Muhtelif - 27. Sayfa - Rabita Ve Naksibendiyye
5. "İmâm-ı Rabbânî" Olarak Bilinen Ahmed Fârûqıy'nin 187 Sayılı Mektubu
Bu mektubun aslı Farsça’dır. Eşref Kâbulî adında bir kişiye hitaben yazılmıştır.
Bu mektupta râbıta hakkında herhangi bir tanım yoktur. Aynı zamanda nasıl uygulanacağına ve şartlarının ne olduğuna ilişkin bir açıklama da bulunmamaktadır. Sadece «râbıtanın, mürîdi (Allah'a) ulaştırmada en yakın yol» ve «mürîd için zikirden daha yararlı olduğunu» anlatmaktadır.
Bununla birlikte Rabbânî, Nakşibendî Tarîkatı'nın eski rûhânilerinden Ubeydullah-ı Ahrâr'ı referans göstererek, O'nun Fakarât adlı eserinden, «Pirin gölgesi, hakkın zikrinden evlâdır» meâlindeki sözünü de bu mektupta nakletmektedir. Buna göre Nakşibendî Tarîkatı'ında «mürîd için şeyhin gölgesi Allah'ı anmaktan daha üstündür.»
Allah'ı zikretmenin, bütün ibâdetlerin özü ve en makbulü olduğu bizzat Kurân-ı Kerîm'in nasslarıyla sabitken[1] şeyhin nasıl olur da gölgesinin, Allah'ı zikretmekten daha üstün olabileceği eğer Nakşilere sorulacak olursa, çok büyük ihtimalle cevapları en azından: «Sen İmâm-ı Rabbânî'den ve O'nun üstadlarından daha mı iyi biliyorsun?!» şeklinde olacaktır. Çünkü tarîkat meselelerinde açıklama istemek yoktur. Hele tartışma hiç yoktur. Ya sınırsız ve kesin bir teslimiyetle şeyhin her dediğine Kur'ân'ın bir nassı imiş gibi inanacaksınız ya da onlara göre taş gibi sert bir yüreğe ve zindan gibi kapkara bir vicdana sahipsiniz.
En basit bir kavramı bile en zor ve anlaşılmaz sözlerle ve en dolambaçlı yollardan giderek kendilerine göre açıklamayı adet ve marifet sayan Nakşibendîler, yukarıdaki konuyu açıklamakta şâyet biraz daha nazik davranmayı düşünecek olurlarsa belki de şöyle diyebilirler:
«Efendim Allah'ı tanıyabilmek ve O'nu anmak için mutlaka bir kılavuza, bir yol göstericiye ihtiyaç vardır. Erbâb olan bir rehberden yoksun olarak izlenecek yol tehlikelerle doludur. Bu nedenledir ki Allah'ı zikretmek gibi son derece önemli bir görevi yaparken her şeyden önce mürşidin kılavuzluğuna ihtiyaç vardır. Dolayısıyla "onun gölgesi bile zikirden daha evladır" denilmiştir.»
Hiç kuşku yok ki Allah'a gerçek anlamda kulluk yapabilmek için her şeyden önce O'nun koyduğu sistemin bütünlüğüne bağlı kalmak şarttır. Her insanın, keyfi biçimde bir ibâdet şekli seçerek Allah'a kulluk etmesi elbette ki yanlışlıkların en büyüğü olur. Nitekim râbıta da bunlardan biridir. Ama Müslümanlar Allah'a en uygun biçimde kulluk etmeyi, "Nakşî rûhanîlerinin gölgesini Hakk'ı zikretmekten daha üstün tutarak" değil, herhalde Kur'ân ve sünnetin ışığında yol gösteren İslâm âlimlerinin rehberliğinde öğrenmek durumundadırlar.
İslami Okul Okulların En Önemlisi