Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 69. Sayfa - Tasavvuf Ve Islam

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Abdulkerim El-Cîlî'nin Dini

 

Daha önce belirttiğimiz gibi Abdulkerim el-Cîlî vahdeti vücuda inanır. Burada da size onun inancını ve dinini gösteren kendi sözlerinden nakiller yapacağım. Bu sözlerinde açıkça Allah'ın yaratıkların bizzat kendisi olduğuna inanmaktadır. Şöyle diyor:

"Şekil olarak yaratıklar kar gibidir, sen de o karı oluşturan su gibisin.

Kar gerçekte taşıdığı sudan başka bir şey değildir, ama şeriatlar farklı olduklarına hükmetmiş. (3)

Ama karın erimesiyle kar hükmü kalkar ve su hükmü konur, durum bundan ibarettir.

Zıtlar bir varlıkta toplanmış ve onda yığılmışlardır, onlar bunun yansımalarıdır." (4)

el-Cîlî vahdeti vücuda inanmasının  bir sonucu olarak dinlerin birliğine de inanmış ve şöyle demiştir:

"Hevanın (hevesin) beni götürdüğü yere ben de gittim, sevgilinin hükmüne bir itirazım yoktur.

Bazan beni mescitlerde ruku' ederken görürsün, bazanr da kiliselerde olurum.

Şeriatın hükmüne göre asi olursam, hakikatin ilminde itaatkarım." (1)

"La ilahe illallah" sözünü de tefsir ederek şöyle demektedir: "İbadet edilen ilah benden başka bir şey değildir. Çünkü o putlarda, feleklerde ve tabiatlarda zahir olan (görünen) benim. Her din ve inanç mensuplarının taptığı bütün şeylerde görünen benim. Bütün bu tanrılar benden başka bir şey değildir. Onun için bunlara "ilah" adı verilmiştir. Bu lafızla adlandırılmaları da mecazi değil, hakikatta bulundukları hal itibariyle hakiki adlandırmadır. (Yani tanrı adı taşıyan bütün şeyler gerçek tanrının kendisidir). Allah insanlara bütün bu tanrıların birer görünümü olduğunu ve onların gerçek birer ilah oldukları için böyle adlandırıldıklarını ve bütün bunlara tapan kişilerin ancak Allah'a taptıklarını göstermek istemiştir. Onun için "Lâ ilahe illâ ene (benden başka ilah yoktur) demiştir. Yani ilah adı verilen biri yoktur ki o ben olmıyayım. İlah adı verdikleri ne varsa, hepsi benim." (2)

İşte bu azgın ve katıksız putperestlik olan bu çirkefliği tasavvufçular katıksız tevhid olarak yaymakta, göğün kutsal mesajları gibi insanlara sunmaktadır. Hatta bunlara karşı çıkıp tenkid edenlere de her türlü iftirayı yaparak din dışı ilan etmekte ve boy hedefi yapmaktadır.