Muhtelif - 15. Sayfa - Tasavvuf Ve Islam
İbn Arabî'nin Tanrısı (1)
Tasavvufun bu en meşhuru, tasavvufçular için tuhaf bir tanrı uydurmuştur. Birbiriyle çelişen iki zıddı zatında ve hakiki iki zıddı sıfatlarında toplayan tuhaf bir tanrı! Gerçek varlık o, gerçek yokluk da o, yaratan da yaratılan da odur. Her varlığın kendisidir. Sıfatları da, var ve yok olan her varlığın sıfatlarıdır. Yüce hak ve çirkin batıl o'dur. Deha düşüncenin kendisi ve aptal hurafenin aynısıdır. Zihinde parlayan düşünce ve kaybolan kuruntu ile şaşkın hayal odur. Bir defa olsun meydana gelmesini aklın tasavvur edemiyeceği müstahil o, meydana gelmesi ve imkan dışılığı sözkonusu olmıyan mümkün o'dur. Hareketsiz cansız o, keskin duyarlı can o'dur. Arşın altında secde eden melek o, cehennemde yanan şeytan o'dur. Göz yaşları dökerek tesbih eden rahip o, günahlarıyla genelevini ayağa kaldıran zani o'dur. Allah sevgisi ve korkusu ile yaşıyan fahişe o'dur. Aydınlığıyla alemi kuşatan ışık o, inleri korku ve dehşetle dolduran koyu karanlık o'dur. İbn Arabi'nin rabbinin bazı kimlikleri ve tasavvufi tanrısının bazı hususiyetleri bunlardır.
Onun için bu tağut, buzağıya tapan yahudilerin kurtuluşa erdiklerine, hatta uluhiyetin hakikatini bildiklerine inanır. Musa ile Harun tecellilerinden ne bir parıltıya ne de kapalı iken açılan ilahi sırların bir kıvılcımına bile mazhar olmamıştır. Çünkü buzağıya tapanlar Musa gibi ibadeti soyut bir düşünce ile sınırlı görmemişler, buzağı suretinde tecelli eden rabba ibadet etmişlerdir. Harun'un kavrayamadığı işin gerçeğini onlar kavramışlardır. O da ilahi zata ancak yaratıkların suretinde tecelli ettiği zaman ibadet edileceği gerçeğidir.
İbn Arabi puta tapanların kutsallığına inanmakta, imanlarının doğruluğunu ve tevhidlerinin samimiyetini yüceltmektedir. Yıldızperest sabiilerin, Allah'ın birliğine inanıp ona taptıklarını ve dini ona halis kıldıklarını kabul eder. Üç tanrıya ibadet edenlerin yüceliğine inanır, ama gerçeği tam olarak kavrayamamalarını onlar için bir kusur olarak sayar. Çünkü her varlıkta Allah'a ibadet etmeleri gerekirken onlar sadece üç varlıkta ona tapmışlardır. Halbuki Allah görülen ve hissedilen ile görülmiyen ve hissedilmiyen her şeyin kendisidir. Teslisçiler ona göre yanılmışlardır, çünkü rabbin sadece bazı tezahürlerine veya bazı görünümlerine tapmışlardır. Halbuki ona her şeyde tapmaları gerekirdi. Çünkü açık ve gizli kaldığı her şey odur. (1)
İslami Okul Okulların En Önemlisi