Tasavvufçular Niçin Kabirlere Tevessül Ederler - Tasavvuf Ve Islam - 73. Sayfa
Tasavvufçular Niçin Kabirlere Tevessül Ederler?
Tasavvufçuların kabirlerle tevessülü konusunda şeyh efendi ile tartışmaya gerek yoktur. Çünkü tasavvufçuların ve tasavvuf kurbanlarının işlediği en basit ve en açık putperestliklerdendir. (1) Tasavvuf kahinleri de, kabirde yatana duydukları sevgiden değil, belki kabrinde putlaştırılan kişiler için toplanan kurbanlar ve sunulan adakların hatırı için ona sevgi ve saygı gösterisinde bulunur ve medetler umarlar. Çünkü geçimleri ve saltanatları bu sapık dine dayanmakta, insanların kaderlerinde bu sömürü otoritesiyle tahakkum etmektedirler.
Kabirleri kutsallaştırma ve onlarla tevessül konusunda bir de oryantalistleri dinliyelim; Goldziher şöyle diyor:
"Eski dinlerden birçok unsurlar İslâm'a geçmiştir. Evliyanın kutsallaştırması şeklinde birçok şekillerde bu kalıntılar varlığını sürdürmüştür. Gerçek şu ki İslâm'ın özünü bozan ve gerçeğini tahrif eden bu uydurma takdis kadar özgün uygulama ile ters düşen başka bir şey yoktur. Sünnete uymağa özen gösteren gerçek sünni bir müslümanın bunu tiksindiği ve nefret ettiği şirk şekillerinden sayması gerekir."
Avam halkın evliyayı kutsallaştırması konusundan da söz ederek şöyle demektedir: "Evliya kabirleri ve diğer mukaddes yerler birtakım kalıntılar için avam halkın ibadet yeri edindiği ve koyu bir putperestlikle sarıldığı yerlerdir. Hatta avam halk en az Allah'a ibadet kadar bağlılık göstermektedir."
Yerel veliden de söz ederek şöyle der: "Birileri veli adına yalan yemin ederken korktuğu kadar Allah adına yalan yemin etmekten yüzü kızarmamaktadır." (1) Salih selefin uygulamalarını, İslâm alimlerinin görüşlerini ve uyarılarını dinlemiyen, hatta bir türlü anlamaya yanaşmıyan tasavvufçulara yahudi Goldziher'in bu uyarıları ve tesbitleri belki bir ders olur. Ne de olsa Avrupa malıdır:
Yine oryantalist Ronaldson şöyle der: "Kur'ân'da apaçık ve kesin olarak belirtilen tevhide rağmen müslüman milletler hâlâ putperest birtakım gelenekleri devam ettirmektedir. Bütün müslüman milletlerde avam için dini hayatın en önemli yanları, salihlerin kabirlerini kutsallaştırmalarıdır. Bu konuda modern alimler (daha doğrusu, tasavvuf şeyhleri ve onların büyüledikleri sözde alimler) kamuoyunun seyrine ayak uydurmuştur. Her bölgenin mahalli imamları olmuştur. Onların kabirlerini ve kalıntılarını ziyaret ediyorlar. O imam da seviniyor ve onlara şefaat ediyor, onları fakirlik ve hastalıktan kurtarıyor. (1)
Gördüğünüz gibi tasavvufçuların hurafe ve bidatları İslâm'a maledilmekte ve düşmanları onu bunlarla tanımaktadır. Bu oryantalistin söylediklerini tarafsız olarak düşündüğünüz ve İslâm aleminde yapılanları gözönüne getirdiğiniz zaman, ona hak vermemeniz mümkün değildir. Ancak tasavvufçuların saçmalıklarının faturası ne yazık ki İslâm dinine çıkarılmaktadır. Her kentte ve köyde bulunan ve halk tarafından kutsallaştırılıp Allah'tan istenecek şeyler kendisinden istenen yatırlar, tekkeler, ziyaretler ve şeyhlerin makamları gözönüne getirilirse, bu oryantalistlerin tesbitlerine hak vermemek mümkün müdür, dersiniz? Her anlattıkları tasavvufçuların birer uygulaması değil midir?!
Onun için şeyh efendilerle tevessül konusunda tartışma yapmıyacağız. Katıksız bir şirk olmasına rağmen bu konuda onlarla tartışmaya girmiyeceğiz. Çünkü bunların yaptığı tevessül daha korkunç bir şirkin neticesidir. O da tasavvufçuların evliya dedikleri kişilerin birernsan değil, dilediğini yaratan ve seçen tanrılar olduğuna inanmasıdır. Yahut daha önce naklettiğimiz gibi Allah'ın zatı olup bazan Ticani, bazan Nakşibendi, bazan Rifaî (ve Rufaî), bazan Şazeli, bazan Mevlevi, bazan da Burhami olarak tecessüd edip görünen birer tanrı olduklarına inanmalarıdır. Yoksa, vahdeti vücut ne işe yarıyacak? Bunun hiç mi ürünleri olmayıcak?!
İslami Okul Okulların En Önemlisi