Tasavvufçuların İbadeti - Tasavvuf Ve Islam - 119. Sayfa
Tasavvufçuların İbadeti
Zühd ve zikir alanında tasavvufun ne olduğunu gördük. Acaba tasavvufta ibadet nasıldır? Kalbin katılımı bulunmıyan, vücudun iştiraki olmıyan, Allah için birtek düşünce taşımıyan, huşu ile yönelen bir şuur ve yalvaran bir dua içermiyen bu ruku ve secdeler midir? Çünkü gördüğümüz bu ibadet şekli kabir putlarına karşı yapılan sücud ve tesbihler, sağır taşlarına bir ubudiyet olup onlara karşı son derece korku ve takva ile yapılmakta, onlara sığınılmakta ve tam bir mahviyet içinde yapılmaktadır. Görmüyor musunuz, Allah'ın mescidleri boş dururken kabir tapınakları her taraftan gelen kalabalıklarla dolup taşmaktadır? Allah'ın yatırların putlarından arındırdığı mescidleri cemaat bulamazken, göğsüne mezar taşlarının konulduğu ceset puthanelerinin nasıl sel gibi gelen insanlarla dolup taşmaktadır? Ölü kemiklerinin barındığı, etlerinin kokuştuğu veya varlığı vehimden öteye gidemiyen yatır kabirlerinin bütün genişliklerine rağmen kabrin veya çürümüş kemiklerin yahut üzerinde kubbeler dikilen hurafe vehimlerin yahut değişik hayvanların kemiklerinin bereketlerini almak için cahil insanlarla nasıl dolup taştığını görmüyor musunuz? Bütün bunların niçin olduğunu biliyor musunuz? Bütün bunlar kabirlerin veya türbelerin muhafızlığını yapan tasavvuf kahinlerine bolbol adaklar ve yardımların gelmesi içindir. Bu tapınakların döşenmesi, aydınlatılması, kokulandırılması ve yükseltilmesi için milyonları bulan masrafların yapıldığını görmüyor musunuz? Allah'ın mescidleri ise kargaların ötmesi ve baykuşların yuva yapması için terkedilmektedir.
Evet, tasavvufçuların ibadeti nedir? O leşler için sundukları adaklar mıdır? Yoksa ayaklar altında ezilen eşiklerde ölülere yapılan secdeler midir? Yahut bağışlamasını kazanmak ve rahmetine ermek için putların taşlarına büyük bir iştiyakla kondurulan öpücükler midir? Veya putperestlerin elinden çektiği ve kurtların kemirdiği tahtalar, mermer taşlar ve çürümüş kemiklerle Allah'a yapılan tevessüller midir? Kabirlerde çürüyen ölülerden ebedilik ruhunu ve hayat desteğini bekliyen kişilerin yaptığı uzun uzun dualar mıdır? Veya meded ya şeyh, destur ya gavs, imdat ya veli gibi sözler midir? Yahut işleri sarpa sardığında veya başları derde düştüğünde zavallıların kabirlerden yaptığı istiğaseler midir? Yahut tağutların tapınaklarında karanlık gecelerde ve uzayıp giden seherlerde tasavvufçuların tekrarladıkları şirk zikirler midir? (1) Kabirler ve içinde yatanlarla yapılan yeminler midir? Halbuki yüce Allah kendisine yeminin bir suçtan kaçmak veya bir cinayeti örtbas etmek için âlet edildiğini haber vermektedir.
İbdati, zikri ve zühdü ile tasavvufun ameli yönü de budur. Bunun insanlığa rehberlik etmeğe ve onu yüce değerlere götürmeğe elverişli olduğunu düşünüyor musunuz? Evet, nazari ve ameli yönüyle gördüğümüz bu tasavvuf insanları hidayete ve üstün değerlere mi iletiyor, yoksa hüzün dolu yufka yüreklerin ciğerlerini kemiren gizli bir verem veya kanser gibi öldürüyor mu?
Daha önce belirttiğimiz gibi nazari yönünde tasavvufçular kulun Allah'ın kendisi ve şirkin tevhidin aynısı olduğuna inanmış ve bu inancı din edinmişlerdir. İki yönü ile de tasavvufu gördünüz. İki yönü ile de bu tasavvuf insanları Rahman'ın kulları mı yapıyor yoksa şeytan ve tağutlara kul köle mi ediyor? Bu tasavvufun hedef ve gayeleri aynı olan izzet, şeref ve hakimiyet sahibi üstün bir tek ümmeti putperestliğin batıl çöllerinde dolaşan, zillet ve alçaklığa maruz bırakan, emperyalizme, alçaklığa, hakaret ve zillete boyun eğen ezilmiş ve bölük pörçük olmuş hayaletler haline nasıl getirdiğini artık insanların görmesi gerekmez mi?
İslami Okul Okulların En Önemlisi