Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

SİYASAL ANTROPOLOJİ - 35. Sayfa

 

SİYASAL ANTROPOLOJİ

 

Siyasal antropoloji, sosyal ve kültürel antropolojinin bir koludur. Antropolojinin ve ana dallarının son 40-50 yılda süratle ge­lişmesi, bazı karma yaklaşımlara yol açmış­tır. Siyasal antropoloji de, ekonomik antro­poloji, hukuk ve eğitim antropolojileri gibi klasik sistem görüşüne ve ilkesine bağlı ka­lan karma yaklaşımlardan biri olup, siyasal yapıların ve rollerin farklılıkları ve benzer­likleri üzerinde durarak karşılaştırmalar yapmayı amaçlamıştır.

Önceleri incelemeye konu olan ilkel top­lumlarda, siyasal kurumların, uygulamala­rın ve rollerin diğer sosyal kurumlardan, uygulamalardan ve rollerden ayrışmamış olması, antropologları, siyasal alanı topla­nan ortak verilerden çıkarmaya zorlamıştır. Karşılanan bu zorluk karşısında, siyasal antropolojinin varlığını bile inkar edebil­miş olan ünlü siyaset bilimci David Eas-ton'a göre, siyaset bilimi ile antropoloji ara­sındaki farklılık, siyaset biliminin dikkatini siyasal olarak tanımladığı sınırlı sayıda ku­rum üzerinde toplamasından, antropoloji­nin ise çok işlevli (amaçlı) kurumlarda elde edilen verilerden yola çıkarak kaşılaştırma-lara girmesi ve çeşitli sonuçlara ulaşırken kullandığı formülün siyasal olarak tanımla­dığı tüm elemanları içermesini beklemesin­den kaynaklanmaktadır. Siyaset bilimcinin siyasal kurumlan çözümlediği yerde, anto-polog, siyasal gruplanmalan veya siyasala­rı diğer sosyal faaliyetler arasından ayırmak durumundadır. Siyasal davranışı diğer sosyal davranış türlerinden ayırmanın kolay­laşması, ancak, 1930'Iarda, büyük ölçekli, merkezileşmiş ve kendilerini Avrupalı krallıklara, prensliklere veya cumhuriyet­lere bağlayan, işlevsel olarak farklılaşmış siyasal birimlere sahip toplumlarla karşı­laşması sonucu gerçekleşmiştir.

Başlangıçta, siyasal alanı diğer sosyal alanlardan ayırma zorluğu, antropologları, çok çeşitli siyasal sistemler için geçerli ola­bilecek bir terminoloji üzerinde çalışmaya itmiştir. Farklı siyasal sistemleri birbirle­rinden ayıran özellikleri açıklayarak karşı­laştırmaları için gerekli tipolojileri kurma­ya uğraşan antropologların ilgisi kaçınıl­maz olarak, siyasal kurumların ideal olarak oynadıktan rollerin tanımlanmasına kay­mıştır. Dolayısıyla "anayasalara" ve siyase­tin çatışmacı yönünden ziyade sosyal kont­rol mekanizmalarına yönelinmiştir. Siyasal antropoloji, özellikle, toplumları ahlaki sis­temler olarak değerlendiren ve bir topluma bakarken öncelikle, onun bütünlüğü, de­vamlılığı ve sahip olduğu ortak değerler üzerinde duran Durkheim okulunun, yoğun teorik etkisi altında kalmıştır. Bu yaklaşıma göre, herhangi bir toplumun temel amacı, varolan düzenin devamlılığını korumaktır, siyasal eylem de bu amaca hizmet eden bir harekettir. Sonuçta, 1940-1960 arasındaki döneme, tipoloji çalışmaları ve siyasal ya­pıların bir denge varsayımı ile incelenmesi egemen olmuştur.

Antropologları, siyasetin çatışmacı yö­nünü gözardı ederek, sosyal kontrol meka­nizmalarını incelemeye yönelten bir diğer önemli faktör ise, üzerinde çalıştıkları top­lumlarda, sömürgeci güçlerin yerel siyasi kurumlan muhafaza etmekle beraber, onla­rı kendi istedikleri yönde, farklı çıkarların

çatıştığı ve muhalefetin ifade edildiği bir araç olarak değil, birer yönetsel mekanizma olarak kullanmalarıdır.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, sömür­geciliğin çöküşü ile birlikte bu toplumlarda hızla siyasal partilerin ve yeni siyasal rejim­lerin ortaya çıkması sonucu, siyasal antro­polojinin çalışma alanı da köklü bir değişik­liğe uğramıştır. 1950'lerin sonunda, ulusal siyasal partiler ve onlann yerel siyasal olay­lara etkisi üzerinde çalışmalar yoğunlaş­mıştır. 1960'dan sonraki dönemde ise, sos­yal değişim, siyasal partiler, hizipler ve si­yasal manevra ile ilgili bir teorinin gelişti­rilmesine büyük ilgi duyulmuştur. Siyasal gücü ele geçirmek için yapılan mücadele üzerinde çalışılmaya başlanması ile, siyasal karar alma mevkilerini ele geçirmek veya denetlemek için yapılan mücadelenin, siya­sal kararların uygulanması aşamasından ayn olarak ele alınması hayati bir önem ka­zanmıştır. Michael G. Smith, "Zazzau'da Hükümet: 1800" adlı eseriyle 1960'larda, hükümet ile geniş anlamda siyaset arasında, işlemsel olarak belirtilmesi gereken anali­tik farklılığı ilk ortaya koyan antropologlar­dan biri olmuştur.

(SBA)