Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Sürrealizm - İslami Bilgiler - 76. Sayfa

 

SÜRREALİZM

 

1925 yılından sonra Fransa'da ortaya çı­kan ve akla karşı şuuraltının karmaşık dün­yasını sanat ve edebiyat eserinde konu edin­me anlayışına dayanan akım.

I. Dünya Savaşı sonrasında bir yandan teknolojik gelişmeler devam ederken, bir yandan da buna bağlı olarak, pozitif bilim­lerdeki hızlı ilerleyiş ve sanayileşmenin or­taya çıkardığı medeniyet, maddî değerleri, insan aklının üstünlüğü fikrini önplana almış, buna karşılık manevî yön ihmâl edil­miştir, insan hayatında maddî güç ile manevî güç arasında, ikincisinin aleyhinde bir dengesizlik baş göstermiştir. Böyle bir ortam içinde Avusturyalı psikiyatrisi Sig-mund Freud (1856-1936) Psikanaliz çerçe­vesindeki çalışmalarım sürdürmüş, insanın şuuraltı alanını incelemeye başlamıştır.

Aynı yıllarda edebiyat ve estetik de bu şartların ve gelişmelerin dışında kalmamış, sanatta her türlü oluşun, ibdâın kaynağını bilinçaltında arayan bir akım olarak Sürrea-Hzm'i ortaya çıkarmıştır.

Sürrealizm, Psikanaliz'in yöntemleriyle edebiyatta akim hakimiyeti yerine şuuraltı­nın isteklerini meydana çıkarmayı gaye edi­nir. Buna göre aklın ve hiçbir ahlâkî düşün­cenin ve baskının tesirinde kalmaksızın, ya­zar, insan düşüncesini ve şuuraltının yaratı­cılığı eserine aktarabilmelidir.

Dadacılığın Paris kanadından türeyen Sürrealizmin adı Guillaume Apouinaire ta­rafından 1917'de konulmuş ise de, hareke­tin gerçek manevi ataları Rimbaud, geç keş­fedilen şair Lautteamot, Alman ve diğer 18. yüzyıl romantikleri (de Sade da dahil) ve sembolistlerdir. Hareketin canlandı ne ısı, şair Andre Breton'du. Bretori 1919'daLiK-erature adlı dergiyi dostları Louis Aragon ve Phillippe Soupault, daha sonra da Paul Eluard ile kurdu ve onlar otomatik yazma konusunda ilk deneylerini bu dergide ya­yınladılar. Bu yazma tekniği sonraları bi­linç akımı tekniğinin başlangıcı sayılır ve bilinçaltından gelen sözcüklerin serbestçe kaydedilmesini içerir. Tristan Tzara'ran şi­irlerini olduğu kadar Zürih Dada'sının faali­yet ve manifestolarının da önceden farkında olan Breton, 1919-1920 yazında Picabia ve Tzara ile güçlerini birleştirdiler. 1924'de

Fransa dışında ölen ve taraftarları kalmayan Dadacılar ile birlikte Breton, dostlarıyla bi­çimsel olarak Sürrealist grubu kurdu. Sür­realist manifesto aynı yılın Ekim'inde ya­yınlandı. Manifesto'da 'psişik otomatizm'in ve 'kendilerinden önce ihmal edilmiş bulu­nan büyüsel, irrasyonel, sannlı türden (çağ­rışım) biçimlerinin gerçekçilik'e (realizm) olan üstünlüğünü savunuyorlardı.

Breton'a göre felsefî olarak "Sürrealizm, kendisinden önce ihmal edilmiş olan bazı çağrışım şekillerinin üstün bir gerçek oldu­ğu inancına, rüyanın mutlak gücüne, dü­şüncenin menfaat gütmeyen oyununa daya­nır. Sürrealizm diğer bütün ruhî mekaniz­maları kesin olarak yok etmeye ve hayatın başlıca problemlerinin hallinde bu ruhî me­kanizmaların yerine koymaya yönelir."

Hareketin yeni, kısmen siyasal içerikli dergisi La Revolutios Sürrealiste iki ay sonra yayınlanmaya başladı.

Her ne kadar görsel sanat manifestoda geçiştirilmiş ve onun yeri başta açıklıktan çok uzaksa da, belirgin bir Sürrealist sanat, tedrici olarak gelişmiştir. Bu sanatın başlıca modeli rahatsız perspektifleri ve banal ola­nın şiirleştirilmesi ile Chirico'nun metafi-ziksel resmi idi, fakat daha çok Arp, Ernst, Duchamp ve Picabia'nın Dadaist eserleri de etkili oldu ve Picasso ile Paul Klee'yi birleş­tirme yolunda bazı çabalar görüldü. 1923'de Andr6 Masson Arp'la birlikte hare­ketin daha soyut kanadını temsil eden Joan Miro'nun biyo-morfik sanatını etkileyen 'otomatik çizimler' (ya da büyük ölçüde rastlantısal çiziktirmeler) yapmaya başladı. Ne var ki, Chirico'nun resimlerinin gerçek­üstü şiiri ölü bir konunun akademik bir tek­nikle çarpıcı bir harmanı - 1920'lerin ikinci

yarısında ,Yves Tanguy, Belçikalı RenĞ Magritte ve Paul Delvaux ve nihayet 1929'un sonunda Paris'e yerleşen İspanyol ressam Salvador Dali gibi sanatçılar yeti-şinceye kadar pek fazla ilerleme kaydetme­di. Kendisini bir 'paranoik-eleştire! yön-tem'e dayayan Dali, erimiş saatlan resimle­di (1931). Teknik beceri ile değerli benlik-yansıtmasının bir karışımıyla son kırk yılın en temel sürrealisti olarak tanındı.

Edebi bir hareket olarak sürrealizm, baş­lıca, Fransız kültürel etkisinin güçlü olduğu Latin Amerika, Orta Doğu, İspanya ve Do­ğu Avrupa ülkelerinde yayılma gösterdi, ama onun David Gascoyne gibi takipçileri İngiltere'de de ortaya çıkmıştır.

Beri yandan 1930 öncesi Çekoslovak­ya'sında da Önemli bir sürrealist grup bulun­maktaydı. Artan biçimde Troçkici hale ge­len bir devrim kavramına adanmış olan bu hareketin anlaşmazlıklara ve mistifikasyo-na yol açan Breton'un kendisine ait iddialar daima ihmal edilmişti. Bununla birlikte, görsel alanda Antonin Artaud'nun merha­metsizlik tiyatrosunda ve Luis Bunuel'in filmlerinde olduğu gibi, dünya çapında bir etki yarattı, özellikle de 1936 Haziran'ında Londra Sürrealist Sergisi'nin sonucunda.

1930 sonrasında akım, önemini yitirme­ye başlar. Sürrealistlerden Louis Aragon, Paul Eluard, Andre Breton gibi bazı şahsi­yetler Marksist estetiğe yönelir ve Komü­nist hareketin safına geçerek Fransız Ko­münist Parüsi'ne girerler.

Sürrealizm daha çok şiir dalında eser vermekle birlikte A. Pieyre de Mandiargu-es, Julien Gracq, Roger Vailland gibi yazar­lar sayesinde roman, G. Apollinaire, Pierre-Albert Birot'un kalemiyle de tiyatroda da

kendisini göstermiştir.1940'Iardan sonra akım tesir gücünü yi­tirmiştir.

Sürrealizm içinde bulunduğumuz yüzyı­lın ikinci yansı boyunca, büyü, rastlantı, ir-rasyonellik, semboller ve rüyalar üzerinde­ki yeni vurguyla beraber psiko-analiz tara­fından açıklandığı şekliyle bilinçaltına da­yanan bir imajinasyon canlanması için ev­rensel olarak anlaşılabilir bir hareket olarak faaliyet gösterdi.

 

(SBA)