Yatırım - İslami Bilgiler - 12. Sayfa
YATIRIM
Genel anlamda yatırımı, tasarrufların kazanç elde etmek amacıyla çeşitli alanlarda değerlendirilmesi olarak tarif etmek mümkündür. Fertler, işletmeler hatta devlet, gelirlerinden tüketime harcamadıkları kısımları değerlendirmeyi arzu ederler. Tüketime harcanmayıp tasarruf edilen meblağların ise muhtelif şekillerde tutulması mümkündür: Nakit, mevduat, hisse senedi ve tahvil olarak; altın, arsa, lüks bina, v.b. reel üretim vasıtalarına bağlanmış şekilde.
Bu alternatiflerin her biri aşağıdaki unsurları ihtiva eden bir paket olarak düşünülebilir:
1) Sermaye kıymeti,
2) tahmini gelir,
3) likidite (Sermayeyi nakde dönüştürme kolaylığı),
4) vergi sonuçlan. Sonra, her alternatif harcama zikredilen her unsurla ilgili olarak bir belirsizlik derecesine ve dolayısıyla da riske sahiptir. Fertler, işletmeler ve devletten meydana gelen iktisadi karar birimleri, muhtemel riskleri göze alıp alamayacaklarını tartarak, kendilerine en yüksek faydayı sağlayacak harcamayı veya harcama kobinezonunu seçeceklerdir.
Konuyu, bu genel tariften esas noktaya getirdiğimizde, durum oldukça değişir. Böyle bir durumda, yukarıda sayılan alternatif harcamalardan bir çoğunun yatırım sayılamayacağı ortaya çıkar. Millî ekonomi açısından yatırım, muayyen bir dönemde tüketimden alıkonulan meblağların reel üretim vasıtalarına harcanması suretiyle ekonominin üretim vasıtaları mevcuduna yapılacak net ilaveleri ifade eder. Anlaşılacağı gibi kavram birbirinden farklı üç görünüşe sahiptir tik olarak yatırım, reel üretim vasıtalarına yapılan bir sarfiyatı, bir harcamayı ifade etmektedir. Özel müteşebbisler veya devlet tarafından muayyen bir dönemde üretim vasıtalarına yapılan harcamalar bu şekilde değerlendirilir. İkinci olarak, yatırım, bu sarfiyat karşılığında ekonominin üretim vasıtalarına yapılan net ilaveyi ifade eder. Nihayet yatırım bir fiilin icrası olarak düşünülebilir. Bu anlamıyla serbest ve seyyal kapitalin üretime sevkedilmesiy-le bağlı sermayenin (üretim vasi lalarının) meydana gelmesi arasındaki vetireye işaret eder.
Yatırım yoluyla ekonominin üretim vasıtaları mevcuduna yapılan ilâveler başlıca üç grupta mütalaa edilmektedir 1) Teçhizata (bina, yol, baraj, fabrika v.s.) yapılan ilâveler,
2) Ham maddeler ve yan mamul maddeler ile satış için hazır bulundurulan mamul maddelerin stoklarına yapılacak ilâveler,
3) Nihayet mesken mevcuduna yapılan ilaveler. Bu üç grupta toplanan mallar, ekonominin üretim kapasitesini genişletecek reel üretim vasıtaları olarak kabul edilmektedirler. Öyleyse bunlar üzerine yapılacak her harcama yatırım olarak kabul edilecektir.
Reel üretim vasıtaları ile ekonominin üretim kapasitesini artırmaya herhangi birtesiri bulunmayan mal ve maddelere yapılacak harcamaları birbirinden ayırdetmek gerekir. Altın, gümüş vb. kıymetli madenler, spekülatif maksatla alınıp bekletilen arsa ve benzeri unsurlara yapılan harcamaları yau-nm olarak kabul etmenin imkânı bulunmamaktadır.
Burada, genelde ve tek tek fertler veya işletmeler söz konusu olduğunda yatırım sayılabilen, ancak milli ekonomi açısından yatırım olarak kabul edilmesi mümkün olmayan bazı harcamalara dikkat çekmek yerinde olur. Parayı nakit olarak el altında bulundurma veya bankada bir mevduat hesabında bekletme, hisse senedi ve tahvil gibi kıymetli evraka yatırma, daha Önce mevcut olan bir binayı veya merkezi satın alma şeklindeki kullanım ve harcamalar millî ekonomi açısından ve gerçek anlamda değil, tek tek iktisadi birimler açısından yatırını olarak değerlendirilebilirler. Çünkü bunlar ekonominin reel üretim vasıtaları mevcudunda bir artış meydana getirmezler.
Bu izahlar bizi yatırımın reel yatırım ve malî yatırım (plasman) olarak iki gruba ayrılması hadisesiyle karşı karşıya getirir. Reel üretim vasıtalarında bir artış meydana getiren harcamalar reel, bu vasıtaların iktisadî birimler arasında sadece transfer edilmesi ile neticelenen harcamalar malî yatırımlar olarak kabul edilirler. Daha önce ihraç edilmiş hisse senetlerinin veya daha önce mevcut bir meskenin bir kimse tarafından satın alınması durumunda malî yatırımlardan bahsedilecektir. Hatta hisse senedi ve tahviller yeni ihraç edilmiş olsalar bile, bunlara yapılan harcamalar reel yatırım olarak kabul edilemezler. Çünkü yatırım gerçek anlamıyla reel üretim vasıtalarına yapılan direkt harcamaları ifade etmektedir. Eğer bu kıymetli evrakı ihraç edenler, bunların satılmasından elde ettikleri paralan yeni bina, makina, ham ve yan mamul madde ve mamul madde gibi unsurlara harcarlarsa, reel bir yatırımın gerçekleştiğinden söz edilebilir.
Reel ve malî yatırımlar ayrımının yanında, gayri safi ve safi (net) yatırımlardan da bahsedilebilir. Gayri safı yatırımlar bir dönem zarfında yapılmış olan yatırımların toplam kıymetini ifade eder. Safı yatırımlar ise aşınma, eskime, günü geçme ve hasar ihtimallerine karşılık olarak ayrılacak bir meblağın toplamdan indirilmesinden sonra sermaye mevcuduna yapılmış net ilâvelerin kıymetini ifade eder. Bu ifadelerden anlaşılmaktadır ki aşınma, eskime, günü geçme v,s. için indirilmesi gereken meblağ, mevcut sermaye stokunu aynı seviyede tutmak için yapılması gereken yatırımlar anlamına gelmek üzere, ikame yatırımlardır.
Yatırımlar bir başka açıdan otonom ve uyarılmış yatırım lar olarak tasnif edilebilir. Otonom yatıranlar miUî gelir seviyesinin ve bu seviyedeki değişmelerin fonksiyonu olarak mütalaa edilemeyecek yatırımlardır. Uyarılmış yatırımlar ise millî gelirdeki bir değişmenin, tüketim harcamaları yoluyla satış miktarını etkilemesinden kaynaklanan yatırımlardır. Henüz gelişmemiş bir bölgeyi kalkındırmak için devlet tarafından başlatılan yatırımlar, teknolojik gelişmelerin sağladığı imkânlara dayanılarak yapılan yatırımlar bu grupta mütalaa edilebilir. Meselâ, bir malın üretiminde maliyet azalmasına sebep olan bir teknolojik yenilik, tüketim harcamalarında meydana gelecek bir artışın uyarmasına gerek kalmaksızın, müteşebbislerin yatırım yapmasına imkân verebilir.
Yatırımların sermaye teşekkülüne imkân verdiği malumdur. Sermaye teşekkülü ise genişliğine ve derinlemesine olmak üzere iki istikamette gelişir. Genişliğine sermaye teşekkülü, her yeni emek biriminin mevcut tip ve standartta sermaye ile teçhiz edilmesi anlamına gelir. Derinliğine sermaye teşekkülü ise, her bir emek biriminin daha fazla sermaye ile teçhiz edilmesi demektir. Otonom yatırımlar derinliğine, uyarılmış yatırımlar da genişliğine sermaye teşekkülü ile aynı anlama gelmektedir. Keza ikame yatırımları genişliğine sermaye teşekkülü demektir. Eğer safi yatırımlar da mevcut sermayeyi vasıf itibariyle değiştir-miyorsa, genişliğine sermaye teşekkülü kategorisine dahil edilebilir.
M. Hanifi ARSLAN
İslami Okul Okulların En Önemlisi