Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Ticaret Hadleri - İslami Bilgiler - 32. Sayfa

 

TİCARET HADLERİ

 

Ticaret hadlerini öncelikle iç ticaret had­leri ve dış ticaret hadleri olmak üzere iki ay­rı bölümde incelemek gerekir. Dış ticaret hadleri, ülkeler arasındaki ticarette nisbi fi­yatlar şeklinde karşımıza çıkar ve en çok kullanılan şekilde ihracat fiyat endeksinin ithalat fiyat endeksine oranı olarak tanımla­nır. İç ticaret haddi ise ülkede tarımsal ürün­ler fiyat endeksinin sanayi ürünler fiyat en­deksine oranıdır. Birincisi ülkenin uluslara­rası ticarette, ticaretin o ülkenin aleyhine olup olmadığını, ikincisi ise mübadeleden

sanayi kesiminin mi yoksa tarım kesiminin mi daha kazançlı olduğunu açıklamakta kullanılır. Her iki endekste de oran Ve eşit­se ticaretten kayıplı çıkan yoktur. Bir başka deyişle, mübadelede istismar ya da birinden ötekine transfer söz konusu değildir. İhra­cat fiyatlarının ithalat fiyatlarına oranı bir­den büyükse ülkeye dış ülkelerden gelir transferi olmakta, tersi durumda ülkeden yabancı ülkelere gelir transfer edilmekte­dir. Ülke içi ticarette de eğer tarımsal ürün fiyat endeksinin sanayi ürünleri fiyat en­deksine oranı l'den büyükse iç ticarette ta­rım kesimi sanayi kesiminden, tersi durum­da da sanayi kesimi tarım kesiminden kay­nak aktarıyor demektir. Görülüyor ki hem iç ticaret hadlerinin hem de dış ticaret had­lerinin seyri bir ülke açısından büyük Önem taşımaktadır. Ülkedeki yöneticilerin ülke­nin başka ülkelere kaynak transferine mani olacak politikaları almaları gerektiği gibi, ülke içinde de tarımda çalışanların sanayi ürünü üretenlerce sömürülmelerine de ma­ni olmalıdırlar.

Ticaret hadleri dendiğinde akla iç ticaret hadlerinden çok dış ticaret hadleri gelmek­tedir. Dış ticaret hadleri ise ürettikleri ve sattıkları malların genel özellikleri dolayı­sıyla gelişmekte olan ülkeler lehine gelişme göstermiştir. Bir başka deyişle gelişmiş ül­keler hızla kalkınmalarını kendi çabaları kadar gelişmekte olan ülkelerden transfer etlikleri bu kaynaklara da borçludurlar. Uluslararası mübadele, fakir ülkelerin fa­kirliğini nisbi olarak artırırken zengin ülke­lerin zenginliğini de nisbi olarak artırmak­tadır. Dolayısıyle ülkeler arasında uçurum büyümektedir.

Aynı durum iç ticarette de söz konusu­dur. Sanayi kesiminin elde ettiği gelir nisbi

olarak artarken tarım kesiminin geliri nisbi olarak azalmaktadır. Mübadele tarım kesi­mi aleyhine gelişme göstermektedir. Savaş ve buhran zamanlan bu durum için istisna teşkil eder. Bu dönemlerde tarımsal ürün fi­yatları arttığı için, hem iç ticaret hadleri ta-nm kesimi lehine gelişir, hem de dış ticaret hadleri azgelişmiş ve gelişmekte olan ülke­ler aleyhine gelişme göstermez, onların ti­caret hadleri iyileşir.

Bununla beraber iktisatçılar arasında ge­lişmenin ilkel mallar üreticileri lehine mi (tarımsal ürünler ve hammaddeler) yoksa sanayi ürünleri üreticileri lehine mi gelişme göstereceği hususunda tartışma vardır. Bir kısım iktisatçılar, azalan verimler kanunu, sanayi mallarındaki kalite gelişmesi ve hiz­met ticaretinin hesaba katılması halinde ge­lişmekte olan ülkeler ticaret hadlerinden daha kazançlı çıkmaktadır. Bir kısmı ise (ünlü sınger-prebishteji de dahil) tersini id­dia ederek sanayicilerin fiyatlama biçimi­ne, konjöktürün sanayi mallan fiyatlanm fazla etkilememesine, gelir arttıkça sanayi mallarına talebin artmasına bağlı olarak ti­caret hadlerinin sanayileşmiş Ülkeler lehine gelişme gösterdiğini iddia etmişlerdir. Fa­kat zaman zaman her iki görüşü haklı çıka­racak gelişmeler olmasına rağmen bizce de ikinci görüş daha doğrudur.

Emin ERTÜRK