Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Resûller Menfaat Celb Edemezler - Vasita - 2. Sayfa

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

Resûller Menfaat Celb Edemezler

 

Eğer vasıta (vesile) ile menfaatleri celb, zararları def etmek için mutlaka bir vasıtanın lâzım olduğu kasd ediliyorsa, meselâ kulların rızıklandırılmasında, kendilerine yardım ve hidâyet edilmelerinde bir vasıtanın bulunması ve kulların bu menfaatlerini o vasıtadan istemeleri ve ondan bunları ümit etmeleri gibi bir vasıtanın lüzûmu murad ediliyorsa bu çeşit vasıta edinme en büyük şirklerdendir ki Allah'a Teâlâ Mekke'lileri bundan dolayı kâfir ve müşrik saymıştır.

Şöyle ki; onlar Allah'dan başka kendilerine dost ve şefaatçılar ediniyorlar, o dost ve şefaatçıların vasıtasıyla menfaatleri celb, zararları defetmek istiyorlardı.

Halbuki sadece Allah'ın izin vereceği kimsenin yine izin verdiği kimseye şefaat etmesi haktır.

Bu mevzûda Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

O Allah ki, gökleri, yeri ve bunların arasında olanları altı günde yarattı, sonra da ARŞA İSTİVA etti. Sizin O'ndan başka hiç bir VELİNİZ (dostunuz) ve ŞEFAAT edeniniz yoktur. Artık düşünmüyor musunuz? Secde sûresi 4

Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları O'nunla (Kur'ân'la) korkut. (Zirâ) onların Rablerinden başka ne veli'leri (dostları) ve ne de bir şefaatçıları vardır. En'am sûresi 51

(Ey Resûlüm! Sen) onlara (Kur'ân'la) hatırlat (nasihat et) ki, bir kimse kazandığı (günah) yüzünden helake düşmeye görsün, artık (onun için) Allah'tan başka ne bir veli ne de bir şefaatçı vardır. En'am sûresi 70

(Ey Resûlüm! Müşriklere) deki; (Allah ile kendi aranızda vasıta ve şefaatçı) zannettiklerinizi çağırın (yalvarın) onlar sizden her hangi bir zararı gideremiyecekleri gibi, (hayrı şerre, şerri hayra) değiştirme gücüne sahib değildir. Onların (vasıta ve şefaatçı edinerek) yalvardıkları da (Allah ile kendi aralarında vasıta ve şefaatçı edindikleri, medet dileyerek yardım istedikleri melekler, peygamberler ve salih kimselerde) Rablerine daha yakın olmak için vesile (1) arayıp duruyorlar. (Gece namazı kılarak nafile oruç tutarak Allah'a daha çok yaklaşmağa çalışıyorlar.) O'nun rahmetini umuyorlar, O'nun azabından korkuyorlar, çünkü Rabbinin azâbı korkulmağa değer. İsra sûresi 56/57

(ey Resûlüm! Müşriklere) deki; (Allah ile kendi aranızda vasıta ve şefaatçı edinerek fayda vereceğini) zannettiklerinize (istediğiniz kadar onlardan medet isteyin) yalvarın, onların ne göklerde, ne de yerde sahib oldukları zerre kadar bir şey yoktur. Onların (vasıta ve şefaatçıların) bu ikisinde (yerde ve gökte) ortaklıkları olmadığı gibi O'nun (Allah'ın) bunlardan hiç bir destekçisi de yoktur. O'nun (Allah'ın) katında, kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez. Sebe sûresi 22/23

Seleften bir taife diyor ki:

Bir kısım kavimler Hz. İsa, Uzeyr ve meleklere yalvarıyorlardı. Allah'u Teâlâ meleklerin ve nebilerin (kaldı ki evliyaların) her hangi bir zararı defetmeğe ve (hayrı şer, şerri hayra) tebdil etmeğe muktedir olmadıklarını, bilakis meleklerin ve nebilerin Allah'a daha yakın olmağa çalıştıkları, onların da Allah'ın rahmetini umduklarını ve azabından korktuklarını beyan buyurmuştur.

Beşerden hiç bir kimseye yakışmaz ki, Allah kendisine, Kitab'ı, hükmü ve peygamberliği versin de sonra o insanlara "Allah'ı bırakıp da bana kul olun (beni (1) vasıta ve şefaatçı edinin) desin, fakat öğrenmekte ve okuyup yazmakta olduğunuz kitab sayesinde (O'nun emir ve nehiylerine uyarak) Rabbaniler olun (der). Sizin melekleri ve peygamberleri (kaldı ki evliyaları ve salihleri) rabler edinmenizi de hiç emretmez, O, ya size, siz müslümanlar olduktan sonra hiç kâfirliği emreder mi? Al İmran sûresi 79/80

Böylece Subhanehu ve Teâlâ melekleri ve peygamberleri (kaldı ki salihleri) rab edinmenin küfür ve şirk olduğunu beyan etmektedir.

Binâenaleyh, her kim melekleri ve peygamberleri Allah ile kendi arasında vasıta edinir; onlara yalvarır ve tevekkül eder, onlardan menfaat celbini ve zararların def'ini isterse; meselâ onlardan günahların afvını, kalblerin hidayeyete ermesini (1), sıkıntıların giderilmesini, yoksulluğun önlenmesini taleb eylerse, o kimse müslümanların icmaı ile kâfir olur.

Allah'u Zü'l-Celâl şöyle buyurmaktadır:

(Yahudiler, Hristiyanlar ve Arablar) Rahman evlad edindi dediler, O bu gibi sıfatlardan (evlad edinmekten) münezzehtir. Hayır (evlad dedikleri melekler, Uzeyr ve İsa A.S.) onlar ikrama nail olmuş kullardır. O'nun (Rablerinin) sözünden dışarı çıkmazlar. O'nlar (melekler, Uzeyr ve İsa A.S.) Allah'ın emriyle hareket ederler. Önlerindekini de (geleceklerini) arkalarındakini de (geçmişlerini) O bilir. O'nlar Allah'ın razı olduğundan başkasına da şefaat edemezler. O'nun korkusundan titreyenlerdir. O'nlardan (melekler, Uzeyr ve İsa A.S. kaldı ki evliyalar ve salihler) kim ben Allah'dan gayrı ilah'ım (1) (gaybı bilirim, medet dileyene yardım ederim, kalblerine tasarrufum vardır) derse onu Cehennem'le cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandıracağız. Enbiya sûresi 26/29

Ne Mesih (İsa A.S.), ne de (Allah'a) en yakın olan melekler (kaldı ki evliyalar ve salihler) Allah'a kul olmaktan (sadece O'na yalvarmaktan, O'na güvenmekten ve O'ndan medet istemekten) geri durmazlar. Kim O'na kulluktan geri durur ve kibirlenirse (unutmasın ki Allah) onların hepsini (hesaba çekmek için) huzurunda toplayacaktır. Nisa sûresi 172

(Yahudiler, Hristiyanlar ve Arablar) Rahman evlad edindi dediler. Andolsun ki siz pek çok çirkin bir şey söylediniz. Neredeyse bundan (söyledikleri bu sözden) dolayı, gökler paramparça olacaktı, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti. Rahman çocuk edindi iddialarından ötürü olacaktı bunlar. Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz. Buna ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde olan herşey (canlı ve cansız) yanlızca Rahman'a kul olarak gelecektir. Andolsun Allah onları sayıp dökmüştür. Her biri kıyamet günü O'na tek başına gelecektir. Meryem sûresi 88/95

Kendilerine zarar ve fayda veremeyecek Allah'dan gayrına (evliyalardan şefaat istiyorlar, medet dileyerek) ibâdet ediyorlar ve sonra da bunlar (Lat, Uzza, Menat) bizim Allah katındaki şefaatçılarımız diyorlar. (Ey Resûlüm!) Sende de ki; Allah'a göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi bildiriyorsunuz? Allah, onların ortak koştuklarından yüce ve münezzehdir. Yunus sûresi 18

Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatları bile hiç bir şeye yaramaz. Meğer (o şefaat) Allah'ın dileyeceği ve razı olacağı kimseler için izin vermesinden sonra ola. Necm sûresi 26

O'nun (Allah'ın) izni olmadan nezdinde kim şefâat edebilir ki. Bakara sûresi 255

Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu (zararı) kendisinden başka hiç bir defedici yoktur. Eğer sana bir hayır da dilerse O'nun fadlını geri çevirebilecek hiç bir kuvvet yoktur. Yûnus sûresi 107

Allah, insanlar için rahmetinden her ne açacak olsa, artık onu kısıp-tutacak yoktur, her neyi kısar-tutarsa, artık onu da ondan sonra salıverecek yoktur. Fatır sûresi 2

(Ey Resûlüm! Müşriklere) de ki; (bana) haber verin. Allah bana her hangi bir zarar dilerse, sizin Allah'ı bırakıp da taptığınız (belaları defettiğine, hayrı celbettiğine ve günahlarınızı şefaatlarıyla Allah katında bağışlattıracağına inandığınız evliyalarınız Lat'ınız, Uzza'nız) O'nun bu zararını defedebilecekler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini tutabilirler mi? De ki "bana Allah yeter" güvenip dayanacaklar da (tevekkül edecekler) ancak O'na (Allah'a) güvenip dayanırlar (tevekkül ederler). Zumer sûresi 38

Bu âyet-i kerîme'lerin benzerleri Kur'ân'da pek çok vardır.