Kaynak - İslami Bilgiler - Geylani 3 - 1. Sayfa
Kaynak: Abdülkadir Geylani'nin Sohbetleri - Yaman Arıkan, Uyanış Yayınevi, İstanbul Tarihsiz.
1. Taki, onun (arifin) kalbine hatıftan (gizliden) şöyle deninceye kadar yalanı (S.443)
Ta ki,onun kalbine hatıften şöyle deninceye kadar: Bu endîşe ve telâş neye? Sakin ol. Sâbitkadem ol. Sende îmân sabittir, yerleşmiştir. Müminler,,imânlarının nurunu senden alırlar. Sen yarın şefâatçisın.Sözü kabul edilecek kişilerdensin, insanlardan" birçoğunun, cenennemden kurtulmasına sebep olacaksın. Şefaat edenlerin efendisi olan peygamberinin huzurunda bulunacaksın. Bu endişe ve telaşı bırak. Başka şeylerle meşgul ol!...
2. Bunlar tamamlandığı zaman cinler, insanlar ve melekler o kişinin ayakları altına serilir yalanı (S.444)
Allah'a giden yolda halk yoktur. İnsanlar yoktur. Fânî şeyler yok-tur. Sebeb yoktur. Malûm yoktur. Cihet - yön yoktur. Kapı yoktur-Orada varlıkların vücûdu aslâ yoktur: Bünye (beden) dünyâ iledir. Kalb âhiret iledir. Sır - öz, Mevlâ iledir. Sır - öz, kalbe hâkimdir. Kalb,. nefs-i mutmainneye hâkimdir. Nefs-i mutmainne bünyeye hâkimdir. Uzuvlar da halka hâkimdir.
Bütün bunlar sırasıyle tahakkuk edip tamamlandığı zaman cin-ler, insanlar ve melekler o kişinin ayakları altına serilir. Hepsi ayak ta dururlar. O ise, Allah'a yakınlık meclisinde oturur..
3. (Fena,yok olma) vadisine ulaşırsan ilahi yardım emrine verilir,melekler çevrende yürür, ruhlar sana gelir yalanı (S.448)
EY.OĞUL! îmânı sağlamlaştırıp kemâle erdirdiğin zaman ma'rifet diyarına ulaşırsın. Oradan ilim vâdisine varırsın. İlim vadisinden
de, kendinden ve halkdan geçme (fenâ, yokluk, yok olma) vadisinde ulaşırsın. Dana sonra ise Allah ile yeniden vücut bulur vârlığa kavu şursun. Bu vücut buluş, kendinle ve diğer fânilerle değildir.
İşte Allah ile yeniden vücut bulduğun bu safhada, her türlü elem
ve kederin zail olur.İlâhî koruma sana hizmet eder. İlâhî himaye senin etrafında çepeçevre bir koruma duvarı örer. İlâhî tevfîk, emrini amade kılınır, felekler çevrende yürür. Ruhlar sana gelir. azîz ve Celîl olan Allah, diğer varlıklara karşı seninle iftihar eder. Bakışları seni himaye eder ve seni kendisine yakınlık, kendisiyle ün siyet ve kendisin münâcât evine cezbeder, çeker...
Özürsüz ve sebepsiz yere benim sohbetlerime gelmeyenler husrâ-na uğrarlar, emellerine nail olamazlar.
4. Kim ki bu mertebeye ererse o yeryüzünde Allah’ın vekili ve halifesidir. Artık o sırların kapısıdır yalanı (S.467)
Buna ilk muttali olan sırdır, özdür. Öz, bu bilgiyi kalbe aktarır. Kalb de nefs-i mutmainneye aktarır. Orada gizli bir şekilde muhafaza edilir. Nefs, bu duruma, bir müddet terbiyeden ve kalbe hizmet ettikten sonra muttali olur. Nefsin kalb ile birlikte bulunması, bir müddet mücâhede ve meşakkatlarından sonra onu bu İşe ehil kılar.. ""Kim ki bu mertebeye ererse o, yeryüzünde Allah'in vekili ve halîfesidir. Artık o. "sırların kapısıdır. Allah'ın hazineleri olan kalb hazinelerinin ânahtarları onun yanındadır. Bu, halkın düşünce ve idraki nin ötesinde kalan bir şeydir. Avamın idrâki ona ulaşamaz. O mertebede zuhur edenlerin tamâmı. Allah'ın yarattıklarından bir zerre, deryasında bir katre ,güneşinden bir kandildir. Allah'ım, bu sırlar hakkında konuştuğum için senden özür diliyorum. Sen biliyorsun ki en mağlûbum.
5. Mürşidinin yanında müridin ne elbisesi, ne sarığı, ne altını olur ne de malı mülkü olur. Mürid kendi tabağında mürşidin emrettiğini yer sapıklığı (S.471)
Vah sana! Bana bağlılığını iddia ediyorsun. Fakat malını benden gizliyorsun. Bu durumda sen, o iddianda yalancısın. Mürşidinin yanında müridin ne elbisesi olur, ne sarığı olur, ne altını olur, ne de malı- mülkü olur. Mürid, kendi tabağnda mürşidin emrettiğini yer . Mürşidinin önünde mürid, kendinden geçmiştir. Sâdece onun emrini bekler, yasağını bekler. Zîrâ bilir ki. mürşidinin kendisine- verdiği ve ya söyledikleri Allah'dandır, Allah'ın emirleri cümlesindendir.Bilir ki, mürşidi Allah'ın emrinden dışarı çıkmaz. Müridin bütün işleri mür şidinin ma'lümâtı ve tasvibi altındadır. O, mürşidinin tavsiyeleri hep göz önünde bulundurur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi