Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ - 35. Sayfa

 

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

 

Toplu iş sözleşmesi, işçilerle işveren arasında mevcut hizmet sözleşmelerinin yapılması, muhtevası, sona ermesi ile ilgili konulan düzenlemek üzere, işçi sendikası ile işveren sendikası ya da sendika üyesi ol­mayan işveren arasında yapılan bir sözleş­medir.

Toplu iş sözleşmesi, işçilerin ve işveren­lerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenle­mek amacıyla yapılır. Bu hak karşılıklı ola­rak tanınmış olmakla birlikte, her şeyden

önce işçilere yarar sağlayıcı niteliktedir.

' Toplu iş sözleşmesi, bir hukuk kaynağı olarak hizmet sözleşmelerinden önce gelir. İşçi lehine hükümler hariç, hizmet sözleş­melerinin toplu sözleşmeye aykın hüküm­lerinin yerini toplu sözleşme hükümleri alır.

Toplu iş sözleşmesi, iki veya üç yü gibi bir süreyle yürürlükte kalacağından, bu dö­nem içinde çalışma hayatında istikrarın sağlanmasına hizmet eder. İşçi ve işveren kesimi malî durumunu buna göre ayarlar. Öte yandan, toplu iş sözleşmesi, sendika ile işveren arasında bir "barış sözleşmesi" nite­liğindedir. Çalışma hayatında dirlik ve du­rulmayı temin eder, sürekli bir çekişme or­tamından uzaklaştırır.

Toplu iş sözleşmesi, kendine özgü bir özel hukuk sözleşmesidir. Kolleküf norm sözleşmesi ile borçlar hukuku sözleşmesi­nin birleşmesinden doğmuştur.

Toplu iş sözleşmesi ile taraflar, adeta kendi aralarında uygulanacak yasa hüküm­lerini yapmaktadırlar. Buna "toplu sözleş­me özerkliği" adı verilmektedir. Uluslara­rası Çalışma Örgütü (ILO)*hün 98 saydı Ör­gütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleş-mesi'nde toplu sözleşme özerkliğine dev­letçe müdahele edilmemesi, aksine devletin toplu pazarlık yöntemini geliştirici tedbir­ler alması ilkesi yer almıştır.

Toplu iş sözleşmesi iki kısımdan oluşur

 

 1) Normatif kısım:

 

Hizmet sözleşmelerinin yapılması, muhtevası ve sona ermesine iliş­kin hükümler bu kısma dahildir. Türk huku­ku bakımından, İsviçre ve Alman hukukla­rından farklı olarak, toplu sözleşmede bu kısmın bulunması zorunludur.

 

 2) Borçlar hukukuna ilişkin kısım:

 

Tarafların karşılık­lı hak ve borçları, sözleşmenin uygulanması ve denetimi, uyuşmazlıkların çözüm usu­lü gibi konulara ilişkin hükümler bu kısma dahildir. Mesela, işyeri sendika temsilcile­rinin faaliyetleri, ilân tahtaları gibi hususla­ra dair hükümler bu niteliktedir. Bu kısım toplu sözleşmenin doğumu için zorunlu bir unsur değildir.

Bir toplu iş sözleşmesi, işyeri veya işko­lu düzeyinde yapılabilir. Aynı işverene ait aynı işkolundaki çok sayıda işyeri için işlet­me düzeyinde toplu iş sözleşmesi yapılması mümkündür.

Toplu iş sözleşmesinin işçi tarafı, daima bir işçi sendikasıdır. Sendika şeklinde ör­gütlenmemiş fiili işçi toplulukları toplu sözleşme yapamazlar. Sözleşmenin işveren tarafı ise, bir işveren sendikası olabileceği gibi, sendika üyesi olmayan işveren de ola­bilir.

Toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi, söz­leşme yapılacak işyerlerindeki işçilerin ya­rıdan fazlasını kendisine üye kaydeden işçi sendikasına aittir. Türk hukuku bakımın­dan, bir sendikanın toplu iş sözleşmesi ya­pabilmesi için, ayrıca o işkolundaki işçile­rin en az yüzde onunu temsil etmesi şartı da aranmakladır. Aynca, sendikal üst kuruluş­ların (konfederasyonların) toplu sözleşme ehliyeti yoktur.

Yetkili işçi sendikası ile işveren sendika­sı ya da sendika üyesi olmayan işveren, top­lu görüşme ve anlaşmaya varılan hususların yazılı bir metne dönüştürülerek imzalan­ması suretiyle toplu sözleşmeyi yaparlar. Toplu pazarlık safhasında anlaşmaya van-lamadığı takdirde, işçi tarafının grev, işve­ren tarafının ise lokavt yoluyla karşı tarafa isteklerini kabul ettirme imkânı vardır.

Yapılan bir toplu iş sözleşmesinden, ta­raf işçi sendikası üyeleri yararlanabilirler.

Sendikaya üye olmayan işçilerin sözleşme­den yararlanabilmesi ise, taraf sendikaya "dayanışma aidatı" olarak adlandırılan ve normal üyelik aidatından daha düşük bir miktarda olan (Türk hukukunda normal ai­datın üçte ikisi) bir aidatı, ödemeleri şartına bağlıdır.

Mevcut bir toplu iş sözleşmesi sona er­meden, yeni bir toplu sözleşme yapılamaz. Taraf sendika işçi çoğunluğunu kaybetmiş olsa bile, durum böyledir. Böylece, toplu sözleşme süresi içinde çalışma hayatında istikrar ve iş barışı sağlanmış olmaktadır.

Toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihi, geçmişten başlatılabilir. Toplu görüşmele­rin uzaması halinde bu durum bir zorunlu­luk olarak ortaya çıkmaktadır.

Toplu sözleşme tarafı sendikanın feshe­dilmiş-olması, toplu sözleşmeyi sona erdir­mez. İşverenin değişmesi de toplu sözleş­meyi sona erdiren bir sebep değildir.

Türkiye açısından toplu sözleşme hakkı ilk defa 1961 Anayasası ile tanınmış ve gü­vence altına alınmıştır. 1963'de çıkartılan 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lo­kavt Kanunu konuyu ilk olarak düzenleyen yasadır. 1982 Anayasası da toplu sözleşme hakkına yer vermiş, 1983'te 2822 sayılı Ka­nun 275 sayılı Kanunun yerini almıştır.

Mehmet MURAT Bk. Grev, işçi Hareketleri