Yaşlılık - İslami Bilgiler - 11. Sayfa
YAŞLILIK
Bilişsel süreçlerdeki yaşa bağlı değişiklikler üzerinde yapılan araştırmalar, Batı toplumlarındaki yaşlı nüfus arasındaki artışın sürmesine paralel olarak güçlenmiştir. Yaşlıların modern bir çevre ile başa çıkabilmeleri ve dolu bir iş ve eğlence hayatı sürdürebilmeleri için bu değişikliklerin tanınması, anlaşılması ve gözönüne alınması önemlidir.
Araştırıcı, normal yaşlanma sürecinin bilişsel yetenekler üzerindeki etkilerini izole etmeye ve tanımlamaya çalışır. Yaşlanma süreciyle oluşan değişiklikler fiziksel sağlık, hayat tarzı, motivasyon ve kişilikteki değişikliklerle birlikte gider. Kötü performans zihinsel yıkıma değil, duyu organlarındaki bozukluğa, kaygıya veya ilgi azalmasına bağlı olabilir. Yaşlılar ve gençler karşılaştırıldığında, test, kuşak etkileri nedeniyle sağlıksız sonuç verebilir. Nasıl ki, zekâ testlerini kültüre uygun olmaması nedeniyle eleştirebilirsek, yaşlılık testlerini de kuşaklara uygun olmamakla eleştirebiliriz (kültür faktörünü gözönüne almamak-kuşak farkını gözönüne almamak). Kuşakların eğitim ve hayatta edindikleri tecrübeler farklıdır ve farklı yeteneklerin gelişmesine yol açmışlardır. Deneysel araştırmalar bu değişken faktörleri dışarda bırakarak yalnızca yaşın etkilerine eğilmeye çalışırlar.
Birçok zihinsel yetenek yaşla birlikte kısmen yıkıma uğrar, ancak bir kısmı da bozulmadan kalır. Bireysel farklılıklar belirginleşir, kimileri yıkıma uğrarken, kiminin zihni sağlam kalır. Genelde 6O'Iı yaşların ortalarına varmadan gözlenebilir hafif bir zihinsel yavaşlama olur. Geleneksel psiko-metrik testler bir takım ölçeklerde ve standart zekâ testlerindeki basan için yaşa ait normlar çıkarmıştır.
Sonuçlar, "kristalize" (yaşa bağlı olmayan) zekâ ve "sıvı" (yaşa bağlı) zekâ arasında aynm yapılmasına imkân vermiştir. En-tellektüel beceriyi ölçmeye yönelik testler, söz dağarcığı, sözel yetenek ve olayların bilgisi gibi konularda yaşın çok az etkisi olduğunu gösteriyor. Bilgiyi işleme ve dönüştürme yeteneğini Ölçen testler, geriye doğru sayı sayma, rakamları sembollerle anlatma ve uzaysal akıl yürütme gibi konularda bir aşağı gidişe işaret ediyorlar. Ancak bu testler, bazı yeteneklerin kaybolmasına, bazılarının ise bozulmadan kalmasına yol açan mekanizmaların anlaşılmasına yeterince ışık tutmamaktadır.
Psikologlar bu nedenlerle, algı, dikkat, öğrenme ve hafıza araştırmaları için geliştirilmiş deneysel tekniklere döndüler ve bu teknikleri yaşlılık problemine uyguladılar. Bilgi işleme yaklaşımı karmaşık görevleri küçük parçalara indirgemeye ve bozulan unsuru teşhis etmeye imkân verir. Böylece, örneğin, deneysel hafıza araştırmaları, yaşlılıkta hatırlama sürecinin bilgi depolamadan daha çok etkilendiğini göstermiştir; ayrıca zihinsel aritmetik çalışmaları "çalışan hafıza" kapasitesinin asıl duyarlı bölme olduğunu göstermiştir. Bilgi işleme oranında azalma ve çalışan bellek kapasitesinde azalma gibi faktörlerin birçok beceri testindeki düşüklüklerden ortak sorumlu olduğu görülüyor. Eksikliklerin düzeni teorik ayrımlar yaparak yorumlanabilir, dikkate ait süreçler ve otomatik süreçler arasında olduğu gibi. Dikkate ait süreçlerin yaşla bozulması daha muhtemelken, otomatik süreçler çoklukla bozulmadan kalır.
Karmaşık görevler araştırılırken ortaya çıkan bir problem de strateji ve kapasite açısından yaş farklılıklarını ayırt edebilmektir. Düşük basan, azalmış kapasite nedeniyle değil, doğru stratejiyi uygulamamaktan doğuyor olabilir. Strateji söz konusu olduğunda yaş farkı eğitimle giderilebilir. Sınırlı bir kapasite söz konusu ise yaş farkı ancak görevin beklentiyi azaltacak şekilde yeniden düzenlenmesiyle giderilebilir. Günümüzde yaşlılık araştırmalanndaki eğilim, performansı gerçek hayat koşullarında ölçmek ve ağırlığı pratik ve uygulamalı yönlere vermektir. Bu daha uygulamaya yönelik yaklaşım için yaşlı İnsanların günlük hayatlarında karşılaştıkları güçlüklerin uygun stratejilerle ne aranda giderilebileceği ve onların kapasitelerine uyması için çevreyi ne oranda değiştirmek gerektiğini bilmek çok önemlidir.
(SBA)
İslami Okul Okulların En Önemlisi