Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tipler Teorisi - İslami Bilgiler - 33. Sayfa

 

 TİPLER TEORİSİ

 

İnsanları ortak piskolojik özelliklerine göre tiplere ayırma çabasına tipler teorisi adı verilir. Yunan tıbbından beri İnsanlar böyle çabalar içinde olmuşlardır. Modern psikoloji ve psikiyatrinin ortaya çıkmasıyla

yüzyılımızın başında insanların özellikleri­ni kesin bir formüle bağlama eğilimlerinde artış olmuş, bir çok görüş ileri sürülmüştür. Ancak insanların ortak psikolojik özellikle­ri yalnızca tip değil, kişilik ve karakter ola­rak da adlandırılmak tadır. Bu nedenle bu alanda bir karışıklık görülmektedir. Bu an­siklopedinin Kişilik ve Karakter Yapısı maddelerinde bir çok farklı görüş gözden geçirildiğinden burada yalnızca konuyla il­gili çalışmasına tipler teorisi adını veren C. Gustav Jung'un teorisini ele alacağız.

Jung insanlan hayata karşı yaklaşım ve olaylara tepki biçimlerine bakarak temelde iki tipe ayırır: İçedönük (introvert) ve dışa-dönük (ekstrovert) tipler. Uyumlu ve den­geli davranışta her iki tipin özelliklerinin eşit biçimde yer alması beklenirken, insan­ların çoğunda genellikle bir tip davranış ge­lişmiş, diğeri ise bilinçdışında kalmış, an­cak zaman zaman görünür hale gelmiştir.

İki tip arasındaki aynmın belirtileri ço­cuklukta kendini göstermeye başlar. Dışa-dönük bir çocuk çevreye hızla uyum sağlar. Çevresindeki eşyalara ve nesnelere karşı ol­dukça dikkatli ve incelemecidir. Ama bu dikkat tedbir demek değildir. Tam tersine alabildiğine korkusuz ve girişkendir. Yeni şeyler keşfetmeye çalışmaktan çok zevk alır. Aile tarafından çok sevilir ve olduğun­dan daha zeki görünür, içedönük çocuk ise bu çocuğun karşıtı tutumlar içindedir. Kor­kak, çekingen ve tek başına oluşu aileleri endişelendirir, ama en az dışadönük kadar normal ve zekidir. Hayal gücü alabildiğine gelişmiştir.

Erişkin dışadönükler oldukça aktif bir toplumsal hayata sahiptirler. Çok çabuk ilişki kurabilirler, ama bu ilişkiler çoğun­lukla dayanıksızdır. Dost canlısı ve yardım-

severdirler. Topluluk içinde bulunmaktan ve kendilerini göstermekten hoşlanırlar. Toplumun değer yargılarına bağlıdırlar. Ai­lelerin yaka silkliği, ama çevrelerince çok sevilen insanlardır. İçedönükler ise yalnız kalmayı severler, duygulu, kötümser ve eleştiricidirler. Toplumsal hayatta harca­madıkları enerjilerini bazı özel yetenekler geliştirmede kullanırlar. Kendi kararlarını toplumsal değerlerin dışında vermeye uğra­şırlar. İçedönük ve dışadönük erişkinler ço­ğu kere birbirlerini yanlış anlarlar. Dışadö­nük içedönüğü bencil ve sıkıcı, içedönük dışadönüğü gösterişçi ve yapmacık bulur.

Jung'a göre ayrıca insanlara, eşyalara ve koşullara uyma biçimlerini temsil eden dört işlev tipi vardır. Kişinin alışkanlık ve tutum tipi olan içedönüktük ve dışadönüklüğe gö­re çalışan işlev tipleri şunlardır: Düşünme, duyuş (duyular aracılığıyla), hissetme (de­ğerlendirme), sezme.Yine bazı insanlarda bazı işlev tipleri öne çıkarak içedönüklük ve dışadönüklüğün yapısını şekillendirir­ler.

Dışadönük düşünme gerçeklere ve so­mut olana çok kolaylıkla bağlanır, ama so­yut düşünce üretemez. Dışadönük düşünü­ye Örnek C. Darâin'dir. İçedönük düşünme ve içedönük düşünen tip gerçeklerle değil, soyut fikirlerle ilgilenir; yeni bakış açılan ortaya koyar. Bu tipe örnek filozof I. Kant'dır.

Duyuşun öne çıktığı kişilerin dışadönük olanları, duyularını daha çok nesnelere yö­neltmişlerdir. Rahat, neşeli ve eğlenceye düşkündürler. İçedönük duyulayan tipler ise daha çok yaşanan duyuşun kendisiyle il­gilenirler. Kendilerini ifade etmekte çok güçlük çekerler. Nesneler dünyasını çok değişik biçimlerde algılarlar.

Hissetme işlevi, duyuştan farklıdır ve değerlerin bir süzgeçten geçirilmesini ifade eder. Hissetmenin diğer işlevlere baskın ol­duğunu hisseden kişiler dışadönük tipe giri­yorlarsa hissetmeleri çevre tarafından yö­netilir ve çevreleriyle çok kolay anlaşma sağlarlar. Hisseden dışadönükler kadınlar arasında daha sık görülürler, içedönük his­seden tipler ise görünüşte çekingen ve so­ğukturlar, ama içlerinde fırtınalar yaşarlar. İçleri sevgi ve iyilik duygularıyla doludur. Birçok sanat dalı içedönük hissetme ürün­lerinden oluşur.

Sezgi ise duyuş gibi akılcı olmayan ama onun tam karşıtı bir işlevdir. Gerçekliğin bilinçdışı yoldan algılanması anlamına ge­lir. Dışadönük sezgici için şimdi değil, ge­lecek önemlidir. Hiç bir kural tanımaz. Sü­rekli doğabilecek fırsatlar için tetikte bek­ler, içedönük sezgici ise eksantrik yanlarıy­la bilinir. Tuhaf hayalleri ve uğraşları var­dır.

Bütün bu sınıflamaları yapmış olmasına rağmen Jung, insanın basitçe tiplere ayrıla­bileceğini kabul etmemektedir. Onun tipler teorisi, insan ilişkilerini ve insan psikoloji­sini anlamada üstlendiği rol dışında bir rol almaya yanaşmaz. Kaldı ki, Jung'a göre in­san, doğası gereği herhangi bir tip formülü­ne sığmaz.

ErolGÖKA

Bk. Freudculuk, Karakter Yapısı, Kişilik , Psikanaliz