Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Ve Allah'ın Dininde Hz - İslami Bilgiler - Tasavvuf Ve Islam - 58. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Ve Allah'ın Dininde Hz. Muhammed

 

Tasavvufçuların Muhammed'i işte budur. Ama peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'i yüce Allah bize şöyle tanıtır: "De ki; ben ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilahınızın birtek ilah olduğu vahyediliyor." (4) "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmiştir." (5)

"Kafirler aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da; "Bu şaşılacak bir şeydir" dediler." (6) "Ümmiler arasından kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur." (1) "Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler. Sonra şüphesiz siz de kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme olacaksınız." (2)

"Onlar "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmıyacağız veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı. Öyleki içlerinden gürül gürül ırmaklar akmalı. Yahut iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve melekleri şahit getirmelisin. Yahut da altından bir evin olmalı ya da göğe çıkmalısın. Bize okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmıyacağız." Bütün bu isteklere ve şartlar koşmalarına karşılık Hz. Peygamber'in cevabına bakınız: "De ki; Rabbimi tenzih ederim, ben sadece beşer (insan) bir elçiyim." (3)

Yüce Allah yine Hz. Muhammed'in ancak bir insan olduğunu ve uluhiyetle bir ilişkisi bulunmadığını belirterek şöyle buyurmaktadır: "Bir gece kulunu Mescidi Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir." (4) "Ve Allah'ın kulu O'na yalvarmaya (namaza) kalkınca, neredeyse onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi. (Başına üşüşeceklerdi). De ki; ben ancak Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam. De ki; doğrusu ben size ne zarar verme, ne de fayda sağlama gücüne sahibim. De ki; gerçekten beni Allah'a karşı kimse himaye edemez. O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam." (5)

Bütün bunlar ve Kur'ân-ı Kerîm'in diğer bütün âyetlerinde acaba Muhammed'in Allah'lıkla, ilk yaratık olmakla yahut Allah'ın ruhundan veya nurundan yaratılmış olmakla veya Allah'ın şu veya bu şekilde tecellisi, taayyunu veya görünümü olmakla bir ilgisi olduğunu gösteren bir şey var mıdır? Bu âyetlerin tümünde Muhammed'in Allah'ın kulu ve resûlü olduğu, diğer insanlar gibi sonradan yaratılıp öleceği anlatılmıyor mu?

 Şunu da sormak lazım? Acaba Allah'ın zatı ve ismi azamı olmak her insan için olur mu? Doğrusu, tasavvuf dini bu zındıklığı gerektirmekte, hatta bu isim ve sıfatların Firavn, Ebu Cehil ve benzeri küfür tağutlarına da verilmesini gerektirmekte, her birinin ilk taayyunda ilahi varlığın kendisi olarak nitelenmesini zorunlu kılmaktadır. Çünkü onlar da birer beşer, yani insandır.

Ama biz inanıyoruz ki, Kur'ân ve sahih sünnetin ifadesiyle Allah'ın ilk yarattığı şey kalem veya arştır. O halde Hakikatı Muhammediyye hurafesi ne zaman uydurulmuştur? Biliyoruz ki Abdulmuttalib'in oğlu Abdullah Vehb'in kızı Âmine ile evlenmiş ve bunların da Muhammed adında bir çocukları dünyaya gelmiştir. Muhammed iyilik, temizlik, şeref ve hayır terbiye ile yetişmiş, çocukluğu aydın olduğu gibi gençliği ve delikanlılığı da tertemizdir. Gençliğine ve delikanlılığına herhangi bir leke veya şüphe düşmemiş, heva ve hevesleri onu karanlık yollara yahut haram fiillere götürmemiştir. Bütün dünyası sabah ve akşamıyla, seher ve yatsısıyla bütün vakitleri Allah'ın zikri ile tertemiz geçmiştir.

Hayatta çobanlık yapmış, ticaret yapmıştır. Her ikisinde de salih ve güçlü bir ferd olarak ideal örnek olmuştur. Takva ile korunan emanet, bütün dünya işlerinin yürütüldüğü serapa hikmet, emanet bilinciyle hakkı ve görevi kutsallaştıran gözetme ile görevini yapmıştır. Hayatının bütün aşamalarında edep ve ahlakta, akli hikmet ve duygu üstünlüğünde, düşünce üstünlüğü, irade kuvveti, kararlılıkta, yüce şeref ve izzette, insaf ve merhamette, diğergamlık ve hayırseverlikte, tolerans ve güzel muamelede eşsiz bir örnekti. Kalbini sadece Allah sevgisiyle doldurmuş, iradesini daima hayra yöneltmiş, duygularını her zaman yüceliğe ve düşüncesini Allah'ın rızasını kazanacak şeylere çevirmiştir. Mertlik ve cömertlikte, Allah'ın kendisine verdiği bütün nimetlerde eli açık ve gönlü zengindi Sadece hak için kızmış, sadece kötülük ve günahlardan çekinmiş, yalnızca Allah'ın vereceklerine heves etmiştir. Yüce Allah onu peygamberlerin sonuncusu olarak seçmiştir. Allah yolunda cihadın tam anlamıyla cihad etmiş, Allah'ın kendisine indirdiklerinin tümünü insanlara tebliğ etmiş, yüce Allah da buna şahit olmuştur. Allah'ın sözü üstün olduktan ve kafirlerin mağlubiyeti gerçekleştikten sonra Rabbine kavuşmuştur.

Hz. Peygamber'in hayatında belirgin çizgiler olarak bunları görüyoruz ve kendimize rehber ediniyoruz. Gerçek böyleyken, söyleyin bakalım, Hakikatı Muhammediyye uydurmasını nasıl yakıştırıyorsunuz? Başlangıcı karanlık ve ne idüğü karanlık olan bu tasavvuf mitolojisini nereden uyduruyorsunuz? Bu efsanenin anası kim? Babası kim? Neden yaratılmış ve kime gönderilmiştir? Size getiren bir melek veya peygamber midir, yoksa zihinlerinize sokan şeytanı ekber midir?

Hz. Muhammed hakkında tasavvufçuların zındıklıklarını sergilemeye devam ediyoruz. Tasavvufçular Muhammed'in durumunu Allah'ın durumunun aynısı olduğunu iddia ediyor. Hiç böyle bir şey olur mu? diyeceksiniz. İşte size delili ve örneği:

"Bütün tasarruflarında Muhammed'in durumu Allah'ın durumu gibidir. Alemde Muhammed'den başka yoktur." "Hakikatinin sonu bilinmez ve nihayeti idrak edilmez. O, iman ettiğimiz gayptendir." "Beşeriyyeti salt nur olduğu için onun artıkları (gaita ve idrarı) tertemiz ve mukaddesti. Vücudunun diğer cisimler gibi gölgesi yoktu. Âdem'e üfürülen Allah'ın ruhundan kastedilen, bu Muhammedî nurdur. Allah'ın ruhu Muhammed'in nurudur." (1)