ÜCRET FLEKSİBİLİTESİ - 2. Sayfa
ÜCRET FLEKSİBİLİTESİ
İktisadi konjonktürün gelişme ve durgunluk dönemlerindeki şartlara işçi ücretlerinin intibak etme özelliğini ifade etmektedir. Bir diğer ifade ile, klasik teorinin otomatik tam istihdam modelinde, nominal ücretlerde meydana gelen düşüş ve yükselişlerle, toplam talepte bir değişiklik olmadan, maliyetlerde ve fiyat düzeylerinde meydana gelen düşüş ve yükselişlerin üretim ve istihdamı aynı yönde etkilemesini ifade eden ücret esnekliğidir. Bu modelde otomatik dengenin sağlanması, ücretlerin aşağıya ve yukarıya doğru esnek (değişebilir) olmasına bağlanmıştır. İktisadi hayata yapılan müdahaleler fleksibiliteyi bozarak ücretleri yukarıya doğru itici aşağıya doğru rijit (tutucu) hale getirmektedir. Bu müdahalenin sendikalar ve toplu pazarlık yoluyla gerçekleştirildiği iddia edilmektedir. Klasiklere göre faiz ve ücretin düşmesi sermaye ve emeğin âül kalmadan kullanımını sağlamaktadır. Böylece ekonomide otomatik tam istihdam dengesi sağlanmaktadır. Neo-Klasik görüş de nominal ücret değişmelerinin istihdam seviyesi üzerinde etkili olduğunu kabul etmektedir. Çünkü nominal ücretlerdeki düşüşün para talebini azaltmayacağı varsayılmıştır.
Klasik ve Neoklasik görüşün aksine Keynes, ücretlerdeki bir düşmenin toplam talebi de aynı oranda düşüreceğini ve fiyat ve ücretlerin daha düşük düzeyde oluşacağını ileri sürmüştür. Keynes kapitalist bir ekonominin tam istihdamın altında dengeye gelebileceğini, klasik ve neoklasik teorinin bu genel teoride özel bir durum olduğunu kabul etmektedir. Keynes ayrıca nominal ücretlerin sendikalar ve toplu pazarlık haklarından dolayı katı (rijit) olduğunu kabul etmektedir. Bir diğer deyişle böyle bir sistemde ücretler aşağı doğru indirilemez fakat yükseltilebilir. Ona göre diğer şartlar aynı kalmak şartıyla istihdam hacmi reel ücretlerle ters orantılı olarak değişir. Diğer taraftan toplu pazarlık sisteminde nominal ücretleri düşürerek reel ücretleri düşürmek zordur. Çünkü nominal ücretlerdeki düşüş toplam harcama, toplam talep ve fiyatları düşürerek reel ücretleri sabit tutar. Bundan dolayı Keynes istihdamı arttırmak için nominal ücretleri sabit tutarak toplam talebi arttırmak gerektiğini ileri sürmüştür. Diğer
taraftan Keynes nominal ücretlerin sabit kalmasına rağmen reel ücretlerin düşebileceğini de ileri sürmüştür. Üretim tekniği, üretim teçhizatı ve işletme organizasyonunda değişme olmaksızın istihdam ve üretim artışı sözkonusu ise bu fiyatları yükseltecektir. Toplam talep artış ve fiyatların yükselmesi, zorunlu olarak reel ücretlerin düşmesine yol açar. Buradaki reel ücret düşüşü nominal ücretlerin artışından değil istin dam artışından kaynaklanmıştır. Dolayısıyla reel ücret düşüşünün Keynes'e göre iki nedeni ortaya çıkmaktadır:
1) Nominal ücret düşüşleri,
2) Diğer şartlarda bir değişme olmaksızın sağlanan istihdam artışı.
Keynes bundan dolayı sendikaların nominal ücretleri aşağı doğru rijit hale getirmesini de savunmuştur. Bunun başlıca nedenleri şunlardır:
1- Fiyat düşse bile sendikaların ücret düşüşünü kabul edemeyişi.
2- Fiyatlarda düşüş olsa da bunun geçici olduğu ve tekrar yükseleceğinin beklenmesi.
3- Ayrıca fiyatlarda meydana gelecek değişiklik ücretler kadar net değildir. Onun* için fiyat düşüşleri aldatıcı olabilir.
Bütün bunlardan dolayı Keynes ücret fleksibilitesi yoluyla tam istihdama ulaşılamayacağı sonucuna varmıştır. Bundan dolayı da Keynes'in noksan istihdam dengesinin ücret yapışkanlığı (rijidite) na dayandığı ileri sürülmüştür. Fleksibil ücret politikası uygulansa, ortaya çıkacak sonuç fiyat istikrarsızlığı olacaktır. Onun için de ücretlerin aşağıya doğru fleksibil olması lam istihdam bakımından sakıncalı kabul edilmektedir.
Nevzat YALÇINTAŞ Bk. Ücret, Ücret Teorileri
İslami Okul Okulların En Önemlisi