Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kaynak - İslami Bilgiler - Kelebazitasavvuf - 1. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Kaynak: Doğuş Devrinde Tasavvuf- Kelâbâzî, Haz.Süleyman Uludağ, Dergah yay., 1Baskı, İst-1979,

 

  1. Ebu Hazma Horasi’nin hatiften duyduğu ses yalanı. (S.210-211)

Ebu Said Harrâz anlatıyor: Bir Arafe gecesi Ulu ve Yüce Al­lah'a o kadar çok yaklaştım ki, bu yakınlık O'ndan bir dilekte bu­lunmama ihtiyaç bırakmadı. Allah Taâlâ'dan dilekte bulunmam için nefsim benimle çekişmeye başladı. Bu esnada hatiften işittiğim bir ses bana şöyle dedi: “Allah'ı bulduktan sonra O'ndan başkasını mı istiyorsun.”

 

  1. Ebu Velid Saka’ya gizliden gelen bir ses yalanı. (S.211)

Ku­yunun ağzını kapatan adamlar oradan ayrılıp gittikten sonra bir şe­yin kuyunun ağzından ayaklarım aşağıya doğru sarkıttığını ve: 'Ba­na sarıl', dediğini gördüm. Ona yapıştım ve kuyudan çıktım, bunun bir aslan olduğunu gördüm. O zaman, hatiften bir ses bana dedi ki: “Ey Ebu Hamza, seni kuyuda mahvolmaktan aslanla, bir tehlikeden başka bir tehlike ile kurtarmamız güzel bir şey değil mi?”

 

  1. Ebu Said Harraz çölde yolculuk yaparken hafiften ses işittiği yalanı. (S.211)

Ebu Said Harrâz anlatıyor: «Çölde yolculuk yapıyordum. Son derece acıkmıştım. Nefsim Allah'tan yiyecek istememi benden taleb etti. Bu konuda Allah'a yalvarmaya niyet edince hatiften bir ses işit­tim. Şöyle diyordu: 'Bize yakın olduğunu iddia ediyorsun; biz, bize gelenleri zarara uğratır mıyız hiç? Acz ve za'fını ileri sürerek sabır ve kuvvet istiyorsunuz, sanki O sizi, siz O'nu görmüyormuşsunuz gibi!»

 

  1. Ebu Amr bin Alâ’nin kalbine Allah’ın ‘ey kulum’ diye hitap etmesi yalanı. (S.213)

Hafız Ebu Bekr b. Mücahid Mükrî anlatıyor: «Bir gün Ebu Amr b. Âlâ namaz, kıldırmak için öne geçmişti. O, öne geçmeye mecbur olmadıkça imamlık yapmazdı. Öne geçince, cemaata düzeliniz, (safları düzeltiniz), dedi ve kendinden geçti. Ancak ertesi gün ayılabildi. Bu konuda kendisiyle konuşanlara: 'Size düzeltiniz', dediğim zaman, Allah Taâlâ'dan kalbime bir hatır geldi ve: ,'Ey kulum, sen be­nim için bir an düzgün olabildin mi ki kullarıma 'düzeliniz' diyor­sun', der gibi oldu.»

 

  1. Allah Cüneyd’e ‘benimle nefsinin arasına girme’ diye hitap etti yalanı. (S.213-214)

Cüneyd diyor ki: «Bir kere hasta olmuş, Allah'tan afiyet verme­sini niyaz etmiştim. Allah sırrımda bana: 'Benimle nefsinin arasına girme', diye hitap etti.»

 

  1. Odamda uyumakta iken uyanınca kendimi Safa’da buldum yalanı. (S.214)

             Hz. Peygam­ber Hz. Ali'nin elini yumruk yaparak bana işaret etti. 'Sonra bu eli açarak göğsüme vurdu ve bana: 'Ey Kettânî bu Ali b. Ebu Tâlib'dir', dedi. Bunun üzerine; 'Evet Ya Resûlallah bu Ali b. Ebu Tâlib'tir', dedim. Sonra Hz. Peygamber beni Hz. Ali (r.a.) ile kardeş yaptı. Da­ha sonra Ali (r.aJ, elimden tuttu ve: 'Ey Kettânî kalk, Safâ'ya gide­lim', dedi. Kalktım, O'nunla Safâ'ya gittim. O zaman odamda uyur halde idim. Uyanınca kendimi Safa'da buldum.»

 

  1. Allah’a kıskançlık iftirası.(S.216)

Ebu Hayr Akta'a; «Elinizi kesmenizin sebebi ne idi», diye soru­lunca şöyle dedi: «Likam (veya Lübnan) dağında bulunuyordum. Yanımda bir arkadaşım vardı. O sırada padişahın bir adamı geldi ve yanında getirdiği paraları burada bulunan dervişlere dağıtmaya başladı. Bir dinar da bana uzattı. Elimi uzattım ve avucumu açtım. Adam parayı avucuma koydu. Bu parayı arkadaşımın koynuna bı­rakarak oradan kalktım. Biraz sonra soyguncu arayan padişahın memurları geldiler. Beni yakalayarak elimi kestiler. (Sırf arkadaşıma vermek için aldığım parayı kıskanan Allah elimi kestirdi).

 

  1. Çölde öldüğü halde Ka’be’ye karşı ayakta duruyordu yalanı.(S.???)

Ebu Amr İstahri diyor ki: “Ebu Türab Nahşebiyi çölde gördüm, ölü olduğu halde hiçbir şeye dayanmadan, kabe’ye yönelmiş vaziyette ayakta duruyordu.”

 

  1. Kuşun dediğini işitmesi yalanı.(S.220)

Ahmed b.Sinan aktarıyor: “Arkadaşlarımızdan biri şöyle demişti: ‘Bir gün Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Suyun içindeki beyaz bir kuşun:’Fesübhanellah insanlar ne büyük bir gafletin içindedirler’ dediğini işittim’ ”