TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ - 35. Sayfa
TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ
Toplu iş sözleşmesi, işçilerle işveren arasında mevcut hizmet sözleşmelerinin yapılması, muhtevası, sona ermesi ile ilgili konulan düzenlemek üzere, işçi sendikası ile işveren sendikası ya da sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan bir sözleşmedir.
Toplu iş sözleşmesi, işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla yapılır. Bu hak karşılıklı olarak tanınmış olmakla birlikte, her şeyden
önce işçilere yarar sağlayıcı niteliktedir.
' Toplu iş sözleşmesi, bir hukuk kaynağı olarak hizmet sözleşmelerinden önce gelir. İşçi lehine hükümler hariç, hizmet sözleşmelerinin toplu sözleşmeye aykın hükümlerinin yerini toplu sözleşme hükümleri alır.
Toplu iş sözleşmesi, iki veya üç yü gibi bir süreyle yürürlükte kalacağından, bu dönem içinde çalışma hayatında istikrarın sağlanmasına hizmet eder. İşçi ve işveren kesimi malî durumunu buna göre ayarlar. Öte yandan, toplu iş sözleşmesi, sendika ile işveren arasında bir "barış sözleşmesi" niteliğindedir. Çalışma hayatında dirlik ve durulmayı temin eder, sürekli bir çekişme ortamından uzaklaştırır.
Toplu iş sözleşmesi, kendine özgü bir özel hukuk sözleşmesidir. Kolleküf norm sözleşmesi ile borçlar hukuku sözleşmesinin birleşmesinden doğmuştur.
Toplu iş sözleşmesi ile taraflar, adeta kendi aralarında uygulanacak yasa hükümlerini yapmaktadırlar. Buna "toplu sözleşme özerkliği" adı verilmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)*hün 98 saydı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleş-mesi'nde toplu sözleşme özerkliğine devletçe müdahele edilmemesi, aksine devletin toplu pazarlık yöntemini geliştirici tedbirler alması ilkesi yer almıştır.
Toplu iş sözleşmesi iki kısımdan oluşur
1) Normatif kısım:
Hizmet sözleşmelerinin yapılması, muhtevası ve sona ermesine ilişkin hükümler bu kısma dahildir. Türk hukuku bakımından, İsviçre ve Alman hukuklarından farklı olarak, toplu sözleşmede bu kısmın bulunması zorunludur.
2) Borçlar hukukuna ilişkin kısım:
Tarafların karşılıklı hak ve borçları, sözleşmenin uygulanması ve denetimi, uyuşmazlıkların çözüm usulü gibi konulara ilişkin hükümler bu kısma dahildir. Mesela, işyeri sendika temsilcilerinin faaliyetleri, ilân tahtaları gibi hususlara dair hükümler bu niteliktedir. Bu kısım toplu sözleşmenin doğumu için zorunlu bir unsur değildir.
Bir toplu iş sözleşmesi, işyeri veya işkolu düzeyinde yapılabilir. Aynı işverene ait aynı işkolundaki çok sayıda işyeri için işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi yapılması mümkündür.
Toplu iş sözleşmesinin işçi tarafı, daima bir işçi sendikasıdır. Sendika şeklinde örgütlenmemiş fiili işçi toplulukları toplu sözleşme yapamazlar. Sözleşmenin işveren tarafı ise, bir işveren sendikası olabileceği gibi, sendika üyesi olmayan işveren de olabilir.
Toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi, sözleşme yapılacak işyerlerindeki işçilerin yarıdan fazlasını kendisine üye kaydeden işçi sendikasına aittir. Türk hukuku bakımından, bir sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için, ayrıca o işkolundaki işçilerin en az yüzde onunu temsil etmesi şartı da aranmakladır. Aynca, sendikal üst kuruluşların (konfederasyonların) toplu sözleşme ehliyeti yoktur.
Yetkili işçi sendikası ile işveren sendikası ya da sendika üyesi olmayan işveren, toplu görüşme ve anlaşmaya varılan hususların yazılı bir metne dönüştürülerek imzalanması suretiyle toplu sözleşmeyi yaparlar. Toplu pazarlık safhasında anlaşmaya van-lamadığı takdirde, işçi tarafının grev, işveren tarafının ise lokavt yoluyla karşı tarafa isteklerini kabul ettirme imkânı vardır.
Yapılan bir toplu iş sözleşmesinden, taraf işçi sendikası üyeleri yararlanabilirler.
Sendikaya üye olmayan işçilerin sözleşmeden yararlanabilmesi ise, taraf sendikaya "dayanışma aidatı" olarak adlandırılan ve normal üyelik aidatından daha düşük bir miktarda olan (Türk hukukunda normal aidatın üçte ikisi) bir aidatı, ödemeleri şartına bağlıdır.
Mevcut bir toplu iş sözleşmesi sona ermeden, yeni bir toplu sözleşme yapılamaz. Taraf sendika işçi çoğunluğunu kaybetmiş olsa bile, durum böyledir. Böylece, toplu sözleşme süresi içinde çalışma hayatında istikrar ve iş barışı sağlanmış olmaktadır.
Toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihi, geçmişten başlatılabilir. Toplu görüşmelerin uzaması halinde bu durum bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.
Toplu sözleşme tarafı sendikanın feshedilmiş-olması, toplu sözleşmeyi sona erdirmez. İşverenin değişmesi de toplu sözleşmeyi sona erdiren bir sebep değildir.
Türkiye açısından toplu sözleşme hakkı ilk defa 1961 Anayasası ile tanınmış ve güvence altına alınmıştır. 1963'de çıkartılan 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu konuyu ilk olarak düzenleyen yasadır. 1982 Anayasası da toplu sözleşme hakkına yer vermiş, 1983'te 2822 sayılı Kanun 275 sayılı Kanunun yerini almıştır.
Mehmet MURAT Bk. Grev, işçi Hareketleri
İslami Okul Okulların En Önemlisi