Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Seçmecilik - İslami Bilgiler - 16. Sayfa

 

SEÇMECİLİK

 

Mevcut felsefi sistemlerden değişik dü­şünceleri seçip almak suretiyle oluşturulan birleştirme yöntemi ve bu yöntemle oluşan felsefî sistemin adıdır.

Seçmecilik, bu tanımlama ile hem bir felsefî yöntem, hem de bir felsefî öğreti ola­rak belirtilmektedir. Bir seçmeci filozof, muhtelif ve hatta birbirine zıt sistemlerden aktarmalar yaparak yeni bir sistem kurar ve bu sistemin kurulması için başvurulan ak­tarma veya seçme yöntemini kullanır. Ya­pılan felsefî işlem, seçmeci bir yöntem, oluşturulan felsefî sistem de seçmeci bir öğ­reti olarak isimlendirilir.

Seçmecilik, etimolojik olarak, Yunan-ca'da seçmek anlamına gelen "eklektikos" veya "eklegein" köklerinden türetilerek bu­günkü batı dillerinde kullanılan bir kavram­dır. Yunan medeniyetinde ve İlkçağ felse­fesinde seçmeci öğretiyi en belirgin bir şe­kilde temsil eden bir ekol olarak İskenderi­ye Okulu'nu anmak gerekir. İskenderiye Okulu, Doğu ve Batı bilim ve felsefesinin kaynaşarak yeni bir felsefi anlayışın şekil­lenmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu ne­denle çoğu felsefe tarihçisi, Helenistik dö­nem felsefî ve düşünsel gelişmesini seçme­ci yöntemin bir zirve noktası olarak görür­ler. Hatta bu seçmeci yöntemin bir dönem tarafından temsil edilmesi, bazı felsefe ta-rihçilerince de, Helenistik döneme nasip ol­muştur. Bu dönemin seçmeci niteliği, sade­ce İskenderiye Okulu gibi ekoller ve ku­rumlar çerçevesinde görülmekle kalmayıp, dönemin genel bir özelliği ve düşünmenin ve felsefî düşüncenin temel belirleyicisi ol­masıyla da belirginleşmektedir. Geçmiş

bilgilerin ve düşüncelerin sisteme kavuştu­rulması çabasının yanında, bu bilgi ve dü­şüncelerin antolojik nitelikteki text-bo-ok'larda toplanmış olması da dönemin seç-meci yöntemini gösteren önemli bir özelli­ğidir.

Ayrıca, İlkçağ Yunan felsefesinde seç­meciliğin Patamon Okulu tarafından temsil edildiğini klasik felsefe tarihçisi olan Dio-genes Laertius'dan öğrenmekteyiz. İsken­deriyeli bir filozof olan ve Kuruma Dair isimli kitabın yazarı Potamon, kendinden önceki felsefî kuramlarda hoşuna giden yönleri ve fikirleri birleştirerek seçmeci bir okul kurmuştur. O, seçmeci öğretisinde akıl-hayal birlikteliğini savunur ve yargıyı, oluşturduğu bu birliktelik ile açıklar.

Potamon, ilk seçmeci fizozof olarak ta­nınmasına rağmen, bu sistem veya yöntem, çok daha önceleri Philon, Plütarhos veayn-ca Galien, Ciceron ve septik düşüncenin dı­şındaki pek çok filozofta mevcuttur. Siste­min İlk temsilcisi sorunu, tartışılır özelliği­ni koruyor olsa da, en belirgin seçmeci filo­zofun Potamon olduğu da bir önemli ger­çektir. Zira mantık, ahlâk ve fizik ile uğraş­tığı bilinen Potamon, bunların ilk ikisinde Stoacılarla Epikürcüleri uzlaştırmaya ça­lışmış ve aynca, Aristoteles'in dört fiziksel Öğesine değinmiştir. O'nun Platonculuk ile ilgilendiği de zikredilmektedir. Nitekim ba­zı felsefe tarihçileri onun, Platon'un Timai-os isimli diyalogunu yorumlayan bir esere de sahip olduğunu söylemektedirler.

Ayn düşünme ve inanç sistemlerini bir sisteme bağlama yöntemi olarak da tanım­lanabilecek olan seçmecilik, bu tanımdaki inanç yönü ile, Manihaizm'de kendisini göstermektedir. İranlı Mani, bu yöntemi dinde kullanmıştır. Ayrıca Zerdüşt, Babil

Yeniplatonculuğu'nu Suriye Hıristiyanlığı ile kaynaştırmak suretiyle yeni bir dinin ku­rucusu olmuştur.

Seçmeciliğin kurucusu ve isim babası olarak VictorCousin (1792-1867) anılmak­tadır. "Sistemler doğrulukları oranında ger­çek geçerli; inkâr ettikleri kadar da yanlış­tır" ilkesiyle meşhur olan Victor Cousin, bu temel savdan hareketle sistemlerin doğru yönlerinin alınıp kullanılabileceğini ve za­ten tam mükemmel bir sistemin de mevcut bulunmadığını ve olamayacağını söyle­mektedir. Doğruluğa ve hakikate en yakın felsefî sistem, ancak seçmeci bir yöntemle oluşturulabilir. Fransa'da felsefe tarihçili­ğinin temellerini de atan Victor Cousin, felsefe tarihindeki sistemleri dört başlık al­tında toplar: Duyumculuk, İdealizm, Şüp­hecilik, Mistisizm. Tüm bu sistemler, haki­katin belirli bir yönünü ele almıştır. Seçme­ci bir sistem ise bu sistemlerin her birindeki doğrulan almak suretiyle hakikate daha çok yaklaşmaktadır.

Victor Cousin, bu seçmeci yöntem ile kurduğu felsefî sistemini oluştururken, psi-kolojiik metottan yararlandı ve Kant'ın sis­temini spiritüalist bir sistem içinde birleş­tirmeye çalıştı. Ayrıca Cousin, îskoçya fel­sefesi ve Platonculuk'tan da yararlanmış bir düşünürdür.

Seçmeciliğin ikinci ve önemli simaların­dan bîr diğeri de Theodore-Simon Joufroy (1796-1842)'dur. Seçmeci okulun başkanı Victor Cousin'den derin bir şekilde etkile­nen Th. Joufroy, Cousin gibi duyumculuğu eleştirerek İskoçya felsefesine yönelmiştir. Nitekim kendisi, İskoç Okulu'nun temsilci­lerinden olan Thomas Reid ile D. Stewart'ın eserlerini kendi dili olan Fransızca'ya aktar­mıştır.

Th. Joufroy'un, Sainte Beuve gibi eleş­tirmenleri de etkileyen estetik kuramında da seçmeciliğin izleri görülür. Nitekim Th. Joufroy güzeli, "türlülükte birlik" olarak ta­nımlayan V. Cousin'e karşı çıkar ve türlü güzel nesneleri karşılaştırarak "hepsinde ortak olan nitelik" olarak tanımlar, özellik­le spiritüalist seçmeciliğin diğer önemli dü­şünürleri olarak, Laromiguiere, Royer-Collard ve Maine de Biran hatırlanmalı­dır.

Ali DÖLEK