Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Sistem - İslami Bilgiler - 31. Sayfa

 

SİSTEM

 

Sosyal ve uygulamalı bilimlerde karşı­lıklı ilişki halinde bulunan elemanların oluşturduğu bir bütünü ifade etmek için kullanılan kavram.

Sistem kavramı çeşitli şekillerde tanım­lanmıştır. Genel Sistem Teorisi'nin kurucu­su Ludwing von Bertalanaffy'nin "karşılıklı ilişki halinde bulunan elemanlar topluluğu" olarak tanımladığı sistem kavramı, günü­müzde daha çok "her biri değişik durumlar­da bulunabilen çeşitli elemanların bir bütü­nü" şeklinde tanımlanabilmektedir. Aynca, "kendi aralarında ilişkili öğeler bütünü ve­ya bir aradaki işlevler dizisi" şeklinde de ta­nımlanabildiği gibi sistemin, "nesnelerin, bu nesneler ve onların simgeleri arasındaki ilişkilerin bir bütünü" olarak da tanımlan­ması mümkündür.

Önce doğal ve uygulamalı bilimler ala­nında kullanılmaya başlayan sistem teori­sinde, karşılıklı etkileşim halinde bulunan onlarca farklı elemanın bir araya geldiği bi­yolojik varlıklar birer sistem (bütün) olarak ele alınmış ve sistemin işleyişi üzerinde ça­lışmalar yapılmıştır. II. Dünya Savaşı'nı iz­leyen yıllarda sistem kavramı sosyal bilim­lerde de kullanmaya başlanmıştır. Ameri­kalı sosyolog T. Parsons, bu kavramı sosyo­lojiye, D. Easton siyaset bilimine, M. Kap­lan da uluslararası İlişkiler disiplinine taşı­mışlardır.

Parsons insan eylemlerinin birbirinden ayrılmış olmadığını ve bunların kümeler halinde oluştuğunu savunmuş ve davranış kümelerinin meydana getirdiği bütünü sis­tem kavramı ile ifade etmiştir. Von Bertela-naffy'nin Genel Sistem Teorisi'ne karşılık olarak Parsons, Eylem Sistemi Teorisi'ni geliştirmiş olup sosyal sistem ve bunun alt-sistemleri üzerinde durmuştur.

Tanımlarda da dikkat çektiği gibi siste­min en belirgin özelliği "bir bütün" olması­dır. Sistemin ifade ettiği bütün, karşılıklı et­kileşim halinde bulunan çeşitli elemanlardan, farklı nesnelerden, ilişkilerden ve rol­lerden oluşmaktadır. Bütünü meydana geti­ren unsurlar (elemanlar, nesneler, işlevler, roller, ilişkiler) tesadüfen biraraya gelmiş olmayıp her biri belli bir işlevi görecek şe­kilde biraraya gelmiş ve bir bütünü oluştur­muşlardır. Bu unsurlardan her hangi birisi bütünden (sistemden) çıkarıldığında siste­min işleyişi bozulmakta ve bütün işlemez hale gelmektedir.

Bir sistemi oluşturan temel unsurlardan her birisi kendi içinde ayrı bir bütünü temsil etliğinden bunlar da alt-sistem (sous- syste-me- subsystcm) olarak değerlendirilmekte­dir. Bu durumda sistem, alt-sistemlerin uyumlu şekilde bir araya gelip meydana ge­tirdikleri bir bütün olarak görülmektedir. Bir toplumun bütün kurumlarını, kültürü­nü, yapılarını, değerlerini içine alan sosyal sistemin pek çok alt-sistemden meydana gelmiş olduğu söylenebilir. Parsons, siyasî sistemi, ekonomik sistemi ve kültürel siste­mi sosyal sistemin alt-sistemleri olarak ele almıştır. Genel olarak biyo-sosyal sistem, çevre (ecologique) sistemi, ekonomik sis­tem, kültürel sistem ile siyasî sistem gibi alt-sistemlerin sosyal sistemi meydana ge­tirdiği kabul edilmektedir.

Her sistemin (bütün) karşılıklı etkileşim halinde bulunduğu bir çevresi vardır. Sis­tem olarak ifadesini bulan bütünler, ister bi­yolojik, ister sosyolojik olsun, çevrelerinde girdi alır ve yine çevrelerine çıktı gönderir­ler. Çevre, bir sistemin etkileşim halinde bulunduğu diğer sistemlerin oluşturduğu bir bütün olarak karşımıza çıkmaktadır ki, bu da bir sistem olarak değerlendirilmeli­dir. Sosyal ve siyasî sistemlerin toplum içi ve toplum dışı olmak üzere iki çeşit çevrele­rinden söz edilebilir. Sosyal ve siyasî sistem in ilişki hafinde bulunduğu uluslararası sistem, uluslararası ticaret sistemi, ulusla­rarası hukuk sistemi ve uluslararası kültürel sistem gibi ülkenin sınırlan dışında kalan sistemler toplum dışı çevreyi meydana geti­rirlerken siyasî ve sosyal sistemin etkileşim halinde bulunduğu (girdi alıp çıktı gönder­diği) ekolojik sistem, kişilik sistemi, kültü­rel sistem, değer ve inanç sistemi gibi, ülke sınırları içerisinde bulunan sistemler de toplum içi çevreyi meydana getirmektedir­ler.

Doğal ve sosyal evrende bulunan yüzler­ce sistemi canlı ve cansız diye tasnif etmek mümkündür. Sosyal sistemler ve bunları oluşturan bütün alt-sistemler, esas itibariyle cansız sistemler olup işlemeleri için dışarı­dan yönlendirilmeleri gerekir. Canlı sis­temler olarak tasnif edilen doğal sistemler ise (güneş sistemi, sinir sistemi vb.) dışarı­dan yönlendirilmeye ihtiyaç duymadan iş­lerler. Dışarıdan yönlendirilen ve insanlar tarafından düzenlenen sistemler olan sosyal sistemler ve bunların bünyesinde yeralan alt-sistemler (yönetim sistemi, trafik siste­mi, ölçü sistemi, eğitim sistemi gibi) za­man, mekân ve toplum farklılığına bağlı olarak değişik şekillerde örgütlenmişlerdir. Sosyal sistemlerin ve bunların alt-sistemle-rinin farklı şekillerde ortaya çıkmaları, eko­nomik özellikler, tarihî miras, kültür ve zihniyet dünyası, coğrafi özellikler, inanış biçimleri ve benzeri çeşitli değişkenlerin her toplumda birbirinden farklı değerde ve özellikte bulunmasından ve bütün içerisin­deki işlevinin az-çok değişik olmasından kaynaklanmaktadır.

Davut DURSUN