Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kaynak - İslami Bilgiler - Omer Ongut Islam Dini Ve Vehhabilik Dini - 1. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Kaynak: İslam Dini Ve Vehhabilik Dini - Ömer Öngüt, Hakikat Yayıncılık, 1.Baskı, İstanbul-2001

 

  1. “Her isim bir dindir.” Gerçeği (S.17)

 

Her İsim Bir Dindir:

Allah-u Teâlâ din olarak İslâm dinini seçip beğenmiş ve katında makbul   olan  bu  dini   Resul-i   Ekrem'i   olan   Muhammed   Aleyhisselâm vasıtasıyla beşeriyete ilân etmiştir:

"Allah katında din İslâm'dır." (Âl-i imrân: 19)

 

  1. Geylani’nin peygamberimizin kabrinde sunduğu dualar uygun bulması yalanı (S.241)

       EVRÂD-I KADİRİ         

Abdülkadir Geylâni -kuddise sırruh- Efendimizin Ravza-i Pâk-i Muhammediye'de huzur-t feyz-i Nebevî'ye arzedip, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin tasviplerine mazhar olan salâvât-ı şerifedir.

 

  1. Ömer Öngüt kendisinin son veli ve Mehdi olduğunu söylüyor. (S.442-443)

 

Aynı bunun gibi; ikinci bir hâtem olan Hâtem-i veli'nin gönderileceğini i veli kullarına bildirmiştir.  Allah-u Teâlâ'nın sevdiği,  seçtiği birçok veli kullan, Hâtem-i veli'nin âhir son zamanda gönderileceğini Allah-u Teâlâ kendilerine bildirdiği için biliyorlar ve bildiriyorlardı.

Böyle bir kimsenin geleceği halk için meçhul, fakat onlar için açıktı. Eserlerinde bu noktaya parmak basıp izahla bir şekilde ayrı ayrı anlatıyorlardı.

Nitekim Hâtem-i veli'nin geleceği mevzusuna bin küsur sene önce yaşamış olan Hakîm-i Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri çok eğilmiş, birçok  vasıflarını olduğu gibi bir bir sıralamış, hatta sırf bu mevzuda "Hatm'ül-evliya" isminde bir kitap yazmıştır. İlk ifşaatta bulunan da odur.    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de alâmetleri ile l beraber Hazret-i Mehdi'nin geleceğini bildirmiş,  onun hakkında birçok Hadis-i şerifler beyan etmiştir.

Nitekim Naim bin Hammad'ın Ka'b'dan rivayet ettiği Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

_

"Mehdi'nin çıkış alâmetlerinden bir tanesi de batıdan, başlarında Kinde kabilesi'nden ayağı sakat bir adamın bulunduğu bayraklıların çıkmasıdır." (İmâm-ı Suyûtî, Kitab'ü-1 Arfil Verdi Fî Ahbâr'il Mehdi, sh: 99. Kitabın 7. bölümündeki 13. Hadis-i şeriftir.)                                                  

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz o üç şahıstan birisi hakkında böyle buyurmuş ve beş işaret vermiştir:

Bu beş işaret:

 

1.  Batıda doğması.

Doğuş yerim Yugoslavya'nın Yenipazar şehridir.

2.  Kinde kabilesinden olması.

Dedemiz, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in neslinden olan Şeyh Ahmed Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri, Medine-i münevvere'nin şeyhi idi. Bir sebeple geçici olarak Yugoslavya'nın Yenipazar şehrine geldiğinde orada vefat etmiş, daha sonra torunları Medine-i münevvere'ye değil de Türkiye'ye gelmişlerdir. 1936 yılından beri Türkiye'de bulunmaktayız.

3.  Ayağının sakat olması.

Gerçekten de Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in buyurduğu şekilde sağ ayağım sakattır.

4.  Bayraklıların başına geçmesi.

İkinci bin yılın fazileti Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz'in bu Hadis-i şerifi ile tarif ettiği bayraklıların çıkması ile başlıyor.

Bayraklıların başına geçmesinden murad, Allah-u Teâlâ bu fakiri ilk olarak iman kurtarma cihadına koymuştur.

Resulullah "sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bu mucize Hadis-i şerifi ile bayraklıların başına geçecek olan zâtın, Mehdi Hazretleri'yle münasebeti olduğunu haber vermişler; onun çıkış alâmeti olduğu gibi, ilk iman kurtarma cihadını başlatacağını da ifşa etmişlerdir. Bu cihad-ı ekber'i yapanlara "Bayraklılar" ismini bizzat Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz vermişlerdir.

Bu bayraklılar Nur-i-Muhammedi'nin yayılmasına ve insanları Allah ve Resul'ünde birleştirmeye gayret ediyorlar. Bütün gaye ve gayret iman kurtarmaktır.

Bu devir müslümanların paramparça olduğu, bölücülerin her yeri işgal ettiği, saptırıcı imamların, âhir zaman âlimlerinin insanları hak yoldan uzaklaştırdığı ve imansızlık girdabına düşürdüğü bir devirdir.

Maddecilik, dünyaya aşırı muhabbet gönülleri tutuşturmuş, medya insanların zihinlerini bulandırmış, felsefe fikirlerde kararsızlık husule getirmiş ve nice insanları imandan, İslâm'dan uzaklaştırmıştır.

 

(*) Bu husustaki bilgiler teferruatlı  bir şekilde elimizde mahfuzdur.  (Eseri  neşre

hazırlayanlar)

 

  1. Hakim Tırmızi’ye Hatemi veliyi bildirme izni verilmiş yalanı (S.445)

 

Hakîm-i Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'ne de Hâtem-i veli'yi bildirmek emri ve vazifesi verilmiş.

O da nurunu ve ilhamını Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz'in Hadis-i şeriflerinden aldı. Allah-u Teâlâ dilediğini ona bildirdi ve gösterdi. O nur ışığı altında, Allah-u Teâlâ'nın ilhamı ile gördü, bildi ve yazdı.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazret-i Mehdi lakkında birçok beyanlarda bulunduğu gibi, Hâtem-i veli hakkında da, sahtelerinin çıkmaması için, beyanlarda bulunmuş ve işaretler vermiştir.

Allah-u Teâlâ Hâtem-i veli'nin hakimiyet kesbedeceğini, galip geleceğini ve muvaffak olacağını Hakîm-i Tirmizî -kuddise sırruh-Hazretleri'ne o zaman göstermiş. Hakîm-i Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri böyle buyurdu ve gerçekten de dediği gibi oldu. Allah-u Teâlâ böyle murad etmiş, böyle tecelli etti, böyle oldu(*)

 

(*) Bu hususta "Kalblerin Anahtarı Sözler ve Notlar" serisinin 10. cildinde çok geniş açıklamalar bulunmaktadır.

 

  1. Hakim Tirmizi’nin son veli hakkındaki yalanları (S.460)

 

        Nitekim "Hatmü'l-Evliyâ"   adlı eserin sahibi olan Hakîm-i Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri bu hususta buyururlar ki:

"Allah onun yeryüzünde şânını ve irşadını yaymış, kendisini halkın velayet bayrağının sahibi yapmıştır." (Nevâdir'ül-usül. Cilt l, sh: 339)

Bu bayrak aslında Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e ait nübüvvet bayrağıdır. Onun bayrağını vekili taşır.

Hakîm-i Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin bir diğer beyanları şöyledir:

"Allah-u Teâlâ onu yeryüzünde Zât-ı Bari'nin adalet kamçısı yapmıştır."

"Onunla ilâhî ahkâmı ayakta tutar."

İşte bu cihadın mânâsı budur. Bu üç merdivenin ehemmiyeti ve ciddiyeti meydana çıkmış oluyor.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in bu bayrağının vârisine intikal ettiğini beyan etmek üzere de Hakîm-i Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri şöyle buyurmaktadır:

"Velayet bayrağını elinde bulunduran Hâtem-i evliya, Peygamberimizin diğer peygamberlere şefaat etmesi gibi, diğer velilere şefaat edecektir."

"O anda veliler onun arkasında, nebiler ise önündedir."

Gerçekten de Allah-u Teâlâ bu zevât-ı kiram'a "Son"u çok evvel göstermiştir.