Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 51. Sayfa - Tasavvuf Ve Islam

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Kur'ân'dan Bir Nûr

 

Nuru ile her tarafı aydınlatan parlak hakkı göremiyeceklerinden korkarak onlara Allah'ın kitabından hidayeti göstermek istiyorum. Belki karanlık çöllerinde bocalıyanlar ve batılın baskısı altında sersemleşenler nurun hakikatini kavrar, şirkin bedbahtlığı içinde kıvrananlar tevhid nimetine kavuşurlar. Umulur ki sapıklık yollarında bocalıyan tasavvufçular hatırlatılan Allah'ın âyetlerinden öğüt alır, onları tasavvuf ve tasavvufçular hakkında hakkı ve adaleti dile getiren bir hakem kabul ederler.

Yüce Allah buyuruyor: "Göklerde ve yerde olan herkes, istisnasız kul olarak Rahman'a gelecektir. O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir. Bunların hepsi kıyamet gününde O'nun huzuruna tek başına gelecektir." (1) "Şüphesiz ki sizin rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri idare ederek arşa yerleşendir. Onun izni olmadan hiçbir kimse şefaatçı olamaz. İşte o Allah rabbinizdir. O halde ona kulluk edin, hala düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Bunu Allah bir gerçek olarak vadetmiştir. Çünkü o, halkı önce yaratır, sonra da iman edip iyi işler yapanlara adaletle mükafat vermek için geri çevirir." (2)

Yüce Allah yerin ve göklerin yaratıcısı olduğunu söylüyor. Tasavvufçular ise, "Hayır, O, yerin ve göklerin ve içindeki her canlının kendisidir" diyorlar.

Yüce Allah işleri kendisinin idare ettiğini söylüyor, tasavvufçular ise iftira ederek ve yalan söyliyerek Allah'ın işlerini kendilerinin gördüğünü söylüyorlar.

Yüce Allah, "İşte o rabbiniz Allah'tır, ona ibadet edin" diyor, tasavvufçular ise, "Hayır, Allah benim, benden başka ilah yoktur" diyor.

Yüce Allah, "Hepinizin dönüşü onadır" diyor, tasavvufçular ise, burada da dönüşün anlamı, çok olan zatın (kesretin vahdeti) tekliğe dönmesi ve yaratıklar iken hak (Allah) olmasıdır, diyorlar.

"Dikkat et, halis din Allah'ındır. Onu bırakıp kendilerine birtakım dostlar edinenler (1), "Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet (2) ediyoruz" derler. Şüphesiz, Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi yola iletmez. (3) Eğer Allah bir evlat edinmek isteseydi elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O yücedir, O gücü her şeye yeten tek Allah'tır. Allah gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Her biri belli bir süreye kadar akıp giden Güneş ve Ayı emri altına almıştır. Dikkat et, O azizdir ve çok bağışlayandır. Sizleri birtek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini var etmiştir. Sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir. Sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık (4) içinde yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır. İşte bu yaratıcı rabbiniz olan Allah'tır. Mülk O'nundur. (5) Ondan başka ilah yoktur. Öyleyken nasıl oluyor da ona kulluktan çevriliyorsunuz?" (6)

Yüce Allah yine şöyle buyuruyor: "Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah'a mahsustur. (7) İşte bu, benim rabbim olan Allah'tır. O'na dayandım ve O'na yönelirim. O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendinizden eşler (1), hayvanlardan da çiftler yarattı. Zira sizi bu şekilde türetir. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. (2) O, işitendir, görendir." (3)

"De ki O Allah birdir. Allah sameddir. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'na eş ya da denk (4) değildir." (5)

Soruyoruz, İbn Arabi, İbn el-Farid, el-Cîlî ve benzerlerinin mecusi hurafeleri ve saçmalıkları nerede, bu parlak ve katıksız tevhid nerede?

Yazıklar olsun tasavvufçuların büyük şeyhine! Allah'a dönmeğe ve tevhid çizgisine gelmeye davet ettiği için bir müslümana kızıyor da müslümanlarda kalan son nefesleri de kesmek üzere bulunan tasavvufun İslâm'a ve müslümanlara karşı işlediği cinayetlere kızmıyor!

Yazıklar olsun ona! Bu mitoloji ve şirk bataklığından müslümanları uyardığı, içine düşmekten onları sakındırdığı için bir müslümana kızıp onu savcılığa kadar şikayet edebiliyor da, tasavvuf kahinlerinin İslâm için kurduğu tuzaklara ve yönelttiği büyük saldırılara kızmıyor, azı dişleriyle müslümanların inancını kemirdiğini gördüğü halde tasavvufun İslâm'da ruhaniyetin, temizlik ve sevginin ideal kaynağı olduğunu söylüyor!