Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Bazı Terimler Kafir - İslami Bilgiler - Vahdet I Vucud - 21. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Bazı Terimler

 

Kafir: İmanı olmayanlara, imansızlara verilen isimdir. Eğer inandığını söyler de, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in peygamberliğini itiraf etmezse bu kimseye de Münafık denir. Zındık denmez. Çünkü yüce Allah, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde nifakta bulunanlara zındıklardır diye herhangi bir isim vermemiştir, o dönemdekilere bu anlamda bir isim verilmemiştir. O dönemde bunlara verilen ad münafık ismidir.

Şam’daki Dürzîlere gelince, onların iğrenç ve lanetli kitaplarında da görüleceği gibi, bunlar iman ettiklerini söylemelerine rağmen, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in peygamberliğini açıkca itiraf etmiyorlar. Bunlar her şeyi mübah gören münafıklardır, yoksa bazı kimselerin anladıkları gibi zındıklar değillerdir. Çünkü bunları zındık olarak görenler münafıklık ile zındıklık arasındaki farkı ve ayırımı bilememelerindendir. Eğer bir kimsenin imandan sonra küfrü görülürse, bunlara Mürted adı verilir. Çünkü imandan dönmüştür. Şayet iki ve daha çok ilah tanırsa, böylelerine de Müşrik denir. Çünkü uluhiyette Allah’a ortaklık isnad etmiştir. Eğer bir takım neshedilen, yürürlükten kaldırılan din ve kitaplara bağlı olduğunu söylüyor ve inanıyorsa bunlara da Kitabî adı verilir. Örneğin Yahudi ve Hıristiyan gibi. Eğer, Dehrin (zamanın) kadim oluşuna inanıyorsa, sonradan var olan şeyleri de dehre (tabiata, doğaya) veriyorsa bunlara da Dehrî denir. Eğer hiçbir şekilde yüce Allah’a, sanii, yaratanı tanımıyorsa, böylelerine de Muattıle denir. Şayet Hz. Peygamber (s.a.v.)’in peygamberliğini itiraf ediyor, kabul ediyor, İslâmî şiarı ve prensipleri de açıkça yapıyor görünüyor, fakat asıl küfrü gerektiren inancını içinde gizliyorsa, bu gizlediklerinin de kesin ve ittifakla küfür olduğu kesinse böylelerine de Zındık denir.

Zındık esas itibariyle, Zend isimli bir kitaba bağlı olanların bağlı oldukları düşünceden kaynaklanıyor. Bu kitabı da Kabad döneminde Mazdek diye biri ortaya koymuştur. İleri sürdüğüne göre, bu kitap, mecûsîlerin kitabının bir tevili ve yorumudur. Mecûsîlerin de kitabını Zerdüşt adında biri ortaya koymuştur. Mecûsîlerin ileri sürdüklerine göre Zerdüşt onların peygamberleridir.

Eğer bir kimse tüm bu batın inanç ve düşünceleri içinde gizlemesi yanında, bir de kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınları ve diğer haramları, tıpkı batınîlerin ve vücudiye görüşünü savunanların yaptıkları gibi yalan ve yanlış, bozuk yorumlarla helal kabul ederlerse işte bunlara da Mülhid denir.

Şeriat dilinde ve örfünde zındık, bildiğimiz manada kullanılmıştır. Ki bunu da anlattık. Yoksa gerek fiiliyle gerekse sözüyle kendisinden küfrü gerektiren bir söz sadır olan, çıkan demek değildir. Oysa günümüzde fiil ya da sözleriyle bir küfrü gerektiren durum var olması durumunda olanlara da zındık deniyor ki bu yanlıştır. Hatta bu gibilere zındık adını verdikleri gibi, tevbelerinin de kabul edilemeyeceğini, tevbe etmelerinin istenmeyeceğini, kesinlikle boyunlarının vurulması gerektiğini ileri sürerler.

Oysa kesin olarak bilinen bir gerçek vardır. Böyleleri mürted hükmündedirler ve mürtedlerin de yeniden hakka dönmeleri istenir, dönmeleri ve tevbe etmeleri durumunda tevbeleri kabul edilir. Çünkü tüm peygamberlerin seyyidi olan bizim peygamberimiz Hz. Muhammed’in şeriatında bu gerçek böyledir. Aynı zamanda bunların kanlarının akıtılması da helal olmaz. Çünkü adam tevbe ederek artık inananlar safına geçmiştir.

Ne olaydı kendisinden küfrü gerektiren bir fiil ya da söz çıkan bir kimse olsaydı, şeriatın mürted adını verdiği, tevbe etmelerinin kendilerinden istenmesinin gerektiği ve tevbelerinin kabul edildiği kimselerden olabilselerdi, tevbe etmelerinden sonra da, müminlerden olsaydı. Çünkü herhangi bir mümini bile bile öldürenin cezası ebedî cehennem olmaktadır. Yüce Allah bu hususta şöyle buyuruyor:

“Her kim de bir mümini kasden öldürürse onun cezası, ebedî kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazebetmiş, onu lanetlemiş ve ona büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa: 4/93)