Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 37. Sayfa - Tasavvuf Ve Islam

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Abdulgani En-Nablusi'nin İlahı (4)

 

"Sana biat edenler, ancak Allah'a biat ediyorlar" (Feth, 10) âyetini izah ederken en-Nablusi şöyle diyor:

"Yüce Allah peygamber Muhammed'in Allah olduğunu, biatının da Allah'ın biatı ve biat için uzatılan elinin Allah'ın eli olduğunu haber vermiştir."

Yüce Allah'ın Hz. Musa'ya "Ben seni seçtim" (Taha, 13) âyetini de şöyle açıklıyor: "Ben olman için ve ben sen olmam için, benden sana vahyedileni dinle. Bu da gafil insanın kendi nefsiyle konuşmasına benziyor, o nefsiyle konuşuyor ve nefsi onunla konuşuyor."

Yine yüce Allah'ın Hz. Musa'ya "Benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendi sevgimi lutfettim" (Taha, 39) âyetini açıklarken de şöyle diyor: "Zatımı sana giydirdim ki onunla ben görünürüm ve sen kaybolursun. Sen görünürsün, ben kaybolurum. İkisi iki değil, bir kişidirler." (5)

en-Nablusi kadar utanmadan yalan söyleyen ve batılı tervic etmek için iftirayı meslek edinen kimse görmedim. Vahdeti vücud inançlarında tasavvufçuların Kur'ân ve Sünnete bağlı kaldıklarını söyleyerek şöyle diyor:

"Rabbimizi tanımada, Kur'ân'da kendisinin kullandığını kullanmada, peygamberin onun için kullandığını kullanmada, azığımız ve dayanağımız Kur'ân-ı Kerîm ve Rasûlullah'ın sünnetine sarılmaktır." (1)

Edepsizce küfürle yetinmemiş, ona çok adi bir iftirayı eklemiştir. Vahdeti vücuda sarılmada azık ve dayanağının Kur'ân olduğuna, iftira etmiştir. İnanıyorum ki en -Nablusi'nin akidesinden habersiz olarak naklettiğimiz son parağrafı okuyan bir kimse, onun kalbi hakkın nuru ile taşan bir mümin olduğuna inanır. Bütün tasavvufçular böyledir. Her duruma uygun bir kıyafet giydirir ve okuyucuyu memnun edecek bir süs verir. Ne zaman ona inanırsa, onu avlar ve öldürür. Çünkü hepsi anlatımda batıla hak elbisesi giydirirler.

Allah'ın kitabına kin ve nefret savaşı açan sapık, bütün fırka ve inanç mensupları bu şekildedir. Allah'ın vahyini açıkça yalanlamıyor, öldürücü ikiyüzlülüğüyle hedeflerini maskeleyip, lafızlarını kutsallaştırdığını söyliyerek, onlara Allah'ın hiç cevaz vermediği ve Kur'ân'la hiçbir ilişkisi bulunmıyan manalar giydiriyor. Bu kılıfla bakarsınız küfrün anlamının iman ve batılın, hakkın kendisi olduğunu söylüyor. Onun için bunların Allah'ın sözünü yalanlamada en alçak ve en korkunç olduğu görülür. Küfrünün sinsiliğinde Bahailik ve davetinin deccallığında Kadiyanilik, söylediklerimin en açık delilidir. İkisi de Allah'ın kitabına ve Rasûlü'nün sünnetine inandığını iddia ettiği halde bakarsanız Allah'ın, Rasûlü'nün ve Kur'ân'ın en amansız düşmanları onlardır.