Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kaynak - İslami Bilgiler - Necmuddin I Daye Ve Tasavvufi Tefsiri - 1. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Kaynak: Necmuddin Daye ve Tasavvufi Tefsiri – Mehmet Okuyan, Rağbet, İst-2001

 

  1. Allah müteşabih ayetlerin tevillerini kimseye öğretmemiştir.(S.186-187)

"Nebiler ve şeyhlere gelince bunlarda ümmet ve müritlerin kalp rahimlerine nübüvvet ve velayet tohumları atarak ikinci do­ğumlarının nedeni olmaktadırlar. Yaptıkları terbiye de melekût âleminde kalp rahimlerinde çocuk oluşturmalarıdır. Bütün bu özel­likler sayesinde nebiler ve şeyhlerin ümmet ve müritler üzerindeki etkileri büyüktür...

22 Müfessirimiz Kur'ân da bulunan bir takım ifadeler için bazan yorum yapmaktan kaçınmasına rağmen bazan de çeşitli açıklamalarda bulunmuştur. Genelde müteşabih ayetler hakkında mevcut görüşleri nakletmekle yetinmesine rağmen Zümer sûresinin 67. ayetinde şu ek yorumlara yer vermiştir:

      "Hakikat ve işaret ehli kimselere Allah bu tür müteşabih ayetlerin hakikatlerini göstermiş, ancak yaşadıkları dönemlerde sırları açıklama tehlikeli olduğu için bu ayetler hakkında açıklama­larda bulunmamışlardır.

      Esasında Kur'ân-ı Kerîm'in hiçbir yerinde Allah'ın, bu tür ayetlerin tevilini bazı kullarına öğrettiğine dair bilgilere rastlanılmamaktadır. Al-i İmrân sûresinin 7. ayetinde sözü edilen râsih alimlerin dahi bu ayetlerin tevilini bilmedikleri vurgulanmaktadır. Kaldı ki, Kur'ân'da adı geçen râsih alimlerin kimlere olduğu ve içinde müteşabih ayetler bulunan hangi kitab olduğu konusunda da müfessirler arasında fikir birliği yoktur. Örneğin Süleyman Ateş'e göre, içinde müteşabih ayetlerin bulunduğu kitab ile Tevrat ve İn­cil'in kast edildiği, râsih alimlerin ise, kitab ehli alimleri olduğunda şüphe yoktur.'

Gerçekten de Nisa sûresinin 162. ayetinde zikredilen "ilim­de râsih olanlar' ifadesi ayetlerin siyak ve sibakına göre Yahudi alimleri olmalıdır. Çünkü bu ayetin öncesindeki ayetler Yahudiler'in yaptığı yanlışlıkları ifade etmektedir. Al-i İmrân süresindeki ayet için de şu söylenebilir: Yeni oluşan ve içerisinde okuma yaz­ma bilenlerin sayısı son derece sınırlı olan çekirdek bir toplumda râsih alimlerin bulunması, yeniden üzerinde durulmaya değer bir konudur.

Kurân-ı Kerim deki ayetlerin bir kısmı eğer bu anlamda müteşabih ise o zaman bu ayetler hakkında hiç kimsenin söz söy­lememesi, sadece ayetlere halleriyle inanmaları gerekirdi. Oysa durum hiç de öyle değildir. Hem iş'ârî tefsirlerde hem de diğerle­rinde üzerinde en çok fikir yürütülen ayetlerin arasında bu tür ayet­ler gelmektedir. Hiç kimsenin bilgisinin bulunmadığı veya Allah'ın hiç kimseye bilgi bahşetmediği müteşabih ayetler hakkında izaha ya da tevile kalkışmak islâm tarihi süresince yazılan onca tefsirle­rin müelliflerini günaha sokmalıdır. Hem müteşabihatı hem de, sayfalar dolusu yorumlar yapacaksınız. Kanaatimizce bu bir çeliş­kidir.

Bize göre müteşabih ayetler birbirini manaca destekleyen ayetlerdir. Kur'ân'ın tamamı hem bu anlamda müteşabih hem de anlaşılır olması bakımından muhkemdir.