkasının is­teklerine boyun eğmemek amacıyla girişi­len harekettir.

Savaş ve politika arasındaki ilişkiye de­ğinen Kari von Clausewitz'e göre, savaş, politikanın başka bir biçimde devamıdır. Clausewitz, savaşın bir amaç değil, bir araç olduğunu, başka bir deyişle belirli bir siya­sal amacı gerçekleştirmek için başvurulan bir araç olduğunu belirtmektedir. Clause-witz'e göre savaş, daima siyasal şartların or­taya çıkardığı ve bunun için de siyasal bir harekettir. Sosyologlar gerek savaşın kötü­lüklerini açıklamak, gerek sebeplerini araş­tırmak ve gerekse sürekli barış tasarıları

meydana getirmek üzere savaş konusuyla ilgilenmişler ve çeşitli savaş teorileri ortaya atmışlardır.

1- Savaş insan tutkularından doğmuştur. Bu düşünce, öfke, gurur, kin vb. duygulan savaşların kaynağı olarak kabul eder.

2- Savaş, biyolojik bir ihtiyaç, bir tabii ayıklanmadır ve en kuvvetlilerin en zayıfla­rı ortadan kaldırmalarına imkan verir.

3- Savaş bir çeşit kan alma yoluyla işsiz­lik vb. şeyleri ortadan kaldırarak demogra­fik bir denge kurar.

4-  Savaş, zalimlerin zorbalığından ve tutkularından doğan devletlerin var oluşu­nun sonu cudur, sınırlan kaldınrsanız sa­vaşları da kaldırmış olursunuz. Yine aynı şekilde savaş, siyasi partilerin veya çeşitli ideolojilerin var oluşunun bir sonucudur veyahut savaş bir kominist blokun ve baü blokunun var oluşundan doğmaktadır.

6- Savaş iktisadi olguların sonucudur. Marks ve İzleyicilerinin savunduğu bu teo­ri, tarihi maddeciliğe dayanır.

Uluslararası hukukta ise savaş, iki ya da daha fazla devlet arasındaki silahlı çatışma­da1. Bununla birlikte devletlerin bazan bir­birlerine karşı kuvvet kullandıkları halde, bir savaştan söz edilemiyeceği gibi, huku­ken bir savaş söz konusu olduğu halde ta­raflar arasında bir silahlı çatışma görülme­yebilir. Buna en iyi Ömek Türkiye'nin İkin­ci Dünya Savaşında Almanya ve Japon­ya'ya karşı savaş ilan ettiği ve hukuki açı­dan bir savaş sözkonusu olduğu halde, ta­raflar arasında bir silahlı çatışmanın olma­masıdır.

Uluslararası hukukta savaş Birinci Dün­ya Savaşı'nın sonuna kadar haklı bir davra­nış olarak kabul edilmiştir. Bu doğrultuda savaş hakkı egemen devletlerin çıkarlarını gerçekleştirmek, ya da çiğnenmiş saydığı bir hakkını korumak üzere girişmeğe ka rar vereceği, silahlı ve çok geniş kapsamlı bir zorlama yoluydu. Uluslararası hukuk uzun zaman bu hakkın meşruluğu üzerinde tereddüt etmeden, yalnız kullanılış kuralla­rını belirlemekle uğraşmıştır. Ondokuzun-cu yüzyılın sonlarından başlayarak andlaş-malar yoluyla savaş kurallarını tesbit etme çabalan görülmüştür. Ancak yirminci yüz­yılın ilk çeyreğinden sonradır ki, savaşa başvurmayı yasak etme, savaşı uluslararası bir suç sayma girişimleri olmuştur. Bundan sonra 1928'de imzalanan Briand-Kellogg Paktı ile, sonra da Birleşmiş Milletler And-laşmasıyla savaş, hukuk yönünden ulusla­rarası bir suç niteliği almıştır.

 

Savaş Hali:

 

1907 La Haye sözleşmesine göre, savaşın ilanından İtibaren geçerli olan hukuki durumdur. Bu durum taraflar ara­sında çarpışmaların başlamasıyla birlikte ortaya çıkmaktadır. Savaş hali durumunda diplomatik ilişkiler otomatik olarak kesil­mekte, devletler arasındaki andlaşmalar ge­çersiz sayılmakta veya uygulama imkanı kalmamaktadır. Savaş hali sırasında düş­man vatandaştannın canlarına ve mal lanna dokunulması, uluslararası hukuk bakımın­dan yasaklanmıştır.

 

Savaş ilanı

 

 Savaş halinin başlaması için taraflarca yapılan bildiridir. Bu andan itiba­ren savaşanlar için savaş hukuku ve sava­şanlar ile tarafsızlar arasında tarafsızlık hu­kuku geçerli olmaya başlar. Bazan savaş ilanı yapılmadan da savaş başlayabilmekte­dir. ABD'nin Vietnam'a müdahalesi buna örnektir. Türkiye'de savaş ilan etme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.

 

Savaş Suçlan:

 

Savaş sırasında savaş ku-rallanna uyulmaması ile ortaya çıkan suçlardır. Bunlar barışa karşı, insanlığa karşı veya doğrudan doğruya savaş suçlandır. Uluslararası hukuka göre, savaş hukuku ku­rallarına uymayanlar ya kendi ülkelerince, ya da haksızlığa uğrayan devlet tarafından cezalandırılır. II. Dünya Savaşından sonra oluşturulan Nurenberg mahkemesinde Al­manya'nın Nazi devlet adamlan ve bir kı­sım komutanlan cezalandırılmıştır.

Savaş Tazminatı: Birleşmiş Milletler Andlaşmasında savaş tazminatı konusu ele alınmış ve bir takım kurallar konulmuştur. Buna göre, bir silahlı çatışmaya yol açan devlet savaş sonunda sebep olduğu zararı gidermekle yükümlüdür. Savaş tazminatı, uluslararası hukuka göre, savaş sonunda yapılacak barış andlaşmalanyla belirlenir. Gerek 1918 tarihli, Almanya ve müttefikle­riyle yapılan Versay andlaşmasında, gerek­se Lozan banş görüşmelerinde savaş tazmi­natı konusu Önemli bir yer tutmuştur.

 

Savaş Tipleri

 

Sınırlı Savaşlar (limited war), kullanılan silahların türü, savaş alanı, katılan devletle­rin sayısı ve güdülen siyasi amaç bakımın­dan sınırlı tutulan savaşlardır. Bunlar düş­manın tamamen yok edilmesinden veya şartsız tesliminden ziyade sınırlı bir amaca yönelik olarak yürütülen silahlı mücadele­lerdir. Ondördüncü ve onbeşinci yüzyıldaki savaşlar genellikle sınırlı savaşlardı. Parah askerlerle yürütülen ve çoğunlukla meydan savaşları şeklinde olan bu savaşlarda bazan hiç asker ölmediği olurdu. Esasen istisnalar teşkil eden din savaşları ve Napolyon sa-vaşlan hariç tutulacak olursa, bütün mo­dern tarih boyunca Birinci Dünya savaşına kadar egemen olan savaşlar sınırlı savaşlardi. Sınırlı savaşlar çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir:

 1) Büyük devletlerin kendi pres­tijlerini ve askerlerini risk altına atmadan diğer küçük devletlerin birbiriyle döğüştü-rüldüğü savaşlar;

 2) Dünya kamuoyunda oluşacak tepkilerden dolayı belirli bir alan­la sınırlı tutulan savaşlar (Türkiye'nin 1974 Kıbrıs çıkarması sırasında izlediği gibi);

 3) Büyük devletlerin küçük devletlerin birine müdahalesi şeklindeki savaşlar (ABD'nin Vietnam'a müdahalesi gibi);

 4) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından üye devletlerin askerlerinden oluşturulan gü­cün bir devletle mücadelesi gibi (B.M. Kuvvetlerinin Kore Savaşında Çin askerle­riyle çarpışması gibi).

Topyekün savaşlar (Total War), düşma­nı şartsız teslim olmaya zorlayan ve devlet­lerin bütün kaynaklarıyla katıldıkları savaş­lardır. Daha önce de belirtildiği gibi, eski­den savaşlar muharebe meydanlanyla sınır­lı kalmakta ve belirli tip silahlarla yürütül­mekteydi. Günümüzde ise savaş teknoloji­sinde meydana gelen değişiklikten dolayı iki devlet arasında çıkacak bir topyekün sa­vaş çok geçmeden nükleer silahların (atom silahlarının) da kullanılacağı, tüm devletle­rin katılacağı genel bir savaşa dönüşeceğin­den bu tür savaşlardan kaçınılmak tadır. Topyekün savaşların temel özellikleri şun­lardır:

 1) Devletler topyekün savaşlarda, bütün maddi ve manevi kuvvetleriyle karşı karşıya gelmektedirler;

 2) Bu tür savaşlar ancak milletçe inanılan ideolojiler, besle­nen ümitler ve bağlanılan haklı davalar uğ­runa                    yapılabilmektedir;

 3) Topyekün sa­vaşlar tüm nüfusun katıldığı savaşlardır;

 4) Topyekün savaşlar tüm nüfusa yönelik ol- , maktadır;

 5) Topyekün savaşlar iktisadi ve mali alanlarda halkın büyük fedakarlıklara

katlanmasını gerekli kılmakladır;

 6) Bu tür savaşlarda düşman taraf halkına karşı yo­ğun bir moral ve ideolojik saldın uygulan­maktadır.

İç savaş (Internal Warfare), aynı memle­ketin vatandaşları arasındaki savaşlardır. Bunlar ya belirli isyancı gruplarla hükümet güçleri arasında, ya da siyasal grupların kendi aralarındaki savaşlardır. Bu tür sa­vaşlar uluslararası hukuk açısından hukuki anlamda bir savaş sayılmamaktadır.

Gerilla savaşı (Guerilla warfare), çeşitli nedenlerle ve bu arada düzenli ordularla yü­rütülmeyecek zamanlarda başvurulan bir savaş türüdür. Kendisini daha büyük bir devletin tehdidi alanda gören ve sınırlı eko­nomik ve askeri kapasiteye sahip devletle­rin başvurdukları bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır. Vietnam'da ABD'ye ve Afga­nistan'da Sovyetler Birliği'ne karşı başarıy­la uygulanmıştır. Bu savaş türüne tarihte de başvurulduğu görülmektedir; 1812'de Rus­ya, Napolyon ordularım gerilla taktikleri ile yenilgiye uğratmıştır. Birinci Dünya sava­şında ise Araplar Osmanlı ordularına karşı gerilla taktikleri kullanmışlardır. Gerilla sa­vaşına, iç savaşlarda ve özellikle bağımsız­lık hareketleri sırasında sık sık rastlanmak­tadır.

Psikolojik savaş (Psychological warfa-re), düşmana karşı askeri, ekonomik ve si­yasal yollarla propagandanın etkin bir şe­kilde kullanılmasıdır. Halkın ve düşman or­dularının düşünce ve hareket tarzına tesir ederek onların savaşma iradelerini azaltma­yı, felce uğratmayı veya kırmayı hedef tu­tar. Psikolojik savaş, hedeflediği çevreler üstünde bilimsel verilere sahip olmağa ve propoganda tekniğini bilmeğe dayanır. Bu yöntemin kullanılışı oldukça eskidir. Günümüzde ise, teknolojik gelişmeye paralel olarak iletişimin gelişmesiyle birlikte ka­muoyu analizlerinin artması ve toplumun davranışlarının ölçümünün kolaylaşması, psikolojik savaşın pratik değerini arttırmış-ür.

Soğuk Savaş (Cold War), özellikle İkin­ci Dünya Savaşı sonrasının bir kavramı olup savaştan sonra ABD ve Sovyetler Bir­liğinin temsil ettiği, Doğu ve Batı bloku ara­sındaki silahlı çatışmaya varmayan müca­deledir. Bu kavram iki blok arasındaki çetin siyasal ve ideolojik çekişmeyi anlatmak için kullanılmaktadır.

Deniz savaşı, deniz kuvvetleri arasında biribirini yok etmek, deniz menfaatlerini devam ettirmek amacıyla su üzerinde, deni­zaltında ve dolayısıyla göklerde yapılan sa­vaştır. Kürek devrinde yapılan savaşlar, dar iç denizlerde korsanlık, kıyı şehirlerinin yağması vb. şeklindeydi. Yelken devrinde de denizaşırı sömürgeler ele geçirmek ama­cıyla deniz savaşları yapıldı. XIX. yüzyılın ilk yansında savaş tekniğindeki yeni buluş­lar deniz savaşlarını geniş ölçüde etkiledi. Deniz savaşlarında ilk olarak 1829'da ma­yın, 1863'de torpido, 1893'te denizaltı ve 19O8'de uçak kullanıldı.

Nükleer Savaş (Nuclecr War), gelenek­sel klasik (konvensiyonel) silahların yerine, atomik, biyolojik veya kimyasal silahlarla yürütülen savaşlardır. Uluslararası siste­min yapısından ve savaş teknolojisindeki gelişmelerden dolayı iki süper güç arasın­daki doğrudan çıkacak bir savaşın kısa bir zamanda nükleer bir savaşa dönüşeceği açıktır. 1962 Küba füzeleri krizinde iki sü­per devlet böyle bir savaşın eşiğine gelmiş­lerdir. Nükleer bir savaşın yıkımla bitece­ğinden kuşku duyulmadığı için, taraflar

kriz sonunda muhtemel bir savaşı önleme­ye yönelik andlaşmalar yapmışlardır. Bu doğrultuda 20 Haziran 1963'de bir bunalım anında yanlış anlamaların riskini önlemek ve en yüksek düzeyde doğrudan iletişimi sağlamak amacıyla "Kırmızı Telefon And-laşması" ve 31 Eylül 197Vde de iki ülke ara­sında yanlışlıkla bir nükleer savaş çıkması­nı önleyecek tedbirleri belirleyen "Kaza Önlemleri Andlaşması" imzalanmıştır. Nükleer savaşların en büyük özelliği tahrip gücünün yüksek oluşundan dolayı caydırı­cılığının fazla oluşudur.

Yıkıcı savaş, gizli kuruluşlar tarafından bir memleketin otoritelerine karşı girişilen halkın bir kısmının desteğini sağlamış ola­rak veya olmayarak kararlaştırılıp hazırla­nan, sevk ve idare edilen bir harekettir. Tu­zağa düşürücü ve sürekli bir savaş şeklidir ve etkinliği sağlamak için her usule başvu­rulur. Düşmanın siyasi, idari ve askeri teş­kilatına ait şu veya bu kesimin kontrolün­den, siyasi ve sosyal düzenin yıkılmasına varıncaya kadar, çok değişik maksatlarla yapılabilir.

Yıldırım savaşı (Blitz krieg), Alman­ya'da III. Reich yöneticilerinin kendi istek­lerine göre sevk ve idare etmek istedikleri savaş şeklidir ve hareket süratine, düşma­nın savaş araçlarına üstün gelecek güçlü si­lahlar (tank, uçak) kullanmağa dayanır. (1939-1941'de Polonya'ya, Sovyetler'e ve Fransa'ya karşı uygulanmıştır).

Tayyar ARI BkSoğuk Savaş