Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Her Şey Muhammed - Tasavvuf Ve Islam - 63. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Her Şey Muhammed'in Nurundan Mıdır?

 

Tasavvufçuların inandıkları ve dillerine doladıkları budur. Her şey Muhammed'in nurundan meydana gelmiştir. Abdulaziz ed-Debbağ bu hurafeyi şöyle dile getirir:

"Arş ve ferşiyle, yer ve gökleriyle, cennet ve perdeleriyle, alt ve üsttekileriyle ne varsa, hepsi bir araya getirilip bakıldığında Muhammed'in nurundan bir parça olduğu görülür. Muhammed'in bütün nuru bir araya getirilip arşa konulsa arş erir, arşı örten yetmiş kat perdeye yöneltilirse, parçalanırlar. Bütün yaratıklar bir araya getirilip o büyük nura tutulsa, hepsi dökülür ve dağılırlar." (2)

Ticani tarikatının mensuplarından biri de şöyle dile getirir: "Muhammed'in nuru yaratıldığı zaman, taayyun eden kainatta dağılmadan önce bütün peygamberlerin ve evliyanın ruhları ehadi bir bütünlük bu Muhammed'i nurda toplanmıştır. Bu da birinci akıl mertebesinde olmuştur." (1)

"el-Müstecîra" ünvanlı kasidesinde el-Hulvani de şöyle der: "İnsanlar yok iken bütün varlıklardan önce fert fert parlak bir nur olarak var etmiştir.

Ondan sonra bütün yaratıklar senin yüce nurundan varlığını almıştır. Bu ne büyük bir şereftir!

Onun için bütün yaratıklar bu dünyada ve daha çetin günde sana sığınır.

Başlarına bir sıkıntı geldiği zaman, sadece insanların değil, diğer yaratıklar da dahil, hepsinin sıkıntısını giderirsin.

Bana cömertlik yap, şüphesiz Rahman'ın hazineleri sağ elindedir ve sen dağıtanların en cömerdisin." (2)

Yüce Allah ise şöyle buyurur: "And olsun, biz insanı çamurdan bir özden yarattık. Sonra onu emin ve sağlam bir karargâhta bir nutfe haline getirdik." (3)

Şüphe yok ki Muhammed bir insandır. aksini iddia ediyorlarsa, onun başka bir sıfatını söylesinler. İşte Rasûlullah kendisi bunu dile getiriyor: "Melekler nurdan, cinler alevli ateşten ve Âdem size anlatılan (çamur)dan yaratılmıştır." (4)

Rasûlullah nurdan ve kendisinin yaratıldığı şeyden söz etmiş, ama meleklerin nurdan yaratıldığını belirttiği halde kendisinin nurdan yaratıldığını söylememiştir. Yine insanların atası Hz. Adem'den sözetmiş ve Kur'ân-ı Kerîm'de belirtildiği gibi balçıktan yaratıldığını anlatmıştır. Muhammed de Adem'in oğludur. O halde tasavvufçuların Hakikati Muhammediyye'si kime aittir?!

Kur'ân-ı Kerîm'den tek başına şu âyet, tasavvufçuların bu hurafe için diktikleri bütün putları yıkmaya yeterlidir. Yüce Allah "Bu işte senin yapacağın hiçbir şey yoktur" (1) buyuruyor. "Şey" kelimesi Arapça'da genellik ve kapsamlılık yönünden en geniş ve kapsamlı bir kelimedir. Hatta bazıları onu mevcut olan ve olmıyanı kapsadığını bile söylemiştir. Nitekim İbn Arabi bunun delaletini o kadar genişletmektedir ki zihinsel tasavvufrları bile kapsadığını belirtmektedir. Üstelik âyette "Şey" kelimesi olumsuz bir cümlede nekre olarak gelmiş, böylece kapsam ve şümulü daha da büyümüştür. Bütün bu kapsam ve şümulü ile Hz. Muhammed'in elinde birşey bulunmadığını ifade etmektedir.

Bir de şu âyete bakalım: "De ki, ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım ve ben apaçık bir uyarıcıyım." (2) Muhammed diğer peygamberlerden farklı ve onların ilki olmadığına göre, acaba tasavvufçular onun hakkında inandıklarını diğer peygamberler hakkında da inanırlar mı?

Yüce Allah'ın peygamberine şu hitabını da düşünelim: "De ki, doğrusu ben size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim. De ki, gerçekten beni Allah'a karşı kimse himaye edemez. Ondan başka sığınacak kimse de bulamam." (3)

Kur'ân'ın açıkladığı gerçekler ve ortaya koyduğu hidayet budur. Bunu, tasavvufçuların her şeyin Muhammed'in nurundan yaratıldığı iftiralarıyla karşılaştırınız. Göreceksiniz ki Allah'ın gösterdiği gerçekler ve insanlara gösterdiği yol ile tasavvufçuların uydurduğu ve sapıttıkları yol arasında hiç mi hiç bir ilişki ve yakınlık yoktur.

Allah'ın buyurduklarını düşününüz. Onlarda apaydınlık gerçeği, yüce hakkı ve ilahi nuru içinde hikmeti göreceksiniz. Diğeranda tasavvufçuların küfür kusmuklarını görüp tiksineceksiniz.