Tasarruf - İslami Bilgiler - 16. Sayfa
TASARRUF
Genelde "tasarruf para biriktirme, gelirinden bir kısmı bir tarafa ayırma anlamına gelir. "Tasarruflar" olarak ifade edilebilecek ingilizce "savings" kelimesi esas alındığında, "birikmiş para" veya "bir tarafa ayrılmış gelir" olarak anlaşılabilir.
Tasarrufun iktisattaki anlamı günlük dildeki anlamından oldukça farklıdır. Bu anlamıyla tasarruf, muayyen bir dönemde, gelir ile tüketim arasındaki farka eşittir. Fert, işletme veya devlet gibi iktisadi karar birimlerinin bir dönem zarfındaki gelirlerinden tüketim harcamaları çıkarıldıktan sonra geriye kalan meblağa tasarruf denir. Bir iktisadi birimin (mesela bir ferdin) yıllık geliri 1.500.000.-TL. ve yine aynı dönemdeki tüketim harcamaları 1.200.000.-TL. ise, bu iktisadi birimin söz konusu dönemdeki tasarrufunun 300.000.-TL. olduğunu söyleyebiliriz.
Gelir ile tüketim harcamaları arasındaki farkın her zaman burada olduğu gibi pozitif bakiye vermesi beklenemez. Tüketim harcamaları geliri aşabilir. Böyle bir durumda, negatif tasarruftan söz etmek gerekir. Mesela yıllık gelirin 1.500.000.-TL., tüketimin de 1.700.000,-TL. olduğu bir durumda, söz konusu iktisadi birimin, bu ikisi arasındaki 200.000.-TL.'lık farkı herhangi bir kaynaktan temin etmesi gerekir. Belki bu fark, daha önceki tasarrufların kullanılması veya başka bir yerden borç bulunması suretiyle karşılanabilecektir. Negatif tasarruf ile anlatılmak istenen budur.
Bu tariflerde dikkatleri çeken bir iki noktaya işaret etmekte fayda vardır. "Gelir" kavramı "kullanılabilir gelir"e tekabül etmektedir. Kullanılabilir gelir ise ferdin va sıtasız vergiler veya benzeri mecburi ödemeleri yaptıklan sonra istediği şekilde harcayabileceği gelir anlamına gelmektedir. "Tüketim" ise, iktisadi birimlerin ihtiyaçlarını doğrudan doğruya karşılamak için mal ve hizmetlere yaptıkları harcamalar olarak anlaşılmalıdır. Bu hususun vurgulanması, tüketim yerine harcama kavramanın kullanılmasına ve bu suretle bir yanlışlık yapıl masına mani olacaktır. Çünkü tasarruf tarifinde önemli olan harcamalar değil, tüketim harcamalarıdır. Bu sebeple tüketim dışındaki harcamaların tasarruf miktarının tespitinde dikkate alınmaması gerekmektedir.
İşaret edilmesi gereken bir diğer husus da bu tarif ile, gelirin, tüketim ve tasarruf olarak iki temel unsura ayrılmış olduğunun zımnen kabul edilmiş olmasıdır. Buna göre, elde edilen bütün gelir ya tüketime harcanmakla veya tasarrufa ayrılmaktadır.
Tasarrufta bulunanlar ile yatırımları yapanlar aynı kimseler veya birimler olabileceği gibi, farklı kimseler veya birimler de olabilir. Fertler ve işletmeler, müteşebbisler olarak, kendi tasarruflarını kullanmak suretiyle sermaye birikimini gerçekleştirebilirler. Meselâ işletmeler bu iş için dağıtılamayan kârlarını kullanabilirler veya sermaye artırımına gidebilirler. Her iki durumda da hem tasarrufla bulunmuş hem de yatırım yapmış olacaklardır.
Bununla beraber, herhangi bir yatırım düşüncesi olmaksızın (burada "yatırım"la reel üretim vasıtalarına yapılacak direkt harcamalar kastedilmektedir) fertler ve aileler de tasarrufta bulunabilirler. Tasarrufta bulunmanın sebepleri çok çeşitli olabilir. İhtiyarlık zamanını garanti altına almak; seyahate çıkmaya veya bir otomobil satın al maya hazırlanmak, ileride karşı karşıya geleceği sıkıntılı günleri düşünmek bunlardan bazılarıdır.
Tasarruf iktisadi açıdan son derece Önemlidir. İktisadi büyümenin sağlanması için sermaye teşekkülü ve buna imkân veren yatırımlar zarurîdir. Yatırımların başlıca kaynağı ise cari gelirden tüketime ayrıl-mayıp bîr tarafa aktarılan meblağların teşkil ettiği yekünden ibaret olan tasarruftur. Bu sebeple, tasarrufların iktisadi büyümeye imkân verecek bir yatırım hacmini besleyecek seviyede gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bununla beraber, ilk anda, tasarrufun milli gelirin bir unsuru olan tüketim harcamalarını azaltmak suretiyle gelir teşekkülünde bir fire teşkil edeceği ve gelir seviyesinin düşük kalmasına sebep olacağı fikri de ileri sürülebilir. Bu muhakeme tüketilmeyen meblağların yatırıma harcanacak yerde yastık altında bekletilmesi veya ekonominin reel üretim vasıtaları mevcuduna herhangi bir ilavede bulunmayan sahalarda değerelendirilmesi halinde doğru kabul edilebilir. Ancak, ekonomi gelişip modem-leştikçe, tasarrufların âtıl bir halde bekletilmesi şeklindeki davranışların, yerlerini, daha rasyonel ve daha şuurlu davranışlara bırakacakları söylenebilecektir.
M. Hanifı ARSLAN
İslami Okul Okulların En Önemlisi