Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İslâm Dininin Tarifi - Seyhlik Agalik Ve Islam - 5. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

İslâm Dininin Tarifi

 

Yukarıda umumî olarak yapılan din tarifinin ışığı altında, İslâm dinini de şöylece tarif edebiliriz: İslâm dini; insanları kendi iradeleriyle doğru yola çağıran ve Hazreti Muhammed tarafından insanlara tebliğ edilen ilâhî bir kanundur.

Bütün semavî dinler gibi İslâm dini de yalnız Allah'ın va'zettiği değişmez bir kanundur, diğer Peygamberler gibi Hazreti Muhammed de Allah'ın emri olmıyan bir işi din diye tebliğ etmek yetkisinde değildir. O ancak Allah tarafından kendisine gönderilen emirleri tebliğ etmekle görevlendirilen bir memur idi. Binaenaleyh din namına söylediği bütün sözlere Allah tarafından kendisine emredilmiştir. Yukarıda naklettiğimiz Necim Sûresi'nin 3-4'ncü âyetleri de bunu açıkça ifade etmektedir. Cenâb-ı Hak Hazreti Muhammed'e, emredildiği yoldan çıkmaması için müteaddit ihtarlarda da bulunmuştur. Örneğin bu hususta şöyle buyuruyor: "Emredildiğin gibi doğrul" (Şura: 42/15) ve "Sana Rabbından vahyedilene uy!." (En'am: 6/106)

İşte bu âyetlerden açıkça anlaşılıyor ki İslâm dini; Cenâb-ı Hak tarafından vaz'edilmiştir. Şu halde Allah tarafından gönderilmiyen emir ve hükümlerin hiç birine İslâm dininde yer yoktur. Bunların dinin bir emri olduğunu kabul etmek veya ettirmeye yeltenmek, dine karşı en büyük iftira ve saygısızlık olur.

Sonradan uydurulup "Din" diye ortaya atılan işleri, bizzat Peygamberimiz şu kati ifadeyle reddetmiştir: “Her kimki bu (din) işimizde, ondan olmıyan ihdas ederse o kendisine reddedilir." [1] Zira dinimizin eksik bir tarafı yoktur ki tamamlamaya kalkışılsın. Dinî ihtiyacımız için ne lâzımsa dinimiz hepsini biza bildirmiştir. Bu uydurma işler de eğer yararımıza olsaydı, şüphesiz Cenâb-ı Hak, Peygamberimize, o da bizlere bildirirdi. Fakat mademki Allah ve Peygamber tarafından bize bildirilmemiş, o halde dinle hiç bir ilgisi ve bize de hiç bir faydası yoktur. Hem Cenâb-ı Hak, "Bugün size dininizi tamamladım" (Maide: 5/3) diyerek dinin bir eksiği kalmadığını beyan buyurmuştur. Buna rağmen dine yapılan ilâveler dinden olabilir mi? ve böyle bir hareket bu âyeti tekzibetmiş olmuyor mu? Binaenaleyh dinimize yapılan bütün ilâveleri, bu âyete istinaden katiyetle reddederiz. Bu gibi ilâveler, ancak onları çıkaranların şahsî görüş ve fikirlerinden ibarettir. Halbuki dinde şunun bunun fikriyle değil, Allah'ın emriyle hareket etmek lâzımdır.

Eğer her uydurulan işi din olarak kabul edersek, o zaman din namına bir şey kalmaz, zira o takdirde herkes ayrı bir fikir ileri sürer, bunu din diye kabul ettirmeye çalışır ve her fikir ayrı taraftarlar bulur, bu suretle de sayısız dinler meydana gelmiş olur. Hattâ her şahsın kendi fikrini din telâkki etmesi, her şahsın ayrı bir dini olması ve dünyadaki insanlar sayısı kadar dinlerin meydana gelmesi lâzım gelir. Tabiî bu durum da, dinî bir anarşi ve keşmekeşten başka bir şey değildir. Bunun içindir ki Cenâb-ı Hak, bizleri İslâm dininin etrafında toplanmaya ve ayrı ayrı yollara sapmadan dâvet ediyor: "Şüphesiz benim doğru olarak yolum budur. Ona uyun ve ayrı yollara tabi olmayın ki sizi onun yolundan ayırıp parçalamasınlar." (En'am: 6/153) [2]


 

[1] Riyazüssalihîn, s.88.

[2] M. Emin Bozarslan, Şeyhler, Ağalar ve İslam.