Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

SİYASAL DAVRANIŞ - 36. Sayfa

 

SİYASAL DAVRANIŞ

 

Siyaset bilimine, 19. ve 20. yüzyılın İlk yansında, siyasal sistemi çevreleyen kural­lar ve bu kurallar çerçevesinde faaliyet gös­teren kurumlara ağırlık veren kurumsal yaklaşım egemendi ve kurumsal yapıya an­lam kazandıran bireysel ve toplu insan dav­ranışı gözardı ediliyordu.

1949 yılında, bir grup bilim adamı Şİka-go Üniversitesi'nde, "davranış bilimleri"

deyimini ortaya attı ve sosyal bilimlerde ye­ni bir yaklaşım biçimi geliştirdi.

Davranışsal yaklaşım adı verilen bu yeni anlayışın siyaset bilimine uygulanmasın­dan başlıca şunlar amaçlandı:

1-Siyaset bilimini mümkün olduğu ka­dar siyasal oluşumları tahmin etme ve açık­lama yeteneğine kavuşturmak, bunun için de, biyolojideki hücre gibi somut olarak tesbit edilebilecek ve geniş karşılaştırmala­ra imkan verecek birimler üzerinde çalışıl­ması.

2-Çalışma konularını belirlerken, özel­likle, görgül verilerin toplanabileceği ve Çözümleneceği teorik önermelerin tercih edilerek, alan araştırmalarına ağırlık veril­mesi.

3-Araştırmayı kolaylaştıracak, matema­tik, istatistik, bilgisayar gibi tekniklerin kullanılması.

Davranışsal yaklaşımı izleyenler, siya­sal davranışta keşfedilebilir düzenlilikler olduğunu ve bunların genellemeler biçi­minde ifade edilebileceklerini iddia etmiş­lerdir. Çözümlenmelerinde, siyasal davra­nışın bizzat kendisini anahtar kabul eden, davranışçı yaklaşıma göre, kabaca, her ku­rum bir davranış sistemiydi ve siyasal dav­ranış, kurumlar tarafından gerek duyulan siyasal rolleri ifa eden insanlarca gerçekleş­tirilmekteydi. Davranışçı yaklaşım, hükü­met organlarına ve diğer siyasal kurumlara, yasal ve yabancı bir gözle bakılmasını kını­yor, kurumların işleyişinin, o kurumlardaki insanların, nasıl ve niçin davrandıklarının bulunmasıyla anlaşılacağını ileri sürüyor­du.

Siyaset biliminin, kurumsal-yasal yakla­şımdan sıyrılıp insan davranışını inceleme­ye yönelmesinde en önemli katkılardan biri

Alman sosyolog Max Weber'e aittir. Top­lumsal olayı bireyin eylemiyle ilişkilendi-ren Weber, siyaset biliminde de bireyin ey­leminin olmasa bile davranışların gözlem ve çözümleme birimi haline gelmesinde bü­yük etkide bulunmuştur.

1950'li yıllarda, büyük bir etkinlik kaza­nan davranışçı yaklaşım çerçevesinde, çok sayıda alan araştırması yapılmış, kamuoyu yoklamalarına, seçim sosyolojisine yönelik araştırmalara, siyasal partiler ve baskı grup­larıyla ilgili incelemelere sıkça rastlanmaya başlamıştır.

Siyasal davranışçılık, sisayet biliminin gelişmesinde önemli bir aşama oluşturmuş­tur. Ancak, kimi zaman, yöntem ve teknik tutkusuyla başlayan araştırmalar, anlamsal bir çerçevenin yokluğunda, kısır bir döngü içine girmiş ve amaçsız toplanan bilgi yı­ğınları, ancak, bazı varsayımların oluştu­rulmasına yaramıştır.

19601ı yıllardan itibaren, bu eksikliği gi­dermek üzere, araştırılan konulara, kuram­sal bir çerçeveden yola çıkılarak yaklaşıl­ması gerektiği görüşü yaygınlık kazanmış­tır. "Yapısal-işlevsel yaklaşım", görgül araştırmalarına kuramsal bir çerçeve oluş­turulması yolundaki çabaların en önemlile­rinden biri olmuştur.

(SBA)

Bk. Siyaset