Sibernetik - İslami Bilgiler - 25. Sayfa
SİBERNETİK
Sibernetik, makinalarla, insanlarla ve diğer organizmalarla ilgili bir dizi araştırma
ve teoriyi ifade eder. Bu araştırma ve teorinin yoğunlaştığı noktalar, a) Maki nal ar in veya organik yapıların geri besleme yöntemine dayalı süreçlerindeki otokontrol ve otobakım işleri; b) Makinalarda veya canlı sistemlerde bilgi aktarımı. Sosyal bilimlerdeki modern şekliyle "sibernetik" kelimesi ilk defa N. Wiener tarafından 1949'da yayınlanan Sibernetik veya Canlı ve Makinalarda Kontrol ve İletişim (Cybernetics, or Control and Comnunication in the An imal and the Machine) kitabında kullanılmıştır.
Sibernetikle ilgili araştırma ve teoriler, kendi aralarında da bağıntılı olan iki grupta incelenir: Kontrol ve iletişim.
Bir zamanlar makinalann teorisinde ser-vo-mekanizmalarda çok açık olan bir şey vardı: Makinanın bir parçası enerji ve güç sağlarken, diğer biri bunların miktarını kontrol edebilirdi. En basit servo-mekaniz-malarda bile kontrol işlemini yürüten par çanın doğrudan doğruya insan tarafından kullanılması gerekiyordu. Örneğin, eski model ısı makinalarında sıcaklık düştüğünde bunun farkına varan işçi, ya kazanın çok yanması için verilen havayı artıracak, ya da makinaya yakıt temin eden mekanizmayı çalıştıracaktır. İşte bu sistemde içine insanı da alan bir geribesleme şebeke ağı sözkonu-sudur. Şimdilerde modern termostatların kullanıma konulmasıyla işçinin aleti istediği sıcaklıklara ayarlayabilmesi mümkün olmuştur. Sıcaklık arzu edilen düzeyi aştığı zaman, ısı kaynağını kontrol eden mekanizma kapanır veya bu düzeyin altına düştüğünde de bu mekanizma açılır. Bu şekilde de baştan bir kere ayarlandıktan sonra, herhangi bir insan müdahalesine ihtiyaç göstermeyecek şekilde bir denge veya homeos-tatik durumu korumak sorun olmaz. Hatta sistemi daha da karmaşık bir duruma sokabiliriz; şöyle ki, termostat da ayan yapılan sıcaklığı zaman içinde periyodik olarak değiştirilen bir başka mekanizmaya bağlanır, böylece farklı zamanlarda termostat farklı sıcaklıklar için çalıştırılabilir.
Makinalann bu tür kullanılmalarında^ teorik mantıktan faydalanarak canlılara -özellikle de insana- faydalı sonuçlar verecek formülasyonlar da elde edildi:
a) Şu giderek açıklık kazanıyor ki, herhangi bir "amaca yönelik hareket"de, hareketin kontrolünü geri-besleme yöntemiyle cemin edecek bir kontrol şebekesi olmak zorundadır,
b) Karmaşık sistemlerde bu tür kontroller bir hiyerarşiye tabidirler,
c) Her ne zaman kontrol şebekesi ve geri-beslenme işlemi ile karşı karşıya gelirsek, bunun anlamı amaç yönelimli bir hareketin bulunmasının muhtemel olduğudur.
Yukarıdaki izahlardan da anlaşılacağı gibi, kontrole ait sibernetik teorisi; işin yükünü sisteme yönelik hareketin sonuçlarına yüklemez. Onun yerine yük, asıl çalışan birinin kontrolünün geri-besleme ile nasıl gerçekleştiği üzerinde yoğunlaşır.
İletişim kavramı, aslında, geri-besleme işlenil i kontrol teorisinde zımnen mevcuttur. Zira çalışan bir makinadan veya bir yerden kontrol mekanizmasına geri yollanan haberin boyutları, bu haberin yol açtığı etkilerin boyutlarından çok daha küçük çaplıdır, bu tabii ki sadece bir sinyaldir. (Etkinin kendisini enerji olarak ölçmek mümkündür, ancak bu geri-besleme ile yollanan sinyalin de enerji cinsinden olmasını gerektirmez). Gene bunun aynısı, kontrol mekanizmasından diğer parçalara iletilen sinyaller için de söylenebilir, bu nedenle de sibernetik teorisince öngörülen ağı kontrole dayalı
bir sistem olarak düşünülebileceği gibi, iletişim sistemi olarak da düşünmekte bir beis yoktur.
iletişim sistemlerinde bilgiye ait matematik teorisi, gönderilen sinyallerin anlamı üzerinde fazla durmaz, asıl üstünde durduğu şey bu gönderilen sinyallerin, diğer sinyal sistemlerine kıyasla taşıyabildikleri bilgi kapasitesi ve ayrıca iletişim kanallarından geçiş esnasında mesajı bozabilecek parazit ve kaçamaklardır.
Bilgi kapasitesinin Ölçü olarak kullanımı ile anlama ne kadar yaklaşıp uzaklaşıldığı açıkça anlaşılır. Zira bu yöntemle, anlamlı bir mesaj taşımasalar bile, iki sinyal sistemi arasında bilgi kapasitelerini mukayese imkânı elde edilir. Örneğin 85 karakterli bir daktilo, her satır başına 60 karakterden toplam 25 satir için 1500 karakter üretir. Eğer biri iki sinyalli telgraf bordu kullanmak suretiyle mümkün olan tüm 1500 karakteri daktiloda yazmaya kalksa, bunlar ister anlamlı, ister anlamsız olsun görecektir ki, bu işlemi tamamlamak için yaklaşık 9614 telgraf sinyali gerekecektir. (Bu tür mesajların toplam sayısı ise 8515OO'ü bulur). Şu halde daktilo ve telgraf bordlannın taşıma kapasiteleri 9614/1500 oranla belirlenir, bu sayı 614/100 veya 6.41'e tekabül eder.
Bu örnek ilk bakışta insanda uyandırdığından daha büyük bir öneme sahiptir. Çünkü bir sinyalin bilgi kapasitesini ölçerken referans olarak her biri diğeri kadar muhtemel olan 2 sinyalden oluşan bir baz kullanılır ki, bu tür iki-sinyale dayalı sistemlerdeki her bir sinyalin şekli biner birimine (bit) tekabül eder; herbiri diğerleri kadar muhtemel sekiz sinyalli bir sistemde herbir sinyal şeklinin üç bitlik bilgi içeriği vardır. Bunu şu örnekle daha iyi anlayabiliriz: Şayet elimizde sekiz muhtemel, eş olasılıklı bir sinyaller sistemi varsa, örneğin ABCDEFGH gibi, A'nın şekli alıcıyı bunun A olduğunu BCDEFGH olmadığı yönünde enforme eder. Aynı enformasyonu iki sinyalli sistemde elde etmek içinse üç sinyale ihtiyaç vardır. Bunların ilkinde bir bitlik bilgi vardır, bu bilgi ile sekiz muhtemel sinyalden dört muhtemel sinyale düşülür. ABCD tutulur, EFGH bırakılır. İkinci sinyal vasıtasıyla da ABCD'nin AB'ye indirgenişi sağlanır ve CD bırakılır. Son sinyalle de B bırakılır A tutulur. Böylece ABCDEFGH'ın A'ya indirgenişi ikili (binary) sistemde üç basamakta gerçekleştirilmiş olur. Eğer herhangi bir şekilde "A"yı doğrudan doğruya verme imkânınız olsaydı, aynı bilgiyi tek basamakta aktarmış olurdunuz. Bundan dolayı da' bilgi taşıma kapasitesi açısından sekiz eş-olasılıklı sinyal içeren bir sistem iki sinyalli sistemden üç kere daha verimli çalışır. Daktilo bordu örneğindeki her daktilo karakteri 6.41 bitlik bilgiyi taşır veya başka şekilde söylersek 85 karakteri tek karaktere düşürünceye kadar 6.41 biner basamaktan geçmek gerekecektir; halbuki daktilo bor-dunda bu işlem tek bir basamakta bitirilir. Konuşulan örneklerde bir sinyalin olasılığının, daha doğrusu tüm muhtemel mesajlarda görünme sıklığının, sinyal sistemindeki diğer sinyallerinkiyle eşit olduğunu varsaymıştık. Bir sinyal grubundaki sinyallerin olasılıkları diğerlerinin olasılıklarına eşit olmadığı zamanlarda, belirli bir sinyalin taşıdığı ortalama bilgi iki tabanına göre logaritma alınarak gene hesaplanabilir (böylece hesap biner tabana göre yapılmış olur). Logaritması alınacak sayı l/P dir ki, burada P sinyalin olasılığını temsil eder (bu aslında sinyaller eşolasılıklı olduklarında
da kullanılan formüldür, yal nızca bu durumda olasılık sadece l/N dir ki, N bu formül için muhtemel sinyal sayısıdır. Sinyaller eşolasılıklı değilse olasılık başka yöntemlerle hesaplanmalıdır). Bu durumda, önceki sekiz eşolasılıklı sinyal örneğinde, sinyal başına düşen bilgi miktarı loge 1/114 veya loge 4 ya da 2'dir. Bu durumda A iki bitlik bilgi taşıyor demektir. Sinyallerin eş olasılıklar taşımadıkları durumlarda sinyal başına düşen bilgi miktarını ölçerek, taşınan bilgi miktarını ölçmek mümkün olur. Bunun sebebi şudur: Semantik açıdan anlamlı sinyallerin kombinasyon kuralları bazı sinyallerin daha sıklıkla rastlanmalarına, diğerlerinin de daha az rastlanmalarına yol açar. İngiliz alfabesi için de durum böyledir. Bu şekliyle bilgi teorisi dolaylı olarak semantik enformasyona bağlanmış olur. Taşınan gerçek sibernetik bilgi miktarını ölçebilecek şekilde sibernetiğin bilgi teorisi ile semantik enformasyonun doğrudan birbirlerine bağlanmaları daha zordur. Yalnızca bazı basit durumlarda bu gerçekleştirilebilir. Mesela, bilsek ki gelecek sekiz dakika için her dakika bir tren kalkış yapacak, ne zaman kalkacağını soranlara vereceğimiz sekiz muhtemel yanıt vardır: 1,2,3,4,5,6,7, veya 8 dakika. Cevap diyelim "bir dakika" olsa, üç bitlik semantik enformasyonun taşındığı söylenebilir. Çünkü cevap veren sadece "evet" veya "hayır" diyebiliyor olsa, bilgi sonucu için bu bilgiye ulaşmak üç soru gerektirecektir.
Bir mesaj serisi için, bir kere bir bilgi ölçüsünü tutturduktan sonra, artık aktarılan bilgi miktarını bulmak mümkün hale gelir. Bu da bilginin çıkış miktarından aktarılma esnasında eklenen miktarın düşürülmesiyle veyahut da giriş esnasındaki bilgi miktarn-dan aktarılma esnasında kaybolan bilgi miktarının çıkarılması ile elde edilir.
Daha Önce de işaret edildiği üzere geri-besleme İşlemli herhangi bir kontrol sistemini iletişim sistemi olarak düşünmek kabildir. Buna bağlı olarak da, tek tek organizmaları veya grupları sinyal sistemi kullanan iletişim sistemleri olarak tanımlamak mümkündür (bu sistem bizim sıradan iletişim olarak düşündüklerimizden başka organizma ve uyarım ilişkilerini de içerir). Bu benzerlik imkânı nedeniyle de bilgi teorisini psikolojik ve sosyolojik içerikli bazı araştırmalarda da kullanmak mümkün olmuştur.
Oyun Teorisi'ni de sibernetiğin bir parçası olarak düşünmek kabildir. Çünkü kesinliğin olmadığı durumlarda gerek insandaki, gerek makinalardaki iletişim, geri-besleme ve kontrol mekanizmaları mutlaka olasılık tahminlerine dayalı düşünme ve ka rar süreçleri ile yürütülür.
D. Mac Rae, "Sibernetik ve Sosyal Bilim" adlı yazısında kendinden öncekilerin ve N. Wiener'in çalışmalarının bir muhasebesini, sonuçta sibernetiğin sosyolojik çalışma ile ilintisi üzerine yorumlarla bağlıyor. Çalışmasının büyük kısmında sibernetik eksene alınıp yapılan benzetmelerin lek başlarına sosyal bilimlerde devrim yapabilecekleri konusuna şüphe ile yaklaşıyor. Mac Rae "Sosyal bir evren... sibernetiğin en çok ilgi alanına giren ilişkilere ait matematik ifadelere yetecek bir örnek kümeyi oluş-turamıyor. Diğer yandan şunda en ufak bir şüphem yok ki, birisini yeni diliyle ve takınacağı bu yeni tutum ile tasavvur etmek, dinamik sosyal süreçlerin önemli bir kısmının yapısını anlamamıza yarayacaktır."
"Sibernetiğin müşkülleri, davranış psikolojisinin tüm çeşitlerinin de müşkülleridir, çünkü sibernetiğin kısmen esas yapısında bu vardır" tipindeki geleneksel tavırların yerini bu benzetmelerin alabileceğinden de şüphe ediyor. Sonuçlan incelerken Mac Rae, Örneğin sınıf yapılan İçin sibernetiğin tekniklerini sosyal organizasyonlara ait çalışmalara uygulayabilme konusunda, bir sosyal araştırmaya ayrılabilecek geniş bir saha sezinliyor.
(SBA)
İslami Okul Okulların En Önemlisi