Münafıklığın Korkaklığı - Tasavvuf Ve Islam - 52. Sayfa
Münafıklığın Korkaklığı
Tasavvufçuların şampiyonlarından biriyle tartışmamız esnasında İbn Arabi'nin Fususu'l-Hikem kitabına inandığını, yüce bir gerçek olduğunu, aynı şekilde Şa'rani'nin Tabakat kitabının da kutsal kerametler hazinesi olduğunu söyledi. Adamı başkaların da duyacağı bir yere getirdim. Tasavvufçuların -Hz. Zeyneb'in Yusuf'un kanından kurdun beri olduğu gibi beri olduğu -Zeyneb'in doğum günü bayramında dervişlerin akın ettiği bir yerde tartışmamızı yapıyorduk. (Hz. Yusuf'un kanından kurt beri olduğu gibi Hz. Zeyneb de tasavvufçuların kutsallaştırdığı günde ve olaylardan beridir.) Şarani'nin Tabakat'ından kaydedilmiş tasavvufi kerametlerden hazır bulunanlara sesli olarak okumasını rica ettim. Okudukları arasında meşhurlarından Ali Vahiş'in kerametine gelip edepsizce işlenen cinayeti görünce kitabı hiddetle yere attı ve "Kitaba sonradan sokulmuştur" diyerek kızdı. (1)
İlah gözü ile baktığı meşhuru hakkında hevesi kursağında kalan zavallı dervişe "Yavaş ol, tasavvufçular bu kitabı kabul edebilir veya ona sonradan birtakım şeylerin karıştırıldığını söyleyebilir mi?" dedim. Öfkesinden gözleri kan çanağına dönen ve hiddetinden sar'aya tutulmuş gibi titreyen derviş "Kim buna inanırsa kafirdir, sonradan katıldığını kabul etmiyen kafirdir" dedikten sonra iki yüzlülük içinde çılgına dönmüş olarak kalktı gitti.
İşte bu şekilde şeyh efendi! Ne zaman bir tasavvufçu ilahlaştırdığı kişinin halk ve hak önünde rezil olmasından korkarsa, ona nisbet edilen veya ondan nakledilen şeylerin sonradan katıldığını söyler ve aklınca temize çıkaracağını sanır. Ne zaman şeytanlarıyla başbaşa kalırsa, "Şeyh, muttali olduğu Allah'ın meçhul kaderini yerine getirmektedir, onun bir bildiği var, siz bilemezsiniz, onun işlediği isyan değil, itaattır" diyerek karşı çıktığını burada temize çıkarır.
Doğrusu bu, yalnızca sıradan dervişlerin tavrı değildir. Belki tasavvufun meşhur kahin ve hahamlarının da tavrıdır. Ticaniler'in şeyhi de Mısır'da kendisine tazim ve takdirle bakmalarına özen gösterdiği dervişlerinden bir kitlenin huzurunda İbn Arabi'nin iftirasını yüzüne vurarak şaşkına çevirdiğim bir sırada aynı şeyi bana söylemişti.
Daha sonra meşhur şeyhine söylediğim gibi, o zavallı küçük dervişe "Tasavvufçulara ve büyük şeyhine sor bakalım, bu kitapları red ediyorlar mı? Red ediyorlarsa, hepimizin arzu ettiği ve hoşnut olduğu şey gerçekleşmiş ve Allah'ın dini galip gelmiş olur" dedim.
Söyler misiniz şeyh hazretleri! Allah adına ve Allah için böyle bir şeyi yapabilir misiniz? Hiç çekinmeden ve Allah'tan başka kimseden korkmadan bir bildiri ile "Fususu'l-Hikem, et-Tabakatu'l-Kübra v.b. kitaplarda Allah'ın dinine açıkça muhalefet bulunduğu için mensuplarımıza bu kitapları tanımamalarını ve red etmelerini emrediyoruz" söyliyebilir misiniz? Mensuplarınızdan böyle bir şeyi istiyebilir misiniz?
Yahut Fususu'l-Hikem, et-Tabakatu'l-Kübra v.b. kitaplar, sahipleri adına uydurulmuş kitaplardır, çünkü içindekiler ve benzerleri küfürdür" diyebilir miyiz?
Ne olur şeyh hazretleri! Bunu Allah için yapsan ne olur?
İslami Okul Okulların En Önemlisi