Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Sentez - İslami Bilgiler - 22. Sayfa

 

SENTEZ

 

Sentez, mantıkta, tümdengelime (de-düksiyon) dayalı akıl yürütmenin genel me­toduna verilen isimdir. Bu genel metod, ba­sitten karmaşığa, genelden özele, tümelden tikele, zorunlu olandan olumsal (contin-gent) olana, bir ilkeden onun tatbikine, se­bepten neticeye giderek çözüme ulaşma ve­ya mevcut bir problemi çözme amacını ta­şır.

Sentez, yine mantıkta ve onun bir bölü­mü veya yan çalışma dallarından biri olan metodolojide (yöntembilimde) analiz yolu ile elemanlarına ayrılmış bir bütünün yeni­den birleştirilmesi ve oluşturulması anlamı­na gelmektedir. Gerçek bir sentezin hedefi, basit öğeleri bir araya getirerek yeni bir bü­tün yapmaktır. Ancak sentezin, gerçek bir bilimsel çalışmanın bütün aşamalarında, başarılı bir sonuç verebilmesi İçin analiz metodu ile ortak bir çalışmaya girmesi ge­rekir. Zira, bilinmeyen bir şeyi bulup çıkar­mak gibi bir özelliğinin yanında metodolo­jinin bir önemli niteliği de bilinen birşeyi başkalarına gösterip ispat etmek için fikir­lerin iyi bir şekilde sınırlanması ve kullanıl­masıdır. Bu ikinci amacın gerçekleşmesi ise ancak sentez yardımı ile mümkündür. Sentez metodu, mevcut bütünün analiz yolu üe parçalarına ayrılması sonucu gerçekleş­tirilen ipsatlamalann bütüncül bir sonuç, mantıkî bir tutarlılık ile doğrulanmaları ve

genel bir kuralın ve kanunun oluşturulması için de önemli bir işleve sahiptir.

Sentez, ele aldığı, analiz yolu ile çözüm­lenen ve ayrıştırılan parçalar ve bu parça­lardan oluşan bütünün özelliğine ve cinsine göre ikiye ayrılır. Bunlar, deneysel sentez ve rasyonel sentez olarak adlandırılmakta­dırlar.

Deneysel sentez veya bileşim, cisimler veya maddî varlıklar, nesneler üzerinde ya­pılan sentezlerdir. Bilimsel çalışmaların de­ney ve gözlem aşamalarında kullandığı sen­tez bu tür oluşturulan deneysel sentezdir. Mesela, oksijen ve hidrojen moleküllerine ayrıştırılan suyun tekrar bileşimi veya priz­ma ile ayrılmış olan yedi rengi birleştirerek tekrar güneşin beyaz ışığını yapmak, birer deneysel sentezdir.

Rasyonel (zihinsel, manevî) sentez ise basit elemanlarına ayrılmış olan bir kavram veya fikri birleştirmeyi ifade etmektedir. Özellikle matematik alanında rastlanılan ve sık sık başvurulan rasyonel sentez, bilimsel çalışmaların teori, varsayım ve bilimsel ka­nun oluşturulması safhalarında da kullanıl­maktadır. Nitekim deneysel bilimlerle de teorilerin kurulması bir sentez aşamasını ifade etmektedir. Bu aşamada tümdengeli­min (dedüksiyonun) yardımıyla çeşitli fi­kirleri, deneysel veriler ve gözleme dayalı sonuçlar ile düzenleme, birleştirme, bütün­cül (total) bir yargıya, fikre ulaşma sözko-nusudur. Mesela, fizikte evvelce bulunmuş mevcut bir yerçekimi kanunu belirtilir ve bir iki deney yapılarak kanun ispat edilir. Psikolojide, en basit eleman ve tüm ruhî ve zihinsel faaliyetlerin ilk aşaması olarak ka­bul edilen duyumlardan hareket ederek bunların karmaşık şekilleri olan çağrışım, hayalgücü, yargılar ve akıl yürütmelerin meydana gelişleri, oluşumları gösterilir. Tarih alanında ise geçmiş bir olayın doğru­lanması veya bir geçmişi canlandırmak amacıyla birçok belgeler toplanır ve bun­ların yardımıyla binlerce ve hatta yüzbin-lerce yıl önceki toplumların hayatı, geçirdi­ği evreler tesbit edilir ve yeniden kurulur. Burada ve bu gibi pek çok bilimsel çalışma örneklerinde hep tümdengelime (dedüksi-yona) dayalı bir düzenleme, birleştirme, kı­saca bir sentez sözkonusudur.

Bilimsel metodun Önemli iki akıl-yürüt-me biçimi olan tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (endüksiyon) yanında bunla­rı tamamlayan ve bunlardan daha yüksek birer dereceye sahip olduğu söylenen yön­temler, analiz ve sentezdir. Tümevarım ve tümdengelim metodlan, basit deneysel iliş­kilere dayanır; eşya ve olayların görünüşle­rine göre niteliklerini ele alırlar. Analiz ve sentez ise daha derin ve esaslı özellikler araştırır. Olaylar ve olgular arasındaki ölçü­yü ve kesinliği sağlayan ve koyan da yine bu iki metod, analiz ve sentezdir. Tümevarı­mın en yüksek şeklinin analiz olmasının ya­nında, sentez, dedüksiyonun daha yüksek şeklidir. Bu anlamda, bilimsel çalışmalar teori veya varsayım oluştururken mevcut kanunlar ve varsayımlardan hareketle sen­tez ile başlar, deneysel çalışmalar esnasında analize başvurur ve bu deneylerin sonuçla­rının değerlendirilmesi ve yeni kanunlar oluşturulması amacıyla son aşamada tekrar sentez metoduna yönelirler. Demek ki, bi­limsel bir tavır, sentez-analiz-sentez grafi­ğini takip eder. Diğer bir bakış açısıyla da bilimlerin incelemelerinin başlangıcının tümevarım ve tümdengelim olduğu, analiz ve sentezin ise bunların ölçü ve kesinlik ka­zanmış bulunan yüksek şekilleri olduğu görülür.

Yukarıda belirtilen bilimsel çalışmalar­da olduğu gibi zihnî ve düşünsel planda da iki sentez arasında bir analiz mevcuttur. Tam ve doğru bir bilgi elde etmek için iki sentez arasında bir analiz yapmak gerekir. Sentez bir ispat ve kontrol yoludur.

Sentezde iki mevcut şarta dikkat etmek gerekin

1- Bir bütünün -ki bu bütün, bir nesne ve­ya maddî bir bütün olabileceği gibi, zihin­sel, aklî bir bütün, yani fikir de olabilir- onu oluşturan gerçek unsurlarına ayrılmasına özen gösterilmelidir. Zira eksik veya fazla bir unsur, sentezin doğruluğunu ve hedefi­ne ulaşmayı engeller.

2- Bir bütünden ayrıştırılmak suretiyle elde edilen parçalar veya unsurlar, gerçek ve doğru bir sıraya göre tertip edilerek bir-leştirilmelidir. Ayrıca bu tertipte, hiçbir un­surun dışta bırakılmamasına da dikkat et­melidir. Aksi takdirde, bütünün bütünselli­ğine (totalliğine) zarar vermiş olur.

Metot konusu üzerinde hassasiyetle du­ran ve hatta metodolojinin kurucusu olarak kabul edilen Descartes, bu son şarta, doğru sayım ve denetleme ismini vermektedir.

Deneysel sentez, bilimsel çalışmalara yöntem oluşturmalarından da görülebilece­ği gibi, daha çok yeni bir şey elde etmeye yarar. Zihinsel sentez ise daha çok bir ispat­lama yolu olarak kabul edilir. Nitekim ma­tematikte iki iane ikinin toplanması sonu­cunda dört edeceğinin söylenmesi bize yeni bir bilgi vermez. Sadece bir akıl-yürütme sonucu, mevcut bir iddianın ispatı yapılmış olur. Bu görüş, Kant'ın sentetik-analitik önermeler ayrımına kadar geri götürülebi-lir. Kimyasal ve fiziksel alanda ise elemen­tin bileşimi sonucu elde edilecek olan yeni

bir bileşik veya iki rengin karıştırılması ile oluşturulacak bilinmeyen bir renk, bize is­patlama yolunu değil, yeni bir bilgi kazan­ma yolunu göstermektedir. Deneysel sen­tezler, bize daha çok yeni bir olguyu tanı­tan, zihinsel sentezler ise yeni bir ispatlama biçimini gösteren sentez türleridir.

Genel metodolojik ve bilimsel olarak ele alınan sentez kavramı, mantıkta, diyalektik sürecin üçüncü aşaması olarak da kabul edilmiştir. Tez ile antitez ikiliğinin (düalite-sinin) veya çatışmasının zorunlu bir sonucu olarak görülen sentez, en belirgin ve açık yorumunu Hegel (1770-1831)'de bulmak­tadır. Hegel, evrenin yorumunda diyalektik bir işleyişin mevcudiyetine inanmaktadır. Ancak onu, daha sonraki diyalektikçilerden ve Özellikle diyalekük-materyalisilerden ayıran önemli ve Özgün yön, Hegel'in saf olarak tez ve antitezin varlığını kabul etme­mesidir. O, sentezlerin var olduğunu söyler. Her sentez, kendi içinde mevcut olan bir tez-antitez düalitesine ve bunlar arasındaki mevcut bir çatışmaya sahiptir. Bir şey, aynı zamanda karşıtını da içermektedir. Ancak, herşey kendilerinde mevcut bulunan karşıt­larını reddetmekledir. Bu red veya inkar so­nucunda kendilerinden çıkan yeni bir şey bu ilk reddi de reddeder. Böylece bir sentez ortaya çıkar. Görüldüğü gibi, Hegel, sente­zi, bir reddetmenin reddetmesi anlamında ele almaktadır.

Ali DÖLEK Bk. Analiz