Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

SiVİL iTAATSİZLİK - 33. Sayfa

 

SiVİL iTAATSİZLİK

 

Sivil itaatsizlik bir protesto stratejisidir ve İngilizleri Hindistan'ı terketmeleri için ikna kampanyasında Mahatma Gandhi ta­rafından popüler hele getirilmiştir. Sivil ita­atsizliğin Özünü, yöneticileri harekete geç­meye zorlamak amacıyla kitleleri bazı ka­nunları ihlale teşvik etmek veya resmi oto­riteyle açıkça mücadele etmek oluşturur. Amaç ikilidir; protestonun yapıldığı kötü­lüğe dikkatleri çekmek ve hükümeti protes­to edilen politika ya da uygulamayı savun­maktan vazgeçmesi için zorlamaya teşeb­büs etmektir. Eğer hükümetin almak zorun-

da olduğu önlem yeterince aşın olursa, ya­pılan çabaya değmeyeceğine karar verebilir ve hatta kendi hareketleriyle uyumsuzluğa düşebilir ve tavrım değiştirebilir. Hatta oto­riteler (yetkililer) uyumsuzluğa düşmese, tutumlarım değiştirmese de, ya da politika­nın uygulamaya değmeyeceğini düşünme-se de, protestocuların duygularım dramatik olarak göstermelerinin halkın onlara olan desteğini arttırması ve kampanyayı güçlen­dirmesi umulur. Sivil muhalefet kampanya­larının, dikkatlerin odaklandığı spesifik ka­nunların, ya da politikaların dışında saldır­gan olmaması ve gerçekten mümkün oldu­ğu kadar kanunlara uygun olması bu yakla­şımın en önemli yönüdür. Temel mantık ta­mamen mantık üzerinedir ve sivil muhale­fet ile pas ili/.m arasındaki herhangi bir bağ­lantıyı gerektirmez. Belki de bu tür şüphe­leri ortaya çıkaran Gandhi'nin tamamen bir pasif is t olmasıdır. Üzerinde durulması ge­reken, kampanyanın, moral gücünün sal­dırganlığı hükümetin tepki yoluyla protes­tocu barışsever vatandaşlar üzerine uygula­dığı görüldüğünde oldukça güçleneceğidir. Aynı şekilde, tam anlamıyla bir kanuna-uy-gunluk mutlaka gereklidir. Hindistan'daki Gandhi olayı çok sık rastlanan bir durum değildir, oradaki esas sorun daha sonra olu­şacak Hindistan hükümetinin her şeyi yö­netmeye hakkı olmasıydı. Daha doğrusu, hükümetin meşruluğu sorunu konusu değil­di, sorun özel kanunlar ve politikalardır. Burada Gandhi'nin ilk deneyimleri, 'para kullanımı' kanunlarındaki ırk ayrımına kar­şı Güney Afrika'daki Hintlilerin protestola­rını örgütlemesi en güzel örnektir. Daha sonra Hintlilerin İngiliz İmparatorluğumun eşit vatandaşları ve dolayısıyla kanunlar Önünde eşil haklara sahip olduğunu ifad etmiştir. Böylece protestocuların yaptıkları hareketlerin sonuçlarını kabul etmeleri ve tutuklanmaya itiraz etmemeleri, devlet reji­mini tehdit edenler olarak değerlendirilme-meleri için gereklidir. Benzer şekilde, 1960'larda güney eyaletlerindeki siyahlara karşı olan ırk aynmıyla savaşan kuzeyli be­yaz Amerikalılar, kanunların müsaade etti­ği ölçüde bazı kanunları ihlal etmişlerdir. Böylece, sadece "zencilere mahsus' trenlere binmişler, ama tutuklanmak, ya da cezalan­dırılmaktan kaçınmamışlardır.

Ayrıca, onların güneyli beyaz muhafaza­karları protestocuların 'Amerikalı-olmadı-ğı' ya da görüşleri dikkate alınmayacak ra­dikaller oldukları iddiasının arkasına sığın­malarına müsaade etmedikleri, bilhassa önemlidir. Daha sonra Vietnam savaşı pro­testo konusu olduğunda, bu strateji oldukça kesindi. Mecburi askerliğe karşı doğrudan eylemle devlet rejimine ters düşmemeleri­ne rağmen, ahlaki olmayan savaş diye dü­şünüp mecburi askerliğe akıllıca muhalefet edenleri vatan haini, ya da korkak olarak damgalamak çok kolaydır. (Bu o zamanki bütün savaş karşıtı protestoların kanuna uy­gun ya da barışsever olduğu anlamına gel­mez. Eğer böyle olsalardı, hareket belki de daha başarı olabilirdi).

1950'lerin ortalarından sonra benzeri taktikler İngiltere'de Nükleer Silahsızlan­ma Kampanyası tarafından, nükleer silah­lanmaya karşı denenmiştir. Özellikle yoğun trafiğin olduğu yerlerde 'oturma eylemleri' düzenlemişlerdir ve benzeri manifestolar şimdiye dek görülmeyen sayısız öğrenci ve işçi gösterilerinde kullanılmıştır. Siyasi te­ori söz konusu olduğunda, barışçı muhale­fet, ya da sınırlı ve spesifik sivil muhalefet kavramını genel siyaset teorisinin ve kanu-

ni zorunluluğun içine yerleştirmek tama­men zordur. Bireysel vatandaşın itaat ede­ceği kanunları ya da desteklemek için vergi ödeyeceği politikaları seçmeye hakkı oldu­ğu kabul edilmediği sürece, gayri-meşru hareketle ilgilenildiğinde motivasyonu dtkkate alabilmek imkansızdır. Pek çok kişi vatandaşların azınlığının sonuca katlanaca­ğından hükümetlerin bireysel politika se­çimlerinin hemen sona ereceği için demok­ratik hükümetin prensipte desteklenmeme­si konusunda hemfikirdir. Gerçekten sivil muhalefet kampanyalarıyla ilgili başarı olayı çok az rastlanan bir durumdur. Çünkü hükümetler böylesi protestolara karşı sert önlemler almayı öğrenmiştir ve böylece ge­niş sempati dalgaları bunları izlemez. Ma­mafih, sivil muhalefet teziyle demokraside­ki kanuna uygun ve barışçı protesto hakkım birbirine karıştırmamak önemlidir. Böylesi protestolar genelde sivil muhalefet kam­panyalarından umulan aynı sonucu verebi­lir.

(SBA) Bk: Sivil Toplum.