Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Sivil Toplum - İslami Bilgiler - 34. Sayfa

 

SİVİL TOPLUM

 

Siyasal toplumun karşıtı olarak kullanı­lan ve ilişkilerin ekonomik ve toplumsal faktörler tarafından belirlendiği uygar top­lumu ifade eden kavramdır. Sivil toplum, oldukça açıklayıcı olmasına ve onyedinci yüzyıldan günümüze kadar birçok önemli siyasi düşünür tarafından kullanılmasına rağmen, zamanımızda sık sık gündeme ge­len bir kavramdır. Diğerlerinin arasında, Hobbes, Locke ve Hegel devletin Örgütlü toplumu yönelmesi şeklinde, devlet ve sivil toplum arasında bir ayrım yapmıştır. Böy-

leşi bir aynm, devletin de toplumun bir par­çası olması nedeniyle, tam olarak geçerli değildir. Mamafih, kuramların resmi otori­teye ve siyasi kontrole bağlı olmasının ya-msıra, hayatımız üzerinde oldukça etkili olan ve kontrol eden bir takım birbirine ba­ğımlı ve sağlam sosyal kurumlar vardır. Bir kavram olarak sivil toplumun önemi, özel­likle Hobbes ve Locke gibi doğa teorisyen-lerinden kaynaklanır. Bunlar siyasi otorite­nin en azından hipotetik olarak gereksiz ol­duğunu öne sürmüşlerdir; yani, devletin ol­mamasının mümkün olabileceğini savun­muşlardır ve böylece geriye kalan kurumla­rı tanımlamak İçin bir kavrama ihtiyaç duy­muşlardır. Sivil toplum, böylece insanların siyasi otorite olmadan içinde hayatlarını -ekonomik ilişkiler, aile ve akrabalık yapıla­rı, dini kurumlar, vs.- yaşayabilecekleri bir yapıdır. Sivil toplum tamamen bir analitik kavramdır, çünkü siyasi otoriteden bağım­sız olarak varolamaz ve genel görüşe göre siyasi otorite olmadan uzun süre yaşaya­maz; böylece ikisi arasında net bir sınır ko­lay kolay çizilemez

Son on-yirmi yıl boyunca bir kavram olarak sivil toplumun ihmal edilmesinin iki ana nedeni vardır. Birincisi, devlet kavra­mının kendisinin çok az tartışma konusu ol­ması ve yetersiz bir şekilde "siyasi sistem" gibi kavramlarla ifade edilmesi gerçeğidir. İkincisi ise, siyasi anlayışta sosyolojik mo­delleri kullanmaya doğru büyüyen eğilimin siyasi faaliyet ve sosyal faaliyet arasındaki engelleri yoketmeye çalışmasıdır. Her iki­sine de ideolojik, kültürel, ya da hatta eko­nomik tarzları belirten manifestolar gözüy­le bakılmıştır. Gerçekte, bu anlamda devlet ve toplumun birbirine karışması sorunu da­ha duyarlı olarak her biri kendi bağlamında

çözülebilecek amprik bir sorun olarak gö­rülmelidir.

(SBA)