Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

ÜCRET FLEKSİBİLİTESİ - 2. Sayfa

ÜCRET FLEKSİBİLİTESİ

 

İktisadi konjonktürün gelişme ve dur­gunluk dönemlerindeki şartlara işçi ücretle­rinin intibak etme özelliğini ifade etmekte­dir. Bir diğer ifade ile, klasik teorinin oto­matik tam istihdam modelinde, nominal üc­retlerde meydana gelen düşüş ve yükseliş­lerle, toplam talepte bir değişiklik olmadan, maliyetlerde ve fiyat düzeylerinde meyda­na gelen düşüş ve yükselişlerin üretim ve is­tihdamı aynı yönde etkilemesini ifade eden ücret esnekliğidir. Bu modelde otomatik dengenin sağlanması, ücretlerin aşağıya ve yukarıya doğru esnek (değişebilir) olması­na bağlanmıştır. İktisadi hayata yapılan müdahaleler fleksibiliteyi bozarak ücretleri yukarıya doğru itici aşağıya doğru rijit (tu­tucu) hale getirmektedir. Bu müdahalenin sendikalar ve toplu pazarlık yoluyla gerçek­leştirildiği iddia edilmektedir. Klasiklere göre faiz ve ücretin düşmesi sermaye ve emeğin âül kalmadan kullanımını sağla­maktadır. Böylece ekonomide otomatik tam istihdam dengesi sağlanmaktadır. Neo-Klasik görüş de nominal ücret değişmeleri­nin istihdam seviyesi üzerinde etkili oldu­ğunu kabul etmektedir. Çünkü nominal üc­retlerdeki düşüşün para talebini azaltmaya­cağı varsayılmıştır.

Klasik ve Neoklasik görüşün aksine Keynes, ücretlerdeki bir düşmenin toplam talebi de aynı oranda düşüreceğini ve fiyat ve ücretlerin daha düşük düzeyde oluşaca­ğını ileri sürmüştür. Keynes kapitalist bir ekonominin tam istihdamın altında denge­ye gelebileceğini, klasik ve neoklasik teori­nin bu genel teoride özel bir durum olduğu­nu kabul etmektedir. Keynes ayrıca nomi­nal ücretlerin sendikalar ve toplu pazarlık haklarından dolayı katı (rijit) olduğunu ka­bul etmektedir. Bir diğer deyişle böyle bir sistemde ücretler aşağı doğru indirilemez fakat yükseltilebilir. Ona göre diğer şartlar aynı kalmak şartıyla istihdam hacmi reel ücretlerle ters orantılı olarak değişir. Diğer taraftan toplu pazarlık sisteminde nominal ücretleri düşürerek reel ücretleri düşürmek zordur. Çünkü nominal ücretlerdeki düşüş toplam harcama, toplam talep ve fiyatları düşürerek reel ücretleri sabit tutar. Bundan dolayı Keynes istihdamı arttırmak için no­minal ücretleri sabit tutarak toplam talebi arttırmak gerektiğini ileri sürmüştür. Diğer

taraftan Keynes nominal ücretlerin sabit kalmasına rağmen reel ücretlerin düşebile­ceğini de ileri sürmüştür. Üretim tekniği, üretim teçhizatı ve işletme organizasyo­nunda değişme olmaksızın istihdam ve üre­tim artışı sözkonusu ise bu fiyatları yüksel­tecektir. Toplam talep artış ve fiyatların yükselmesi, zorunlu olarak reel ücretlerin düşmesine yol açar. Buradaki reel ücret dü­şüşü nominal ücretlerin artışından değil is­tin dam artışından kaynaklanmıştır. Dolayı­sıyla reel ücret düşüşünün Keynes'e göre iki nedeni ortaya çıkmaktadır:

1) Nominal ücret düşüşleri,

2) Diğer şartlarda bir değişme olmaksı­zın sağlanan istihdam artışı.

Keynes bundan dolayı sendikaların no­minal ücretleri aşağı doğru rijit hale getir­mesini de savunmuştur. Bunun başlıca ne­denleri şunlardır:

1- Fiyat düşse bile sendikaların ücret dü­şüşünü kabul edemeyişi.

2- Fiyatlarda düşüş olsa da bunun geçici olduğu ve tekrar yükseleceğinin beklenme­si.

3-  Ayrıca fiyatlarda meydana gelecek değişiklik ücretler kadar net değildir. Onun* için fiyat düşüşleri aldatıcı olabilir.

Bütün bunlardan dolayı Keynes ücret fleksibilitesi yoluyla tam istihdama ulaşıla­mayacağı sonucuna varmıştır. Bundan do­layı da Keynes'in noksan istihdam dengesi­nin ücret yapışkanlığı (rijidite) na dayandı­ğı ileri sürülmüştür. Fleksibil ücret politika­sı uygulansa, ortaya çıkacak sonuç fiyat is­tikrarsızlığı olacaktır. Onun için de ücretle­rin aşağıya doğru fleksibil olması lam istih­dam bakımından sakıncalı kabul edilmek­tedir.

Nevzat YALÇINTAŞ Bk. Ücret, Ücret Teorileri