Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kaynak - İslami Bilgiler - Kalbi Hayat - 1. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Kaynak:           Kalbi Hayat – Dr.Adem Ergül

Altınoluk Yayınları 5, İstanbul 2000, Erkam Matbaası

 

1.Abdülhalık-ı Gücdevanî’nin Hızır ile görüştüğü yalanı.(S: 35)

Hızır –aleyhisselâm-‘ in, meşhur Hak dostlarından biri olan Abdülhâlık-ı Gucdüvânî     kuddise sirruh-'u ziyaretinde gerçekleşen şu muhavere 'de pek ibretlidir. Hızır -aleyhisselâm-, Abdülhâlık-ı Gucdüvânî'nin ikram ettiği yemekleri yemez ve sofradan kendisini geriye çeker. Abdülhâlık-ı Gucdüvânî -kuddise sirruh- hayretle:

"-Bunlar helâl lokmalardır. Niçin yemiyorsunuz?" der. Hızır -aleyhisselâm- ise:

"-Evet, helâl lokmalardır; lâkin pişiren öfke ve gafletle pişirmiştir.",  der.

 

2.Allah ariflerin gönlüne 360 defa nazar eder uydurması.(S: 55)

Nitekim Bâyezîd-i Bistâmî'ye müracaat eden bir derviş:

"-Beni Allah'a yaklaştıracak bir amel tavsiye et." deyince Bâyezîd kuddise sirruh-, ona şu nasîhatte bulunmuştur:

"-Allah'ın velî kullarını sev! Sev ki onlar da seni sevsinler. Onların gönlüne girmeye çalış! Çünkü Allah, o ariflerin kalblerine her gün 360 defâ nazar eder. Onlardan birinin kalbinde senin adını görürse, seni ba­ğışlar!..."

 

3.Dr.Adem Ergül rabıta şirkini süslüyor.(S: 55)

İşte bu sebeple tasavvufî terbiyede sâlikin mensûb olduğu yere ve sâdıklara ait muhabbetini taze ve zinde tutabilmesi maksadıyla "rabıta", daimî bir temrin hâlinde kâideleştirilmiştir. 

 

5.Dr.Adem Ergül’ün şirkleri.(S:162)

"Ey aziz! Allah ehli demişlerdir ki: İnsan kalbinin melâikenin kudreti cinsinden bir kudreti vardır. Diğer canlılarda bu nevi kuvvet bulunmaz. Mesela cisimler âlemi, izn-i ilâhî ile meleklere boyun eğmiştir. Nitekim ilâhî irade neticesinde rüzgar gönderme, yağmur yağdırma, tohumlan topraktan çıkarma, bitki ve ağaçlan bitirip büyütme, ana karnındaki yavruyu geliştirip ıslah etme ve ona şekil verme gibi tasarruflar, melek­ler tarafından icra edilmektedir. İşte insan kalbi de melâike cevherinden (âlem-i melekût) olması itibariyle mülk âlemi içinde murâd-ı ilâhîye mu­vafık nice nice tasarruflara kadirdir. Kalbin kendi hususi âleminde yani beden mülkünde uzuvlar üzerinde bir çok tasarrufunun varlığı açıktır. Mesela yazma anında el parmakları kalbin istemesi neticesinde hareke­te geçer... Esasen her gönül, kendi beden âleminde tasarrufta bulun­makta mahirdir. Şayet bir gönül, tabiat zindanından kurtulup âdet ağın-s dan âzad olmuş ve hayvanı kötü vasıflardan arı duru hale gelip melekî ahlakla donanmış ise artık o da melekler gibi diğer cîsimler üzerinde tasarrufta bulunmaya muktedir olur. Mesela böyle bir gönül sahibi, aslan  ve kaplana heybetle baksa  her biri kedi gibi zayıf ve itaat edici olur. Şa­yet bir hastaya muhabbetle nazar edecek olsa hasta sıhhat .bulur. Sıh­hatli ve sağlam bir adama hışım ve kahır ile baksa, o kişi hemen hasta­lıklı hale gelir. Bu nevi tesirlerin şüphe götürmez gerçekliği sayısız tecrü- be ve kesin delillerle sabittir. Bazı habîs nefisler de yırtıcı hayvan tabiatli  olmalarına rağmen diğer cisimler üzerinde şaşılacak bazı garip tasarruf- larda bulunabilmektedirler. Bu durum, onların özel bir takım esrarengiz  işleri neticesinde kalblerinin kuvvet bulmasından neşet_etmektedir. Nite- kirn sîhirle meydana gelen"zârâr, hasedçinin şerri nazar değmesi vb. ta- sarruflar bu nevi kalbî tesirlerdir. Ancak bilmek gerekir ki, bu nevi tasar- rufların hepsi murâd-ı ilâhîye uygun olarak cereyan eder. Şu halde baş­ka cisimler üzerinde tasarrufta bulunabilen kimse şayet melek huylu ve hâlkı Hakk'a davet etmekle emrolunmuş ise bu kimseye "nebî" derler. Halkı Hakk'a tefviz edip, Hak ile meşgul ve mestur (insanlardan hali gizli) ise bu kimseye "velî" derler. Eğer hayvan huylu olup, dalâlette mağrur ise ona da "sihirbaz" ya da "hasedçi" derler. Bu açıklamalardan çıkan netice şudur ki, mu'cize, keramet, sihir, nazar vb. hallerin hepsi, Hakk'ın tesiriyle kalbin tasarruflarıdır.

 

6.Allah’ın veliye tasarruf hakkı verebileceği yalanı.(S: 162-163)

Kalbin tasarruflarını üç kısımda mütalaa etmek mümkündür: Birin­cisi, rüyadır ki bütün insanlar için -keyfiyet ve kemmiyet bakımından farklılık arzetse de bir takım sırların keşfi demektir. Avam halka rüyada açılan sırlar, enbiya ve evliyaya uyanıklım (yakaza) halinde keşfolur. İkincisi ilimdir ki, genel olarak insanlar buna, öğretme (ta'lim) ve öğrenme (taallüm) yolu ile ulaşırlar. Enbiyâ, evliya ve ezkiyâ (zeki kimseler) ise Hak tarafından gelen vahiy ve ilham yolu ile erişirler. Nitekim bir çok kimse nice ilim  ve sanatları mûâllimsiz ye üstadsız elde etmiştir. Bu nevi ilme ilm-i ledünni ve ilhâm-ı Kabbânî denir. Kalbin tasarruflarının üçüncüsü ise kalbin tesir etme fonksiyonudur. Her kalb kendi bulunduğu bedene tasarruf eder ki bu özellik, bütün insanlarda bulunur. Fakat enbya ve evliyanın kalblerinin tasarrufu, diğer bedenlerde de etkisini gösterir. Lakin kullukta kemâle, tahkikte zirveye erip bütün işlerde en güzel ve yerinde görebilenler, diğer bir ifadeyle gönül âlemine girip Mev­lâ'nın huzurunda edeple duranlar, tevekkül makamında tam bir teslimi­yetle Hak'tan razı bir halde bulunurlar.