NAKŞİBENDİLİĞİN İÇYÜZÜ - Naksibendiligin Ic Yuzu - 1. Sayfa
NAKŞİBENDİLİĞİN İÇYÜZÜ
Mukaddime
İyi bilinmelidir ki kelime-i tevhid dediğimiz La İlahe İllallah medlûlü [delâlet ettiği manası] bilinmeden, sadece müteşekkili [bu kelimeyi oluşturan] harfleri teleffuz etmekle mükellef kılındığımız bir kelime değildir. *Bilakis bu kelimeyi teleffuz ederken söyleyenin gafil olmamasını gerektiren medlulu, [delâlet ettiği manası] mutelazımı olmazsa olmaz mesabesin rükni esasi olan [isbât ve nefi yönüyle mükellefin üzerine vacib olan] ve muktazesı [nutku ile sahibine faydalı olmasının şartları] bilinmesi gereken bir teleffuzu ikrar ve itirafdır.
Binaenaleyh La İlahe İllallah’ın delâlet ettiği manasını, mananın mütelazımı olan isbat ve mefyin lazımını bilmeden ve mananın muktezası olan şartları ve bu şartların muhtevası olan emirlere imtisal ve nehiylerden ictinaba inkiyad gösterilmeden sadece müteşekkili [bu kelimeyi oluşturan] harfleri teleffuz etmekle mükellef kılındığımızı zannetmek büyük bir cehâlet olur.
Zira La İlahe İllallah insan oğlunun yaratılış gayesi olup buluğ çağından itibaren hayatının her safhasında kalb.en [itikadi] lisanen [ikrari] cevarihen [ameli] tezahürü vacib olan Allah’ı birleme” dediğimiz eylemin hulâsalı bir ifâdesidir.
Eğer yaratılış gayemiz ve ebedi saadetimizin teminatı olan “kulluk” sadece bu kelimenin teleffuzundan ibaret olsaydı Adem (a.s.)’dan zamanımıza kadar gelen ve kıyâmete kadar da devam edecek iman ve küfür mücadelesinin sebebi olarak bu kelimenin teleffuz edilmemesini göstermek büyük bir saptırtma olurdu.
Kelime-i Tevhid La İlahe İllallah medlûlü, mütelazımı ve muktezasıyla hayatımızın her anını ihata eden kulluk Allah’ı birleme eylemidir. Her kim bu kelime-i tayyibeyi kalben itikad, dil ile ikrar, azalar ile amel ederek isbat ve nefyin mütelâzımına, muktezası olan emirlere imtisal ve nehiylerden ictinaba inkiyad duyarak nutkederse dünya ve âhiret hayatının saadet teminatı olur Allah’ın dini olan İslâm’a girer. Ve hayatının her safhasında bu kelimenin mana mutelazımı ve muktezasına kalben itikad dil ile şehadet azaları ile emirlere imtisal inkiyad duyarak devam eden hayatının son nefesinide bu kelime ile mühürlerse o kişi cennete girmeyi Rab’bından teahhüd eder ve Halıkının üzerinde, zayi edilmesi mümkün olmayan azab edilmeme hakkına sahib olur.*
Tevhid [kulluk] “Allah’ı birleme eylemi” kâinatın yaratıcısının insan oğlunu yarattığı tek gayedir. Kitab ve sahifelerin indiriliş hikmeti budur. Bunları tebliğ ve beyanla yollanılan Resullerin ilk vazifeleri de bu olmuştur.* Binaenaleyh mükellef olan her insan indirilen kitablar ve bunları tebliğ eden Rasuller tarafından ilk davet edildikleri ilk öğrenme mecburiyetinde oldukları* İslâm’a girmek için ilk teleffuz etmeleri* gereken dünya hayatının devamı müddetince üzerinde daim olmaları lazım gelen tek vâcib, dünya hayatını terk ederken âhiret kapısı olan benzer âlemine intikal ederken üzerinize alınması gereken tek vacib budur.
İnsanoğlunun yaratılış gayesi olan tevhidin, bu önemine rağmen dünya yaşamında hiç değeri olmayan şeylere gösterdiği ihtimamı dünya ve âhiret saadetinin teminatı olan tevhide göstermeyen insan ne büyük bir kayıpda olduğunu idrak edemeyişinin tek sebebi muhakkakki cehalettir. Tabi ki bu cehalet Kelime-i Tevhid’in lafzının teleffuzunda değil, lafzın delâlet ettiği manaya mütelazımına ve muktezasına dönüktür. Kendilerini ismen İslâma nisbet edenlerin kısmı azamı Kelime-i Tevhidi mücerred bir telaffuzla ikrar ettikleri halde medlûlüne [delâlet ettiği manaya] mutelazımına [isbat nefyin gereğine] muktezasına hayatlarının her safhasında ters düşmektedirler. Mücerred bir La İlahe İllallah’ın teleffuzunun yeterli olduğunu zannederek kendilerini aldatmaktadırlar veya ilim ehli zannettikleri kimseler tarafından saptırılıyorlar. Hemde iddialarına mutlak ifadeli olan “Her kim La İlahe İllallah derse cennete girer” gibi bazı nasları delil getirerek bu saptırtmayı Allah Rasulünün sözlerine dayandırdıklarını göstererek bu tahrifi yapmaktadırlar.
Usulde mukarrer olan bir kaide vardır, “Hüküm ve sebebin tek olduğu naslarda mutlak mukayyede haml olunur.” Yani mutlak mana ifade eden nasların yanında hüküm ve sebebi bir olan sair nasların varlığında mutlak ifade eden mana mukayyed manaya hamledilir.
Kelime-i Tevhid’in fazileti hakkında varid olan sair hadisi şeriflerin umumuna bakacak, olursak kim la “ilahe illallah” derse cennete girer diyen mutlak ifadeli hadisi mukayyed kılan hadisi şeriflerdir. Çünkü La İlahe İllallah cümlesi mutlak ifadeli delâlet ettiği mananın muhteviyatında bir çok mesaili cem eden bir kelimedir. Bu mutlak ifadeyi aşağıda zikredeceğimiz hadisler mukayyed kılmaktadır.
Osman r.a.’dan, şöyle dedi: Allah Rasûlu s.a.v. “Her kim Allah’dan başka ilah olmadığını bildiği halde ölürse cennete girer.”
“Bu rivayette getirilen takyid” bildiği halde sözüdür mutlak manalı hadisle ele alacaka olursak “Her kim -bilerek- La İlahe İllallah derse cennete girer demek olur.
Ebû Hureyre r.a.dan, şöyle dedi: Allah Rasûlu s.a.v. “Herhangi bir kul Allah’dan başka ilah olmadığına ve benim O’nun Rasûlu olduğuna şehadet eden bu iki şehadette hiç bir şübheye düşmeden Allah’a kavuşursa cennete girer” buyurmuştur.
Bu rivayette gelen takyid ise Muhammed a.s.v.’ın Allah’ın Rasûlu olduğuna şehâdet ve bu iki şehâdette şübheye düşmeme.
Mutlak manalı hadisle ele alınırsa “Her kim La İlahe İllallah [Allah’dana başka ilah olmadığına] ve -Muhammed a.s.v.’ın Allah’ın Rasûlu olduğunu bilerek ve bunun ikisinde şübheye düşmeden- Allah’a kavuşsa cennete girer” demek olur.
Ebû Hureyre r.a.’dan, Allah Rasûlu s.a.v. bana buyurdu ki: “Bu duvarın arkasında kalbiyle yakini olarak kimin Allah’dan başka ilah olmadığına şehadet eder rastlarsan onu cennetle müjdele.”
Bu rivayette ki takyid “kalbiyle yakin” olarak şehâdet ederse lafzıdır. Zikri geçen rivayetlerle ele alınırsa, “Her kim La İla İllallah [Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed a.s.v.’ın Allah’ın Rasûlu olduğunu bilerek ve bunun ikisinde şübheye düşmeden- kalbiyle yakini- olarak şehadet ederse cennete girer demek olur.
Enes bin Malik r.a.’dan, [şöyle dedi:] [Allah Rasûlu s.a.v.] buyurdu ki: “Herhangi biri Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed a.s.v.’ın Allah’ın Rasûlu olduğuna kalbiyle sıdk ile şehadet ederse Allah onu cehenneme haram kılar.”
Bu rivayette ki takyid ise “kalbiyle sıdk” ile lafzıdır.
Sair rivayetlerle beraber ele alırsak “Her kim La İlahe İllallah [Allah’dan başka ilah olmadığına] ve Muhammed a.s.v.’ın Allah’ın Rasûlu olduğunu bilerek ve bunun ikisinde şübheye düşmeden kalbiyle yakini ve -sıdk ile- şehadet ederse cennete girer demek olur.
Ebû Hureyre r.a.’dan, şöyle dedi: Allah Rasûlu s.a.v. “Kıyâmet günü insanlar içinde şefaatımla en ziyade mesud olacak kimse kalbinden halis olarak “La İlahe İllallah diyendir” buyurdu.
Bu rivayetle ki takyid ise kalbinden halis olarak lafzıdır.
Sair rivayetlerle beraber ise şöyle olur. “Her kim La İlahe İllallah [Allah’dan başka ilah olmadığına] ve Muhammed a.s.v.’ın Allah’ın Rasûlu olduğunu bilerek ve bunu ikisinde şübheye düşmeden kalbiyle yakini, sıdk ve ihlasla şehadet ederse cennete girer demek olur.
Utban bin Malik r.a.’dan, [şöyle dedi:] Allah Rasûlu s.a.v. “Allah Azze ve Celle rızasını isteyerek La İlahe İllallah diyenleri ateşe haram kılmıştır,” buyurdu.*
Bu rivayetteki takyid ise “Allah’ın rızasını isteyerek” lafzıdır.
Mutlak ve sair mukayyed rivayetlerin tümünü ele alarak manalandırırsak şöyle oluyor.
“Her kim La İlaha İllallah [Allah’dan başka ilah olmadığına] ve Muhammed a.s.v.’ın Allah’ın Rasûlu olduğunu bilerek ve bu ikisinde şübheye düşmeden kalbiyle yakini, sıdk, ihlasla Allah Azze ve Cellenin rızasını isteyerek şehadet ederse cennete girer” demek olur ki, her kim La ilahe İllallah derse cennete girer mutlak rivayetinin mukayyed kılınmış şekli olur ki ileride ki bablarda da işleyeceğimiz gibi görülecektir. [1]
İslami Okul Okulların En Önemlisi