Şirki Akıl Reddeder - Duadaevliya - 23. Sayfa
Şirki Akıl Reddeder
Her insan, gördüğü ve duyduğu şeylere bakarak Allah’ın varlığına ve birliğine inanır. Sanki gözüyle görmüş ve ona eliyle dokunmuş gibi buna tanıklık eder. Yoksa hiç kimse “Eşhedu en lâ ilâhe illallah” yani “Ben tanıklık ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur.” diyemez. Bu sebeple Kur’an’da adı geçen peygamberler, Allah’ın varlığını ispatla meşgul olmamışlardır. Eğer öyle olsaydı, “Ben tanıklık ederim ki,... “ yerine “ Şu Peygamberin bildirdiğine göre Allah’tan başka ilah yoktur.” demek gerekirdi.
Kiliseye göre de insan aklı, kendi gücü ve doğal ışığı ile, dünyayı koruyan ve idare eden bir Tanrı’nın kesin ve gerçek bilgisine ulaşır[1]. Ama İsa’nın ve Kutsal Ruh’un tanrılığını kendiliğinden kavrayamaz, bunun için desteğe ihtiyaç vardır. Onlar, Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğuna inanabilme konusunda şunları söylerler:
“İnsanın bu imanı gösterebilmesi için Tanrı’nın yardımına ve ince lutfuna olduğu kadar, Kutsal Ruh’un içsel yardımına da ihtiyaç vardır[2].”
Allah, emirlerini elçileri aracılığı ile gönderir. Her elçiye, elçiliğini ispatlayacak bir belge verir. Belgeyi insanların taklit etme imkanı olmadığı için ona mucize denir. Mucizeyi gören her insan, o şahsın Allah’ın elçisi olduğunda şüphe etmez. “Eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resuluh.” Yani “Ben tanıklık ederim ki, Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.” dememiz bundandır. Sanki Allah onu elçi olarak görevlendirirken onun yanındaymışız gibi tanıklık ederiz. Çünkü onun elçilik belgesi olan Kur’an üzerinde düşünen her insan, kolayca bu kanaate varır. Zira o, bir insan eseri olamaz. O ancak Allah’ın Kitabı olabilir. Onu bize getiren de Allah’ın elçisinden başkası olamaz.
Kimi insanların, mucizeyi gördükleri halde elçiye inanmamaları, ya dışlanma, ya da elindeki imkanları kaybetme korkusundan kaynaklanır. Nitekim Firavun, Hz. Musa’nın Allah’ın elçisi olduğundan kuşku duymadığı halde onu Allah’ın elçisi olarak kabul etmemişti. Konuyla ilgili ayet şöyledir:
“Belgelerimiz bütün açıklığı ile onlara gelince: “Bunlar apaçık büyüdür” dediler.
Bunlara içten kanasıya inanmış iken zalimlikten ve büyüklük taslamadan dolayı, onlara karşı inkarcılık yaptılar”. (Neml 27/13-14)
Allah’ın elçilerinin getirdiği vahye tam olarak güvenilir. Ama şirki ne akıl kabul eder, ne de vahiy. Müşriklerin tek dayanağı, büyüklerinden duydukları şeyler, yani gelenektir. Bu sebeple Kur’an insanları öncelikle akıllarını kullanmaya çağırır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Allah o pisliği aklını kullanamayanların üstüne bırakır.” (Yunus 10/100)
Kur’an bir de atalardan gelenleri akıl süzgecinden geçirmeye çağırır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
Onlara, “Allah ne indirmişse ona ve o Elçi’ye gelin.” denince şöyle derler: “Atalarımızda ne bulmuşsak o bize yeter”. Ya ataları bir şey bilmez, doğru yolu da tutmaz kimseler idiyse ne olacak? (Maide 5/104)
İslami Okul Okulların En Önemlisi