Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Vahdet Saçmalıkları - Tasavvuf Ve Islam - 33. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Vahdet Saçmalıkları

 

Vahdet mitolojisine dair Gazali'nin söylediklerine bakalım: "Her şey (kul) onun nurundandır, belki başka varlığın hüviyeti (2) (kimliği) onsuz ancak mecaz yolu iledir. (Yani başka varlıkların varlığı gerçek değil, mecazdır), o halde onun dışında bir nur yoktur (ne nûr varsa odur), diğer bütün nurlar onun yüzünün zatından değil, onun tarafındaki yüzdendir, her şeyin yüzü ona dönük ve yönü ona yöneliktir. "Ne tarafa dönerseniz Allah'ın yüzü oradadır" (âyet). O halde ondan başka ilah yoktur. Şüphesiz ilah, ibadette yüzlerin kendisine dönük olduğu şeyin ifadesidir. Belki ondan başka ilah olmadığı gibi (bel kemâ lâilahe illa hûve) ondan başka o'da yoktur (fe lâ huve illa huve). Şüphesiz o (huve) işaret edilen şeyden ibarettir. Nasıl olursa olsun, ona olmıyan hiçbir işaret yoktur, belki ne zaman işaret etsen, gerçekte ona işaret etmiş olursun." (3)

Âlemdeki her varlığın (hüviyetin) Allah'ın hüviyetinin, yani hakikatinin aynısı olduğunu ve hangi varlığa işaret edilirse Allah'a işaret edilmiş olacağını söylüyor. Mesela bir put veya ölüye işaret edilirse, Gazali'nin rabbine işaret edilmiş olur. Neden olmasın ki? Putun mahiyeti veya hakikati Gazali'nin anlattığı rabbin mahiyetinin kendisi değil midir?

Gazali'nin uydurduğu ve kendisinden sonra gelen tasavvuf kahinlerine vasiyet ettiği mitoloji işte budur. Vahdet saçmalığının yeni bir terennümünü dinlemek ister misiniz? Şöyle diyor:

"Lâ ilahe illallah, avamın tevhididir. Lâ huve illâ huve havassın tevhididir. (1) Çünkü o daha genel, bu ise daha sususi, daha şamil, daha dakik, daha haklı olup sahibini mahza ferdaniyet (ferdiyet) ve sırf vahdaniyete daha fazla dahil eder. Yaratıkların miracının zirvesi ferdaniyet memleketidir. Onun ötesinde bir yükseliş yoktur. Çünkü yükseliş çokluk olmadan tasavvur edilemez. Bu bir nevi izafettir ki yükselişin kendisinden ve kendisine yapıldığı şeyi gerektirir. Kesret (çokluk) ortadan kalkınca vahdet (birlik) gerçekleşir, izafet kalmaz ve işaret yok olur. Artık yükseklik, aşağılık (2), yükselen, inen diye bir şey de kalmaz. Artık yükselmek ve terakki etmek müstahil olur. En yükseğin ötesine yükselme ve vahdetle beraber kesret yoktur. Kesretin yokluğu halinde yükseliş de yoktur. Ortada bir değişme varsa, o da dünya semasına iniştir. Yani yüksekten aşağıya işrak olur. Çünkü -daha yükseği olmasa da- en yükseğin aşağısı vardır. Bu da ancak Allah'ı bilen alimlerin bilebileceği gizli künhü olan ilimdendir. Bunlar onu ifade ettikleri zaman onu ancak Allah'ı bilmiyenler inkâr eder." (1)

Gazali, Allah'la ilgili sözlerine devam ederek şöyle diyor: "Dünya semasına inişi vardır. O inişi de duyuları işletmek, organları hareket ettirmek içindir. Hz. Peygamber'in (onun kulağı olurum..." sözünde işaret edilen odur. O halde işiten, konuşan ve gören odur, başkası değil." (2)

Gazali'nin Allah ile halk (yaratıklar) birliğine inancını bu son cümle ifade etmeğe yeterlidir. Gördüğünüz gibi konuşan, gören ve işiten herkesin Allah olduğunu ifade ediyor. Bu kuruntularda haktan bir parıltı ve bu saçmalıklarda tevhidden bir kıvılcım olduğunu bir müslümanın kabul edeceğini sanmıyorum. Olsa olsa tasavvufi vahdet cehenneminin karanlıklarıyla ortalıkları doldurduğunu ve ölesiye nefesleri boğduğunu müşahade eder.

Gazali bu sözlerinin ne kadar mantıksız ve tevhide ne kadar aykırı olduğunu farketmiş ve hak ehlinin şimşeklerine hedef olacağını, anlamış olacak ki bu saçmalıklarına karşı çıkanları "Allah'ı bilmiyenler" olarak nitelemiştir. Allah'ı bilmiyenler, dediği kimseler ola? Allah'ı bilmiyenler, dediği Kur'ân-ı Kerîm'in ortaya koyduğu gerçek dine iman eden, Gazali ve benzerlerinin hurafelerine karşı çıkanlardır. Evet, tasavvufun kahinleri onları böyle niteliyor. Doğrusu bu sözlerle Gazali, kitabının birini adlandırdığı gibi, Faysalu't-Tefrika Beyne'l-Zufri ve'z-Zendeka (Küfür ve Zındıklık Arasında Ayırımın Ölçüsü) değildir. Bu ölçü sadece ve sadece Gazali gibilerini sanık sandalyesine oturtan, bu hurafelerini ve onlara inananları mahkum edip yerin dibine geçiren Allah'ın kitabı Kur'ân'dır. (1)