Âlimler Peygamberlerin Varisleridirler - Vasita - 3. Sayfa
Âlimler Peygamberlerin Varisleridirler
Peygamberlerden başka din ve ilim adamlarına gelince, bunları, peygamberler ile ümmet arasında, peygamberlerin getirdiği emirleri ve nehiyleri ümmet'e tebliğ eden ve öğreten, onları terbiye eden ümmet tarafından iktida edilen birer vasıta olarak kabul edip isbat eden kimseler bu inançlarında isabet etmişlerdir.
Bu, din ve ilim adamları, bir mes'ele (1) üzerinde aynı görüşe sahib oldukları zaman, bu icma kat'i bir hüccet olur. Çünkü onlar (ilim ehli) dalâlet üzere ittifak etmezler. Eğer din ve ilim adamları bir mes'elede ihtilaf ederlerse, o mes'eleyi Allah'ın Kitab'ına ve Resûlünün Sünnet'ine havale ederler. Çünkü, din ve ilim adamlarının hiç biri, fert olarak, mutlak sûrette ma'sum değildirler. Zira herkesin sözü kabûle şa'yan olduğu gibi red'de olur, fakat Allah Resûlünün sözü ise sadece kabûle şa'yandır red olunmaz. İlim ehli hakkında Allah Resûlü S.A.V. şöyle buyuruyor.
Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Muhakkak ki peygamberler altın ve gümüş bırakmazlar, onlar yalnız ilmi miras bırakırlar. Kim o ilmi elde ederse büyük bir nasib elde etmiş demektir.
Bu Hadis'i Ebu Davud (36-41) ve İbnu Mâce (223) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.
Her kim, hükümdarlara yakın olan kimselerin, hükümdar ile halkı arasında vasıta oluşu gibi, ilim ehli, velileri ve salihleri Allah ile kulları arasında vasıta olarak kabul ve i'tikad ederse.... şöyle ki; kulların ihtiyaçlarını Allah'a onlar sunuyor ve Allah ancak kullarına onlar vasıtasıyla hidâyet ediyor ve rızık veriyor, halk onlardan, onlar da Allah'dan istiyorlar. Tıpkı, hükümdar nezdindeki vasıtalar hükümdara halktan daha yakın oldukları için, halkın ihtiyaçlarını hükümdarlardan kendileri istiyorlar. Halk da taleblerini bizzat padişahdan istememek için edeben vasıtalardan istiyor. Yahut da, vasıtalar hükümdarlara ihtiyaç sâhibinden daha yakın ve sevgili olduğu için, vasıtalardan istek ve talebde bulunmayı daha faydalı buluyor.
Her kim bu şekil üzere, Allah'la kulları arasında vasıtaların varlığını (lüzumunu) kabul ve i'tikad ederse, o kimse kâfir ve müşrik olur. Şer'an tevbesini istemek vacib olur. Tevbe ederse kurtulur, değilse öldürülür.
Çünkü bu teşbihciler, Halık'ı (yaratıcıyı) mahlûka ya'ni Allah'ı insanlara benzetmiş ve böylelikle Allah'a şirk koşmuş oluyorlar.
Kur'ân-ı Kerîm'de bunları reddeden âyet'ler bu risâleye sığmayacak kadar çoktur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi