Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

SOSYAL PSİKOLOJİ - 57. Sayfa

 

SOSYAL PSİKOLOJİ

 

Birçok bilim adamı sosyal psikoloji ala­nını Özlü bir kaç kelime ile tanımlamaya ça­lışmıştır. Bu tanımlamalar, bireyi etkiledik­leri düşünülen sosyal etkinin veya 'sosyal uyaranlar' diye adlandırılan cevapların, ya da kişilerarası ilişkileri etkileyen değişken­lerin üzerine odaklanmıştır. Bunların çoğu sosyal psikolojinin, sosyal bilimlerin biyo­kimyası; bir yandan geleneklerin ve sosyal normların, diğer yandan bireysel kişilikle­rin incelenmesi arasında uzanan bir alan ol­duğu konusunda anlaşmışlardır. Sosyal psi­koloji teorisi ve araştırmaları kişiliklerin nasıl biçimlendiği, kültürel normlar ve de­ğerlerin nasıl bireysel düşünceler ve eylem­lere dönüştüğüyle ilgili bilgiler sağlar.

Önceleri sosyolojide, sosyal psikolojiy­le ilgili konularda oldukça fazla sayıda ça­lışma yapılmasına rağmen, araştırma litera­türünün çoğu ve yakın zamanlarda çıkan sosyal psikoloji kitapları, psikologlar tara­fından yazılmıştır. Yine hiç değilse son za­manlara kadar; sosyal psikolojide Amcrika'da ortaya çıkmış teorilerin ve araştırma­ların baskın olduğu bir gerçektir. Bunlardan yeni ufuklar açanlar 1930'larda Avrupa'dan göçeden Brunslik, Heider, Katona, Lazars-feld ve Lewin'di. Ayrıca 1967'de kurulan Avrupa Deneysel Sosyal Psikoloji Birli-ği'nin teşvikleriyle Amerika'nın üstünlüğü­nün ortaya çıkardığı dengesizliği düzelt­mek amacıyla, son zamanlarda çalışmalar belirli bir ivme kazandı.

Sosyal psikoloji alanı kültürel olarak tekbiçimlilik içindeki insan çeşitliliğine yö­nelik araştırmalarla olgunlaşmıştır. Alan esas olarak, karmaşık günümüz toplumla­rında hepimizin karşılaştığı tercihler ara sında seçimler ve davranış kararlan ürerin­de durmaktadır. Giderek gündelik hayatın psikolojisiyle diğerlerinden daha fazla uğ­raşır hale gelmiştir. Bunların içine konuş­maların, kendini ortaya koyuşlann, uyum­luluğun, iknânın, kazanmanın ve kaybet­menin, yardım etme ve incinmenin, sevme­nin ve nefretin psikolojisi de dahildir.

 

Yakın Tarih

 

Gordon Allport 1954 yılında günümüz sosyal psikologlarının ilgilendiği ana prob­lemlerin çoğunun, psikolojik sorunlar bi­limsel yöntemle ele alınmazdan önce sosyal felsefecilerin problemleri olarak bilindiği­ni belirtti. Belki de sorunu daha esaslı bi­çimde Comte ortaya koymuştu: Nasıl bir in­san kendiliğinden bir toplumun hem sonu­cu, hem nedeni olabiliyordu? Sosyal psiko­lojide savunulan fikirler ve sorunlar onun disiplin haline gelmesinden önce de vardı. McDougall veRoss'un 1908'de yayınladık­ları kitap, sosyal psikolojinin gerçek anlam­da kendi kimliğini düşünmeye ve geliştir­meye başladığı 1930'lann ortalarına kadar

konuyla ilgili etkili ilk yayındı. Bu alanda II. Dünya Savaşı sonrasına kadar bir geliş­me olmadı. Genellikle Kurt Lewin'in 1930'lann sonlan ve 1940'lann başlannda-ki katkılanyla alanın kendi teori ve yöntem­leri gelişti ve sonraki hızlanmaya zemin ha­zırladı. Lewin'in otokratik, demokratik ve liberal (laissez-faire) önderlik atmosferle­rinin deneysel incelemeleri karmaşık du-rumsal değişkenlerin nasıl ele alınacağını, geçerli kılınacağını, farklı ama düzenli so-nuçlann nasıl gösterileceğini ortaya koydu. Lewin, laboratuvardan 'gerçek dünya'ya genelleşen problemlerin, a) Deneylerin teo­ri ile bağlantısını, b) Fikir olarak aynı yer­den gelen problemlerle ilgili laboratuvar ve alan denemelerinin paralel olarak sürdürül­mesini savunarak çözüleceğini umut edi­yordu.

Kurt Levvin'in deneysel sosyal psikoloji­nin babası olduğu hemen herkes tarafından kabul edilmiş olsa da, 1920 ve 1930'lu yıl­larda Amerika'da sosyal psikoloji şemsiye­si altında toplanmış başka birçok etki daha vardır.

Sosyal psikolojinin ana kimliği, deney­sel yaklaşım içinde demirli kalmaktı. Le­vvin'in öğrencilerinden biri olan Leon Fes-tinger, Lewin'in çalışmalanndan yola çıka­rak deneyin yalnızca teoriyle birleştirildi­ğinde anlam kazanacağını söyledi ve alan üzerinde derin bir etki yapan iki teori geliş­tirdi. Bunlardan birisi, insanın kendisi ve ancak başkalarının ona sağlayabildiği dış dünya hakkında bilgi edinmesi için gereken sosyal ilişkinin sonuçlarıyla ilgili aynntılı Öneri ve önermelerden oluşmuş sosyal kar­şılaştırma teorisiydi. İkincisi ise insanlann bilişsel (cognitive) uyumu yenilemek için yaptıkları çeşitli zihinsel ve davranışsal manevralan gösteren bilişsel uygunsuzluk teo-risiydi. Bu teorinin gücü büyük ölçüde, Fes-tinger'in bazı kavrayışların diğerlerine göre değişmeye daha dirençli oluşunu ve davra­nışsal bağlantının böyle dirençlerin gizli kaynağını oluşturmasını anlamasıyla sağ­lanmıştır. Bu teorilerden elde edilen bilgiler şimdiki sosyal psikolojik düşüncenin bir­çok yerinde önemini korumaktadır ve bi­zim kültürle ilgili bilgimizin önemli bir bö­lümünü oluşturmakladır.

Festinger'in ileri sürdüğü uygunsuzluk olgularım araştırma merakının azalmaya başladığı 1960'lann sonlarında çok farklı türden bir teorik yönelim ortaya çıktı. Sos­yal davranışı vurgulayan bu yaklaşım Fritz Heider'le birlikte ortaya çıkmış ve onun ufuk açan çalışması Kişilerarası İlişkiler Psikolojisi (1958) ile tanınmıştı. Bu yakla­şımın temel iddiası, insanların davranışı an­lamaya güdülenmiş oldukları ve onu an­lamlı bir nedensel bağlam içinde görerek bunu kolayca yapabildikleri şeklindedir. Bir başka deyişle, başkalarına cevaplarımız onların davranışlarını açıklamaya yükledi­ğimiz nedenlerin bir işlevidir. Yükleme te­orisinin başlangıçtaki odağı hemen hemen bütünüyle başka insanların algılanması üzerine olduğu halde, sonrakiler yükleyici yönelimi benlik algısını da içine alacak şe­kilde genişletmişlerdir. Bizim kendi içimiz­deki eğilimlerimizi ve duygularımızı algı­lamamız, kendi davranışlarımızı içinde bu­lunduğumuz şartları da hesaba katarak yap­tığımız kendi nedensel değerlendirmeleri­miz aracılığıyla olur.

1970'lerin başlarında yükleyici yönelim serpilip gelişmiş, sosyal kavrayışta geniş bir ilgi canlanışı uyandırmış ve onun tara­fından beslenmişti. Sosyal psikoloji baştan

itibaren kavranılmış sosyal dünyaya vurgu yapmasına rağmen, geçen beş yılı aşkın bir süredir, bilgi süreçlerinin ayrıntılı analizle­rine ve sosyal hafızaya yapılan vurgu daha baskın hale gelmiştir.

Deneysel sosyal psikoloji "ana akım da­marı" içindeki sosyal kavrayışta bu geliş­meler oluşuyorken, bazı sosyal psikologlar geleneksel sosyal etkileşim ve grup süreçle­ri problemleri üzerinde yoğunlaşmayı sür­dürdü. Asch'nin klasik uygunluk ve Milg-ram'ın itaat üzerine çalışmaları standart ki­taplara girdiler. Onların bulguları farklı yollardan, normal erişkinlerin sosyal etki baskılarına dikkate değer bir duyarlık gös­terdiklerini ortaya koydu. Özellikle Thibaut ve Kelley'in ikili ve daha büyük gruplardaki sonuç değişimlerinin analiziyle grup süreç­lerinin doğası, güç ilişkileri, roller ve norm­ların gelişimiyle ilgili zengin bilgiler sağ­lanmış oldu. 1960 ve 1970'li yıllarda birçok yayın, karmaşık kişilerarası çatışma du­rumlarıyla uğraştı. Bu dönem boyunca ayn-ca saldırganlık, yardımseverlik, tutum de­ğişimi, jürinin karar vermesi, kalabalık, sosyal ayrımcılık, cinsel rol yinelemeleri, televizyonun etkisi ve diğer çeşitli uygula­ma konulan gibi sosyal olgulara ışık tutan çok sayıda makale yayınlandı.

 

Alanın Şimdiki Durumu:

 

Böylesine karmaşık bir disiplinin kısaca karakterize edilmesi birçok bakımdan keyfi ve seçici olmak zorundadır. Geniş bir fikir birliği sağlanması gereken alanın şimdiki durumuyla ilgili bazı genellemeler yapmak da oldukça risklidir. Deney üzerinde yapı­lan vurgu, çeşitli yönlerden eleştirilere ma­ruz kalmıştır. Laboratuvar sonuçlarının ge-nellcnmesiyle ilgili eleştiriler kolaylıkla başa çıkılamayacak niteliktedir. Verili bir deneyin bağlamsal ve tarihsel özelliklerin­den anlamlı sonuçlar çıkartmak mümkün değildir. Bazı eleştiriler ise, çoğu sosyal psikoloji deneyinde ihtiyaç duyulan aldatı­cı örtülü hikâyelerin etiğiyle ilgilidir. Niha­yet deneyin hayli sınırlı bir neden-sonuç ilişkisi biçimine bağlı olduğunu söyleyen­ler vardır. Bu eleştirilerin çoğu hayati so­runlar ortaya çıkarmalarına rağmen ne tek başlarına, ne de bir arada deneysel yaklaşı­mı sosyal psikolojinin yöntem ve araçları içinde ikincil konuma düşürememişlerdir. Deneysel yaklaşımın canlılık yeteneği, onu uygulayanların onun gücünü ve sınırlarını daha açık bir şekilde gerçekleştirmeleri ne­deniyle, belki daha emniyetlidir. Genelle­me problemi başa çıkılamaz görünse bile, ara sıra deney taşanları kavramsal düşünce­nin kolaylaşması ve disipline edilmesinde oldukça önemli olabilir.

Şimdilerde bilişsel sosyal psikolojinin gelişmesi, deneysel ve sosyal psikoloji ara­sındaki eski sınırların parçalanmasına ve yeni enteHeklüel birliklerin oluşumuna ne­den olacak gibi görünmektedir. Sosyal psi­kologlar paradigmalarını belli Ölçülerde düşünce ve hafıza konusundaki genel araş­tırma geleneklerinden ödünç alıyorlar; bili­şe önem veren psikologlar, sosyal bağlamın değişkenlerine daha büyük duyarlılık gös­teriyorlar. Sosyal psikoloji teorisi, depres­yon, alkolizm, şişmanlık ve bir dizi psikolo­jik teşhisle birlikte olan problemler gibi kli­nik olgulara ışık tutmuştur. Sosyal psikolo­ji, bazı bakımlardan sosyal bilimler içinde yapıştırıcı bir rol oynayabilmesine rağmen, kişilerarası etkileşimin ayrıntılarıyla Özel­likle ilgilenen bir alan olarak kendi kimliği­ni muhtemelen kaybetmeyecektir. Şimdi

sarkaç, sosyal karşılıklı bağımlılık ve grup olgusuna ilgiden, bireysel bilgilenme süre­cine ilgiye doğru salınmaktadır. Burada da­ha 'bireyci' Amerikalılarla, daha 'grupçu' Avrupalılar arasında bazı ayrılıklar olduğu görülebilir. Eğer Avrupalıların sosyal psi­kolojisi daha fazla ses getirip Amerikalıla­rın ilgisini gruplara çekebilirse, durum il­ginç olacaktır. Bu, sosyal psikolojideki eski bir hikâyeyi andırır: Bireylerin incelenme­si, onların içinde işlev gördükleri sosyal karşılıklı bağımlılık matrislerinden açık bir biçimde haberdar olmayı gerektirir. Grup­ların incelenmesi, grup üyelerinin bilişsel ve motivasyonel süreçlerine genelleştiril mel id ir. Bu iki odak arasındaki gerginlik, zamanla, geçici sapmalar olsa da, sosyal psikolojiyi nisbeten düz bir çizgide tutan unsur olabilir.

(SBA) Bk. Psikoloji