Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tenasüh - İslami Bilgiler - 24. Sayfa

 

TENASÜH

 

Kelime anlamı olarak "ruhun göçü" de­mek olan tenasüh Hindistan'da ve İslâm dünyasındaki bazı sapık fırkalarda yaygın bir inanıştır. Buna dair malumat veren müs-lüman müellifler, bunıi Pythagorasçılardan ziyade Hindlilere izafe ederler.

Binini, Hindistan konusundayazdığı ki­tabında ruhun dolaşmasına dair başlı başına bir fasıl ayırmıştır. Kitabında belirttiğine göre bu, islâmiyette Allah'ın birliğine olan itikad gibi, Hindu dininin Schİbbolath'dır. O, Vasudeva ve Patanjali'yi zikreder; bun-lann fikirlerini Eflatun, Proclus ve sûfîlerin nokta-i nazarları ile mukayese ederek Hindu filozoflarının şu düşüncesini zikre­der: Onlara göre, ruhun kâinatın içerdiği şeyleri bütün çeşitliliğiyle kavrayabilmesi için tek bir hayat çok kısadır.

Şehrisiani "tenasüh ehli"ne dair bahsin­de bu kelimeyi geniş mânada ele almakta­dır; ona göre tenasüh dünyadaki hayatlar ve birbirini takip eden yeniden doğuşlar akîde-sidir. Onun iddiasına nazaran, bütün millet­ler arasında tenasuh'a en çok inanan Hindli-lerdir. Onlar Zümrüd-ü Anka hikâyesini an­latır ve buna ilaveten kainatta da aynı şeyin vukua geldiğini söylerler; muayyen sayıda­ki devirlerden sonra sema küreleri, yıldız­lar, hepsi tekrar aynı noktaya gelir ve kâina­tın hayatı yeniden başlar. Bu devrin müdde­ti bazılarına göre 30.000, bazılarına göre ise 360.000 yıldır. Mesudi de bu büyük devir­den bahseder ve devrelere 70.000 senelik bir zaman atfeder. Bu düşünce eski Yunan­lılarca da malûm olup, buna "büyük yıl" derlerdi.

Başka bir mânada tenasüh ilâhî ruhun dünyamızda yaşayan varlıklar arasına yayılıp taksim olunmasıdır. Şehristani'nin bil­dirdiğine göre, müfrit şiîler (Gulat), tana-suh'a ve ilâhî ilk cevherin tamamı veya bir kısmının muayyen insanlara ineceğine ve­ya onlarda karar kılacağına (hulul) inanır­lardı. Bu nevi tenasuh'a itikad, bunu, Maz-dekî sihirbazlar, Hindli Brahmanlar, filo­zoflar ve Sabitlerden almış olan bir çok halklarda bulunur. Hucviri; Hulul i adını verdiği bir sûfî tarikatinöen bahseder, bun­lar muhtelif vücutlara dağılıp onlara hulul eden bir tek sonsuz ve ilâhî ruhun mevcudi­yetine inanırlar. Hucviri'nin iddia ettiğine göre bu, kabul etmemelerine rağmen, bir çok hristiyanlarla, bütün Hindli, Tibetli ve Çinlilcr'in kanaati olup, buna Şiî, Karmati ve İsmaililer arasında da rastlanır.

Ruhun blir vücuttan diğerine intikali olarak umûmî mânada tenasüh itikadı bir çok Şiî fırkalarında vardır. Şehristani'ye gö­re, Mûtezilîlerde Ahmed b. Ha'it'in öğrenci­leri, Allah'ın canlı mahlûkâtı bir nevi cen­nette halk etmiş olduğunu, sonra herhangi bir itaatsizlikle suç işlemiş o lan lan, günah­larının ağırlığına göre, insan veya hayvan olarak bu dünyaya gönderdiğini, nihayet bunların günahlarından temizleninceye ka­dar bir şekilden başka bir şekle intikal ettik­lerini öğretirlerdi.

İsmaitîler, ruhun hayvan vücuduna inti­kal ettiğine inanmazlardı; fakat birbirini ta­kip eden ve ruhların imamı tanıyıncayaka­dar doğumla ölüm âlemleri arasında gidip geldikleri hayat devrelerine inanırlardı; bu ruhlar sonra nur âlemine yükselirdi.

Nusayri'ler kendi dinlerindeki gü­nahkârların yahudi, sünnî müslüman veya huistiyan olarak dünyaya avdet edeceğine inanırlar. Ali'yi hiç tanımamış olan iman­sızlar, deve, katır, merkep veya köpek ve

emsali hayvanlar olacaklardır. Nusayri'ler­de tenasuh'un yedi kademesi vardın bu yedi kademeden geçen mü'min ruh, aslında in­miş olduğu yıldızlara yeniden yükselir. Anz ve Dussaud, bu nazariyeyi, Babil muhitinde doğup İran itikadlanna, Yeni Eflatuncular ve îrfânîlere geçmiş olan, ruhun yedi kat göğe yükselmesi akidesi ile birleştirmişler­dir. Dürziler, m ücss isleri olan Hamza'nın muhalefetine rağmen, halk arasındaki ina­nışlarından bir kısmını Nusayri'lerden al­mışlardır; onlar Ali'ye düşman olanların ruhlarının köpek, maymun veya domuzla­rın vücuduna gireceğine inanırlar. Yezidîlerin itikadına göre, ruhlar insan ve­ya hayvanların vücudunda, yahut birbirini 72 yıllık bir fasıla ile takip eden varlıklarda dolaşırlar. Seyyid Şerif Curcani (Tarifat) için tenasüh ruhun vücuda olan temayülü dolayısıyle, yeni bir vücuda geçmesidir.

Semerkandi, maymun, domuz ve diğer hayvanların şekil ve suret değiştirmiş var­lıklardan neş'et ettiklerini gösteren mash (nash'ın farklı bir şekli) hakkında garip efsâneler nakleder. Aynı şekilde Süheyl yıl­dızı ile Ziihrc seyyaresinin bir kiral ve meli­ke iken işledikleri suçtan dolayı cezalandı­rılarak, oldukça gayr-i mantıkî bir tarzda, yıldızların arasına atıldıkları söylenir.

(SBA)