Tasavvufçular Yırtıcılara Ve Başka Şeylere Dönüşüyor - Tasavvuf Ve Islam - 77. Sayfa
Tasavvufçular Yırtıcılara Ve Başka Şeylere Dönüşüyor:
eş-Şarani veliler arasında saydığı el-Gamri hakkında şunları naklediyor: "Yanına Muhammed İbn Şuayb girdi. Havada oturduğunu ve yedi gözo olduğunu gördü."
Şeyh Ebu Havde hakkında da şunları naklediyor: "Huzuruna girdiğin zaman bir asker görürsün. Tekrar yanına girdiğin zaman bir arslan olarak görürsün. Tekrar yanına girdiğin zaman fil olarak görürsün. Topraktan alıyor ve insanlara altın ve gümüş olarak veriyordu." (1)
Ne dersiniz, bir müslüman fil veya arslan olan tasavvufçuyu öldürse kendisine kısas mı, kan diyeti mi vacip olur? Şarani'nin iddiasına göre fil veya arslana dönüşen bu şeyhi bazıları kılıçlarıyla vurmuş, bir çuvala doldurmuşlar. Sabah olunca şeyhin dirilip eski haliyle oturduğunu görmüştür. (2)
Evet, tasavvufçular bu şekilde kendilerini herşey görürler. eş-Şarani bunların kötülüklerinden yavruyu iffetli ve tertemiz annesinden şüphelendirecek, genelevi kadınlarının bile şeytanlarla beraber olduğunda söylemeye utanacağı edepsizlikler naklederek insanlara birer keramet olarak sunmakta ve onlara dualar yağdırmaktadır.
Ali Vahiş, Ebu Havde (3) ve başkaların gûya kerametlerini okuyunuz ve Lut kavminin işlediği çirkin fiilleri, yüce Allah'ın onları bundan dolayı nasıl en ağır cezalarla cezalandırdığını gözünüz önüne getiriniz. İşte Lut kavminin işlediği ve yüce Allah'ın cezasına müstehak oldukları o edepsizliği işliyen birtakım kişileri eş-Şarani şeyh olarak takdim ediyor ve bu fiillerine keramet ediyor. Üstelik bu cinayetleri işliyen edepsizler için bir de "Allah ondan razı olsun" diyor. Fakat bütün bunlara şaşmamak lazımdır. Çünkü eskiden beri tasavvufçuların dini budur. Yusuf İbn el-Hüseyin er-Razi şöyle der:
"Halkın afetlerine baktım ve nerelerden felakete uğradıklarını gördüm. Tasavvufçuların afetinin çocuklara musallat olmada, erkeklerle livatada ve kadınlara düşkünlükte olduğunu gördüm." (1) Bu günahlardan işlediklerini itiraf ettikten sonra şöyle der: "Yaptığımı gördüğünüz her şeyi yapın ama çocuklara musallat olmayın. Çünkü bu fitnelerin en kötüsüdür." (2) Ondan sonra şöyle devam ediyor:
"Çocuklara musallat olmamak için Allah'a bin defadan fazla söz verdimse de yanakların güzelliği, bellerin inceliği ve gözlerin cazipliği beni baştan çıkardı. Allah onlarla beraber bana hiçbir günahı sormadı." (3)
el-Harrâz da şöyle anlatıyor: "İblisi rüyada gördüm. Bana, benden size bir latife bıraktım, dedi. Nedir? deyince, şöyle dedi: Çocuklara musallat olmak! (Onlarla livata yapmak). Tasavvufçulardan bu işi yapmayan var mı ki? dedim." (4)
Yüce Allah Lut kavmini kötüleyerek şöyle buyuruyor: "Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu, siz sınırı aşmış bir milletsiniz." (5) Onlara lanet okudu, pişmiş çamurdan üzerlerine taş yağdırdı. Böyle olunca, tasavvufçuların hem kendileri hem de ümmetin başına neler getireceğini tasavvur ediniz! Bu cinayeti çok alçakça, edepsizce, ahlaksızca ve insanlık dışı bir şekilde irtikâp etmişlerdir. Bıyığı terlememiş çocuklarla, gençlerle ve dilsiz hayvanlarla işlemişlerdir. Hem de nered? Bütün halkın gözü önünde ve çarşıdan dönen yahut çarşıya giden insanların huzurunda! Evet, eş-a'rani4nin tasavvuf evliyası için bir keramet olarak sunduğu keramet bu! Üstelik cinayete daha da açıklık getirerek şöyle diyor: "Ali vahiş hayvanla münasebet kuracağı zaman onun sahibini başını tutmaya mecbur ederdi." (1)
eş-Şarani4nin üslubuyla tasavvufçuların bu cinayetlerini sizlere aktarmaya doğrusu utanıyorum. Onun için kitabını kendiniz bulunuz ve herhangi bir tasavvufçunun hakkında yazdıklarını okuyunuz. Şüpheniz olmasın, alçak, edepsiz, ahlaksız ve vahşi cinayetlerle yüz yüze geleceksiniz! Bu misalleri burada daha fazla çoğaltmaya edebimiz müsaade etmiyor.
İslami Okul Okulların En Önemlisi