Ticaret Hadleri - İslami Bilgiler - 32. Sayfa
TİCARET HADLERİ
Ticaret hadlerini öncelikle iç ticaret hadleri ve dış ticaret hadleri olmak üzere iki ayrı bölümde incelemek gerekir. Dış ticaret hadleri, ülkeler arasındaki ticarette nisbi fiyatlar şeklinde karşımıza çıkar ve en çok kullanılan şekilde ihracat fiyat endeksinin ithalat fiyat endeksine oranı olarak tanımlanır. İç ticaret haddi ise ülkede tarımsal ürünler fiyat endeksinin sanayi ürünler fiyat endeksine oranıdır. Birincisi ülkenin uluslararası ticarette, ticaretin o ülkenin aleyhine olup olmadığını, ikincisi ise mübadeleden
sanayi kesiminin mi yoksa tarım kesiminin mi daha kazançlı olduğunu açıklamakta kullanılır. Her iki endekste de oran Ve eşitse ticaretten kayıplı çıkan yoktur. Bir başka deyişle, mübadelede istismar ya da birinden ötekine transfer söz konusu değildir. İhracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına oranı birden büyükse ülkeye dış ülkelerden gelir transferi olmakta, tersi durumda ülkeden yabancı ülkelere gelir transfer edilmektedir. Ülke içi ticarette de eğer tarımsal ürün fiyat endeksinin sanayi ürünleri fiyat endeksine oranı l'den büyükse iç ticarette tarım kesimi sanayi kesiminden, tersi durumda da sanayi kesimi tarım kesiminden kaynak aktarıyor demektir. Görülüyor ki hem iç ticaret hadlerinin hem de dış ticaret hadlerinin seyri bir ülke açısından büyük Önem taşımaktadır. Ülkedeki yöneticilerin ülkenin başka ülkelere kaynak transferine mani olacak politikaları almaları gerektiği gibi, ülke içinde de tarımda çalışanların sanayi ürünü üretenlerce sömürülmelerine de mani olmalıdırlar.
Ticaret hadleri dendiğinde akla iç ticaret hadlerinden çok dış ticaret hadleri gelmektedir. Dış ticaret hadleri ise ürettikleri ve sattıkları malların genel özellikleri dolayısıyla gelişmekte olan ülkeler lehine gelişme göstermiştir. Bir başka deyişle gelişmiş ülkeler hızla kalkınmalarını kendi çabaları kadar gelişmekte olan ülkelerden transfer etlikleri bu kaynaklara da borçludurlar. Uluslararası mübadele, fakir ülkelerin fakirliğini nisbi olarak artırırken zengin ülkelerin zenginliğini de nisbi olarak artırmaktadır. Dolayısıyle ülkeler arasında uçurum büyümektedir.
Aynı durum iç ticarette de söz konusudur. Sanayi kesiminin elde ettiği gelir nisbi
olarak artarken tarım kesiminin geliri nisbi olarak azalmaktadır. Mübadele tarım kesimi aleyhine gelişme göstermektedir. Savaş ve buhran zamanlan bu durum için istisna teşkil eder. Bu dönemlerde tarımsal ürün fiyatları arttığı için, hem iç ticaret hadleri ta-nm kesimi lehine gelişir, hem de dış ticaret hadleri azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler aleyhine gelişme göstermez, onların ticaret hadleri iyileşir.
Bununla beraber iktisatçılar arasında gelişmenin ilkel mallar üreticileri lehine mi (tarımsal ürünler ve hammaddeler) yoksa sanayi ürünleri üreticileri lehine mi gelişme göstereceği hususunda tartışma vardır. Bir kısım iktisatçılar, azalan verimler kanunu, sanayi mallarındaki kalite gelişmesi ve hizmet ticaretinin hesaba katılması halinde gelişmekte olan ülkeler ticaret hadlerinden daha kazançlı çıkmaktadır. Bir kısmı ise (ünlü sınger-prebishteji de dahil) tersini iddia ederek sanayicilerin fiyatlama biçimine, konjöktürün sanayi mallan fiyatlanm fazla etkilememesine, gelir arttıkça sanayi mallarına talebin artmasına bağlı olarak ticaret hadlerinin sanayileşmiş Ülkeler lehine gelişme gösterdiğini iddia etmişlerdir. Fakat zaman zaman her iki görüşü haklı çıkaracak gelişmeler olmasına rağmen bizce de ikinci görüş daha doğrudur.
Emin ERTÜRK
İslami Okul Okulların En Önemlisi