Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kelimât-I Semâniye - İslami Bilgiler - Rabita Ve Naksibendiyye - 98. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

II - Kelimât-ı Semâniye:

 

İki sözcükten oluşan bu Arapça[1] terim, sekiz kelime demektir. “Sekiz kelime“ diye adlandırılmalarına rağmen bun­lar aslında bileşik kalıplardır ve hepsi de Farsça’dır. Çünkü çok önceleri de işaret edildiği gibi Nakşibendî Tarîkatı'nın dili Farsça’dır.[2] Abdulkhâlıq-ı Gonjduwânî tarafından bunlara özel anlamlar yükle­nerek birer kavram ha­line getirilmiş ve tarîkatın temel ilkeleri olarak karar­laştırılmışlardır. Ayrıca, Gonjduwânî'nin ölü­münden 140 yıl sonra doğan Şah-ı Nakşibend,  Muhammed Buharî'nin, bunlara eklediği üç kavram daha vardır. Böylece bunlar, toplam on bir ilke­den oluşmaktadır ve çok kısa anlamlarıyla birlikte sırayla şöyledir:

1- Hûş der dem: Solunumu kontrol etmek (Gafletle solumamak)

2- Nazar ber kadem: Yürürken ayakların önüne bakmak.

3- Sefer der vatan: İnsanlıktan terfi etmeye ve melekleşmeye çalışmak.

4- Halvet der encümen: İnsanlar arasındayken dikkati onların üzerinde yoğunlaştırmamak 

5- Yâd kerd: Zikre (Allah'ı anmaya) aralıksız devam etmek.

6- Bâz geşt: Zikirden sonra:

«Allahım! amacım yalnızca sensin, isteğim de sırf senin hoşnutluğundur.» nakaratını tekrarlamak.  

7- Nigâh dâşt: Kalbi vesveselerden korumak.

8-Yâd dâşt: Sözlerin soyut anlamlarından vazgeçip Allah'ın bizzat kendisine yönelmek.

9- Vukûf-i zamânî: İki, ya da üç saatte bir nefis ve vicdan muhasebesi yapmak.    

10- Vukûf-i adedî: Zikri tek sayılar üzerinde durdurmak.

11- Vukûf-i kalbî: Kalbi, zikrin hem sözü, hem de anlamıyla meşgul bulundurmak.

Bunlara yüklenmiş olan anlamlar, başta Raşahât  olmak üzere tarîkata ait bazı kitaplarda açıklanmıştır.[3]

 Bunlara ilişkin ayrıntılar incelendiğinde, ilk başta hiç de ürkütücü gö­zükmeyen yu­karıdaki özet anlamların yanında bu kalıpların, temelde sinsi, sap­tırıcı ve kaygı verici içeriklere sahip bulunduğu  anlaşılmaktadır. Dolayı­sıyla bu kavram­ların, kay­naklarını Kitap ve Sünnetten almadığı ke­sindir. Bunlar sırayla şöyledir:


 

[1] İki sözcüğün arasındaki niteleme takısı olan (ı), Arapça’daki (belirlilik takısı olan - El-) yerine Farsça’dan alınmıştır. Bu terkip Arapça’da: «El-Kelimât'us-Semâniyeh» olarak kurulur. Ancak Nakşibendî Tarîkatı'nın dili Farsça olduğu için Arapça’dan alınan ke­limeler Fars dili kurallarına göre kullanılmışt

[2] Bk. BÖLÜM –I. Râbıtanın şartları ve Uygulanış Biçimi.

[3] Bk. Ferit Aydın, İslâm’da inanç sistemi, Zendeka Bölümü s. 180, İstanbul-1995