Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Yatırım - İslami Bilgiler - 12. Sayfa

YATIRIM

 

Genel anlamda yatırımı, tasarrufların ka­zanç elde etmek amacıyla çeşitli alanlarda değerlendirilmesi olarak tarif etmek müm­kündür. Fertler, işletmeler hatta devlet, ge­lirlerinden tüketime harcamadıkları kısım­ları değerlendirmeyi arzu ederler. Tüketime harcanmayıp tasarruf edilen meblağların ise muhtelif şekillerde tutulması mümkün­dür: Nakit, mevduat, hisse senedi ve tahvil olarak; altın, arsa, lüks bina, v.b. reel üretim vasıtalarına bağlanmış şekilde.

Bu alternatiflerin her biri aşağıdaki un­surları ihtiva eden bir paket olarak düşünü­lebilir:

 1) Sermaye kıymeti,

 2) tahmini ge­lir,

 3) likidite (Sermayeyi nakde dönüştür­me kolaylığı),

 4) vergi sonuçlan. Sonra, her alternatif harcama zikredilen her unsurla il­gili olarak bir belirsizlik derecesine ve dola­yısıyla da riske sahiptir. Fertler, işletmeler ve devletten meydana gelen iktisadi karar birimleri, muhtemel riskleri göze alıp ala­mayacaklarını tartarak, kendilerine en yük­sek faydayı sağlayacak harcamayı veya harcama kobinezonunu seçeceklerdir.

Konuyu, bu genel tariften esas noktaya getirdiğimizde, durum oldukça değişir. Böyle bir durumda, yukarıda sayılan alter­natif harcamalardan bir çoğunun yatırım sa­yılamayacağı ortaya çıkar. Millî ekonomi açısından yatırım, muayyen bir dönemde tüketimden alıkonulan meblağların reel üretim vasıtalarına harcanması suretiyle ekonominin üretim vasıtaları mevcuduna yapılacak net ilaveleri ifade eder. Anlaşıla­cağı gibi kavram birbirinden farklı üç görü­nüşe sahiptir tik olarak yatırım, reel üretim vasıtalarına yapılan bir sarfiyatı, bir harca­mayı ifade etmektedir. Özel müteşebbisler veya devlet tarafından muayyen bir dö­nemde üretim vasıtalarına yapılan harca­malar bu şekilde değerlendirilir. İkinci ola­rak, yatırım, bu sarfiyat karşılığında ekono­minin üretim vasıtalarına yapılan net ilave­yi ifade eder. Nihayet yatırım bir fiilin icrası olarak düşünülebilir. Bu anlamıyla serbest ve seyyal kapitalin üretime sevkedilmesiy-le bağlı sermayenin (üretim vasi lalarının) meydana gelmesi arasındaki vetireye işaret eder.

Yatırım yoluyla ekonominin üretim va­sıtaları mevcuduna yapılan ilâveler başlıca üç grupta mütalaa edilmektedir    1) Teçhiza­ta (bina, yol, baraj, fabrika v.s.) yapılan ilâ­veler,

 2) Ham maddeler ve yan mamul maddeler ile satış için hazır bulundurulan mamul maddelerin stoklarına yapılacak ilâ­veler,

3) Nihayet mesken mevcuduna yapı­lan ilaveler. Bu üç grupta toplanan mallar, ekonominin üretim kapasitesini genişlete­cek reel üretim vasıtaları olarak kabul edil­mektedirler. Öyleyse bunlar üzerine yapıla­cak her harcama yatırım olarak kabul edile­cektir.

Reel üretim vasıtaları ile ekonominin üretim kapasitesini artırmaya herhangi birtesiri bulunmayan mal ve maddelere yapıla­cak harcamaları birbirinden ayırdetmek ge­rekir. Altın, gümüş vb. kıymetli madenler, spekülatif maksatla alınıp bekletilen arsa ve benzeri unsurlara yapılan harcamaları yau-nm olarak kabul etmenin imkânı bulunma­maktadır.

Burada, genelde ve tek tek fertler veya işletmeler söz konusu olduğunda yatırım sayılabilen, ancak milli ekonomi açısından yatırım olarak kabul edilmesi mümkün ol­mayan bazı harcamalara dikkat çekmek ye­rinde olur. Parayı nakit olarak el altında bu­lundurma veya bankada bir mevduat hesa­bında bekletme, hisse senedi ve tahvil gibi kıymetli evraka yatırma, daha Önce mevcut olan bir binayı veya merkezi satın alma şek­lindeki kullanım ve harcamalar millî ekonomi açısından ve gerçek anlamda de­ğil, tek tek iktisadi birimler açısından yatı­rını olarak değerlendirilebilirler. Çünkü bunlar ekonominin reel üretim vasıtaları mevcudunda bir artış meydana getirmez­ler.

Bu izahlar bizi yatırımın reel yatırım ve malî yatırım (plasman) olarak iki gruba ay­rılması hadisesiyle karşı karşıya getirir. Re­el üretim vasıtalarında bir artış meydana ge­tiren harcamalar reel, bu vasıtaların iktisadî birimler arasında sadece transfer edilmesi ile neticelenen harcamalar malî yatırımlar olarak kabul edilirler. Daha önce ihraç edil­miş hisse senetlerinin veya daha önce mev­cut bir meskenin bir kimse tarafından satın alınması durumunda malî yatırımlardan bahsedilecektir. Hatta hisse senedi ve tah­viller yeni ihraç edilmiş olsalar bile, bunla­ra yapılan harcamalar reel yatırım olarak kabul edilemezler. Çünkü yatırım gerçek anlamıyla reel üretim vasıtalarına yapılan direkt harcamaları ifade etmektedir. Eğer bu kıymetli evrakı ihraç edenler, bunların satılmasından elde ettikleri paralan yeni bi­na, makina, ham ve yan mamul madde ve mamul madde gibi unsurlara harcarlarsa, reel bir yatırımın gerçekleştiğinden söz edi­lebilir.

Reel ve malî yatırımlar ayrımının yanın­da, gayri safi ve safi (net) yatırımlardan da bahsedilebilir. Gayri safı yatırımlar bir dö­nem zarfında yapılmış olan yatırımların toplam kıymetini ifade eder. Safı yatırımlar ise aşınma, eskime, günü geçme ve hasar ihtimallerine karşılık olarak ayrılacak bir meblağın toplamdan indirilmesinden sonra sermaye mevcuduna yapılmış net ilâvelerin kıymetini ifade eder. Bu ifadelerden anla­şılmaktadır ki aşınma, eskime, günü geçme v,s. için indirilmesi gereken meblağ, mev­cut sermaye stokunu aynı seviyede tutmak için yapılması gereken yatırımlar anlamına gelmek üzere, ikame yatırımlardır.

Yatırımlar bir başka açıdan otonom ve uyarılmış yatırım lar olarak tasnif edilebilir. Otonom yatıranlar miUî gelir seviyesinin ve bu seviyedeki değişmelerin fonksiyonu olarak mütalaa edilemeyecek yatırımlardır. Uyarılmış yatırımlar ise millî gelirdeki bir değişmenin, tüketim harcamaları yoluyla satış miktarını etkilemesinden kaynakla­nan yatırımlardır. Henüz gelişmemiş bir bölgeyi kalkındırmak için devlet tarafından başlatılan yatırımlar, teknolojik gelişmele­rin sağladığı imkânlara dayanılarak yapılan yatırımlar bu grupta mütalaa edilebilir. Me­selâ, bir malın üretiminde maliyet azalma­sına sebep olan bir teknolojik yenilik, tüke­tim harcamalarında meydana gelecek bir artışın uyarmasına gerek kalmaksızın, mü­teşebbislerin yatırım yapmasına imkân verebilir.

Yatırımların sermaye teşekkülüne imkân verdiği malumdur. Sermaye teşek­külü ise genişliğine ve derinlemesine ol­mak üzere iki istikamette gelişir. Genişliği­ne sermaye teşekkülü, her yeni emek biri­minin mevcut tip ve standartta sermaye ile teçhiz edilmesi anlamına gelir. Derinliğine sermaye teşekkülü ise, her bir emek birimi­nin daha fazla sermaye ile teçhiz edilmesi demektir. Otonom yatırımlar derinliğine, uyarılmış yatırımlar da genişliğine sermaye teşekkülü ile aynı anlama gelmektedir. Ke­za ikame yatırımları genişliğine sermaye te­şekkülü demektir. Eğer safi yatırımlar da mevcut sermayeyi vasıf itibariyle değiştir-miyorsa, genişliğine sermaye teşekkülü ka­tegorisine dahil edilebilir.

M. Hanifi ARSLAN