Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kaynak - İslami Bilgiler - Abdulkadirsohbetler - 1. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Kaynak: Sohbetler, Abdülkadir Duru, Sohbet Yayınları No: 1, Balkanoğlu Matbaası, Ankara-1969,

 

  1. Abdülkadir Duru’nun İnsan-ı Kamil safsatası.(S.37)

Allah’ın yetkisini mahzar olan insan: İnsan-ı Kamil….Bir annenin, bak bir baba çocuğun halkedilmesini teşekkül ettiremiyorda, bir anne teşekkül ettirebiliyor. Demekki, Allah’ın halketmesi anada olduğu gibi, insanın yaratılması da insan-ı kamilden tecelli ediyor. Allah o insan-ı Kamil ile bizi yaratacak.

Böyle Allah’ın ruhandırma mazhariyetine düşmüş olan hakiki insan-ı kamil, dıştan hiçbir şeye benzetilemez.           

 

  1. İnsan-ı Kamil’in tasarruf etmesi yalanı (S.46-49)

  Bu tasarruf, herbirinde başka türlü tecelli ettiği gibi, bugün elimize geçecek.insan-ı Kâmil de başka türlü yapar. Muhakkak,... falanca tasarrufunu şöylekullanmış, bu böyle    kullanmadı hayır, buda daha başka türlü... Çünkü Allah, bundanda başka türlü te­celli ediyor.

Birtanesi, zinaya gittiği zaman, karıynan erkeğin arasına kolunu sokar, öbürüde, hırtığına basar. İçin­den.... ulan!... boğuluyorum, öldüm ha!... dur hele, evvelâ can lâzım, karıdan evvel can lazım der, kaçar ordan. Bak, bak! Maksat yaptırmamak değil mi?... Daha başka türlüsünü yapar. Yahutta o sefer yaptırır öyle bir örnek yaparki; bütün insanlar ondan örnek alır. Bak, burda çok ,iş var. Yaptırır ama nasıl yaptı­rır. Ve sonra ne olur... Onuda bilmiyorum. Kullanır, kullanır. Elinde kullanır. İçki böyledir, insana yakış-mayacak, insanın noksanlığını ifade edecek fiilleri ondan yok eder. içinden o arzuyu keser. Kendisi zor­lan ek bir arzu yapıp gitse, yaptırmaz. Fakat daha zi­yade içinden yapar. İçinden, insanın iç dünyasından, şuur altından, kalbinden, zihnînden yapar yapacağı­nı.

Hadi, akla sok bakayım. Aklınan nasıl ölçece­ğiz? Bir adamın zihnine nasıl girer. Bir insan - ı Kâ-mil 'nasıl onun zihnini değiştirir. Hadi bunu, bir ada­ma bir gövdeye maledelim bakalım. Edebilirmiyiz?... Sadece olanları tesbit ederiz ki:

—  Evet, ben dün tutuk bir adam idim, bugün bir hatip kesildim.

—  Dün  içkiciydim,   böyle  bir  ihtiyaç  bulamıyo­rum kendimde. İçmek ihtiyacı bulamıyorum.

— Efendim, dün yazamıyordum, bugün yazıyo­rum.

 Şimdi, «Ol dedi bir kerre var oldu cihan» Süley­man Çelebi Kudse Sırrehû böyle birşeyler yazmış... Hah....                          

            Allah, iyi olmak niyetinde, has kul olmak niye­tinde olan insanlara ikram olarak, o însan - ı Kâmil'in ağzından kelâm eder.

Bir kerre böyle bir insan, bir beşer değildir. Dış kısmı beşerdir. Fakat onun vücudu beşer değil, yok olmuştur o... Allah ondan yapacağını yapar, diyeceğini der.                  

Sen, yazı harfleri bile bilmiyorsun, sana tasarru­fu varya,... ordan Allah ikram edecek, bir yazı, yazt san'atı... Yaz canım der. Yaz. Hah, yaz dediya, sen yazamam dersin ona itiraz etmiş olursun. Fakat o, yaz deyişinin tesirinden kurtulamadın, elli sene geçse, el-libirinci sene yine yazar olursun. Ama neye yararki, beşer bir ömüre bağlıdır. Onun yaz demesini, ben artık yaz deyildim, beni var eden Allah, beni nasıl ol­duğum gibi var ediyorsa, bende bir yazıyı da var et­mekten aciz değildir diye Allaha inanırsa, Allahın or­dan söylediği söze inanırız, teşebbüsüne geçtiğimiz za­man, olur olmaz yazarlar aciz kalır bizden.

Demekki- Allahın ne büyük yetkisi öyle bir beşer görünenden tecelli ediyor. Bu, daha aklınan ölçülüpte onun tavsiyesine, sözüne.... onun sözü  bizatihi Allahın sözüdür. Kendisi yoktur.

Allaha hususi kul olmak istersek,  Allah hususi olarak bize nüzul eder. Ne ile?... Bir sebeple. Bana bir adım yaklaşan kuluma, ben bin adım yaklaşırım vaad-i keriminde bulunan, nasıl yaklaşmaz. Sen, has kulmu olmak istiyorsun?... O, daha evvel yaklaşır, sana benzer bir adamdan, sana yapacağını yapar. Ama "hem yaklaşmak isteyip hem inanmazsak, bu,... nolocak?...

Bumu?... Bu değilmi?... Efendim, canım karde­şim, bumu?.. bu değilmi?.. olmasına sebep, şüphe et­memiz, bizi değiştiren hallerimiz bize isbat ediyor. Dış ölçüde bişey yokki, biz onu dışarıdan ölçek. Dışa­rıdan ele tutulacak tarafı yok. Tutulan tarafını bile kaybediyor. Buraya iyi dikkat edelim. Hakikaten İn­san - ı Kâmil olanın kerameti, dışarıdan değildir. İçi-mizdendir. Ve kerameti ilmidir, ilmini ölçecek kudre-timiz olmadığına göre, içimizden olanlara,... bir tane bile' olsa... Tamam, aradığımızı bulduk demektir.