Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kurbanlıklara Bu Bir Sevgi Çağrısıdır - Tasavvuf Ve Islam - 125. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Kurbanlıklara Bu Bir Sevgi Çağrısıdır!

 

Siz ey bedbaht ve zavallı kurbanlıklar! Siz ey tağutların şehvetlerine kurban olanlar! Unutmayınız ki kanlarınız azgın hevesler için akıtılmakta, putlara şirk kurbanları sizlerden sunulmaktadır.

Ey gece karanlıklarında ve çöllerin ortalarında şaşkın dolaşanlar! Şöyle bir bakın. Etrafınıza iyi bakın. Gözleriniz önünde sevimli ve kerim bir davetçi durmaktadır. Yüzünde müjde gülümsemeleri bulunmaktadır. Sevgi ile sizleri çağırıyor. Çöllerde helak olmadan ve fırtınalarına kurban gitmeden önce bu davetçinin sesine kulak veriniz. Unutmayınız ki tevbe kapısı ardına kadar açıktır. Kapıda ancak sizleri selamlıyan ve gelişinize sevinen kişiler durmaktadır. Hidayet ve kutsallık semalarından yüce Allah'ın şu çağrısını dinliyorsunuz:

"Ey kendileri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (1) "Ancak tevbe ve iman edip iyi amel işliyenler başka. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. Kim tevbe edip iyi davranış gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner." (2)

Ey tağutlara ve zalimlere tutsak düşmüş olanlar! Bu bir uyarıdır aynı zamanda. Onun için sakının. Çünkü yüce Allah buyuruyor: "Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun dışında dilediğinin günahını bağışlar." (3)

Allah'a gelin ey zavallılar! Unutmayınız ki ne İbn Arabi, ne el-Bedevi, ne de bir başkası tevbelerinizi kabul edebilir! Ne bunlar ve başkaları günahlarınızı bağışlayabilir veya kötülüklerinizi iyiliklere çevirebilir yahut birtek hatanızı affedebilir. Yalvardığınız bütün bunlar o saat geldiğinde Allah'a yaklaştıracak bir vesile arayacaklardır!

Ey karanlık vadilerde yolunu yitirmiş olanlar! Bu çağrı sizedir. Allah'ın gerçek hidayeti olan hakka dönünüz. Allah'a dönüp onun hidayetiyle amel ettiğiniz zaman şöyle bir etrafınıza bakın. Göreceksiniz ki bütün insanlığın zirvesinde izzet ve şeref içinde İslâm'ın bayrağı dalgalanmakta ve her tarafa gölgesi uzanmaktadır. İslâm hidayetinin meltem rüzgârları doğudan batıya kadar her tarafta esmektedir. Hayatın berrak, hayır ve barış, müjde ve sevinç, emniyet ve şefkatle devam ettiğini görmüyor musunuz? Bütün kainatın iman mihrapları, hak ve adalet vahaları, selamet ve mertlik alanları olduğunu müşahade etmiyor musunuz? Hayatın Allah yolunda çalışacak müminlere bağrını açtığını görmüyor musunuz?

Bütün bunları gördüğünüz zaman şaşmayınız. Çünkü bütün bunlar alim ve kadir olan yüce Allah'ın bir va'didir. Şöyle buyuruyor: "Allah, sizlerden iman edip iyi amel işliyenlere, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi kendilerini de yer yüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (islâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlıyacağını va'detti. Çünkü onlar bana kulluk ederler. Hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkar ederse, işte bunlar asıl büyük günahkârlardır." (1)

Allah'a ihlas ile inanır ve onun gösterdiği şekilde amel eder, din olarak sadece onun dinine bağlanır ve gereğini yaparlarsa, bütün bunları Allah müminleri için gerçekleştirecektir. Allah'ın vadi asla değişmez ve Allah asla vadinden dönmez. Çünkü kerim ve kadirdir. Va4dini Hz. Muhammed ve ashabına gerçekleştirmiş, Hz. Muhammed'in yoluna gerçekten bağlı kalmış insanlara da gerçekleştirmiştir. Sizler de Hz. Muhammed'in yoluna uyar ve gittiği yoldan giderseniz sizin için de gerçekleştirecektir.

Ey şaşkınlar! Bu, sevgiden doğan bir çağrıdır. Hüzün ve ızdıraplarınızdan, rüzgâr önündeki yaprak gibi titrediğiniz korkulardan ve iliklerinize kadar işleyip tüylerinizi ürperten huzursuzluktan, aklınızı, ruhunuzu, kalbinizi ve beyninizi sarmış evham ve kuruntulardan ancak yüce Allah'ın emanına girdiğiniz taktirde kurtulabilirsiniz. Sadece ve sadece onun çizdiği yoldan gittiğiniz zaman ancak kurtulabilirsiniz. (1) Ona iman edersiniz, âyetlerini düşünürsünüz, hidayetine sarılırsınız ve sadece O'nun Rasûlü'ne uyarsınız. "Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere size çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlü'ne (onların çağrısına) uyunuz. Ve bilin ki Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka O'nun huzurunda toplanacaksınız." (2)