Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 40. Sayfa - Duadaevliya

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

a. Cımbızla Yapılan Alıntı

 

YILMAZ- Sn. Bayındır, mülakatında bizim İs­lam Tasavvufu adlı kitabımıza ve ilim dalımıza yönelik eleştirilerde bulunduğu için kendisine cevap vermek lüzumu hâsıl oldu. Söze, “Kimileri huşû için şeyhini düşünür” ifâdesinden başlamak isterim. Önü ve sonu alınmadan, seçilen lâfızlara dikkat etmeden, adeta cımbızla çekilen bu alıntı, el-Luma’ Tercemesi’nin (İslam Tasavvufu) so­nundaki “Suallere Cevaplar” bölümünde râbıta konusundaki suallere cevaplar arasında yer al­maktadır.”

BAYINDIR - Görüşmenin Huşu ile ilgili bölü­münde şunları söylemiştik:

“Kimileri huşu için namazda şeyhini düşünür[1]. Bu, Allah’a saygısızlıktır. Şeytan bunu yapana vesvese vermez. O da kendini huşu ile namaz kılıyor sanır.”

Şimdi Sayın YILMAZ’ın sözünü ettiği kitabın ilgili bölümünü aktararak o cümleyi cımbızla çekip çekmediğimize bakalım:

Soru- Tasavvufla ilgili bir kitapta şöyle ya­zıyor: "Kişi namazı huşû ile kılamıyor, Allah'ın huzurunda olduğunu düşünemiyorsa, Pey­gamber Efendimizi düşünmeli; onu da bece­remiyorsa şeyhini düşünmeli; sanki şeyhi onun önünde namaz kılıyormuş gibi düşün­meli ve utanarak namaz kılmalıdır." Namazda bir insanı düşünmek nasıl oluyor. İzah eder misiniz?

Cevap- Alıntıda yapılan sıralama bizim yuka­rıdan beri saydığımız tedricî ölçülere uygun düş­mektedir. Çünkü hedef, huşû ile dîvân-ı ilâhide durmaktır. Bu olmayınca gönlü Allah Resulü’ne raptetmektir. İnsan kalbi değişkendir. Devamlı yeni şeyler düşünür ve havâtır kalbi işgal edebilir. Buna engel olmak için bir yoğunluk gerekiyor. Bunun için namazda olduğu bilincini diri tutacak araçlar bulmak gerekiyor. İnsanı en çok şoke edip ilgisini toplamaya yarayacak şey, çok sev­diği veya korktuğu şeylerle yüz yüze gelivermesi­dir. Namazda bir an şeyhi gözünün önünde can­lanan kimse onun şok etkisiyle halinden ve gafle­tinden irkilip utanarak Allah'a yönelmeye çalışa­caktır. Namazda kişinin şeyhini hatırlaması her­halde başka dünyalık şeyler hatırlamasından; işini, eşini, çoluk çocuğunu düşünmesinden daha iyidir. Namaza girerken veya namaz esnasında mahcup bir eda ile şeyhini ve onun kendi önünde namaz kıldığını düşünmesi niye mahzurlu olsun. Çünkü zaten bin bir türlü dünyalık insan zihnin­den eksik olmuyor[2].

Burada şunları sormak gerekir:

Soruda şöyle bir sıralama yer alıyor:

"Kişi namazı huşû ile kılamıyor, Allah'ın huzu­runda olduğunu düşünemiyorsa, Peygamber Efendimizi düşünmeli; onu da beceremiyorsa şeyhini düşünmeli; sanki şeyhi onun önünde na­maz kılıyormuş gibi düşünmeli ve utanarak na­maz kılmalıdır."

Siz de, “Alıntıda yapılan sıralama bizim yuka­rıdan beri saydığımız tedricî ölçülere uygun düş­mektedir.” diyorsunuz.

Şimdi lütfen söyler misiniz, yazımızda geçen; “Kimileri huşu için namazda şeyhini düşünür.” ifadesinin neresi cımbızla çekilmiştir?

Kişi namazı Hz. Peygamber veya şeyhi için mi kılar ki, namazda gönlünü onlara bağla­sın?

Gönlünü onlara bağlamak kişinin namazda olduğu bilincini nasıl diri tutar? Bu durumda Hz. Peygamber elçi, şeyh de öğretmen olmaktan çıkarılmış ve Allah ile kul arasında bir arabulucu konumuna sokulmuş olmaz mı? Şirk zaten bu şekilde değil midir?

Diyorsunuz ki; “İnsanı en çok şoke edip ilgi­sini toplamaya yarayacak şey, çok sevdiği veya korktuğu şeylerle yüz yüze gelivermesidir. Namazda bir an şeyhi gözünün önünde canlanan kimse onun şok etkisiyle halinden ve gafletinden irkilip utanarak Allah'a yönelmeye çalışacaktır.”

Şeyhin gözü önünde canlanması kişide şok etkisi yapar da Allah’ın huzurunda olduğunu bil­mesi onu etkilemez mi? Halbuki, Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Müminler yalnız şu kimselerdir ki, Allah ha­tırlanınca yürekleri titrer; kendilerine onun ayetleri okununca da bu onların inançlarını artırır; bir de yalnız Rablarına güvenip dayanırlar.

Onlar o kimselerdir ki o namazı dosdoğru kı lar, kendilerine azık olarak verdiğimizden başka­larını da geçindirirler.

İşte gerçek müminler onlardır. Onlar için Rabları katında dereceler, bağışlanma ve bol rızık vardır.” (Enfal 8/2-4)

Kalbini ürpertebilmek için Allah’ı değil de şey­hini düşünenler nereye konabilir?

Diyorsunuz ki; “Namazda kişinin şeyhini ha­tırlaması herhalde başka dünyalık şeyler ha­tırlamasından; işini, eşini, çoluk çocuğunu dü­şünmesinden daha iyidir. Namaza girerken veya namaz esnasında mahcup bir eda ile şeyhini ve onun kendi önünde namaz kıldığını düşünmesi niye mahzurlu olsun. Çünkü zaten bin bir türlü dünyalık insanın zihninden eksik olmuyor.”

Siz de bilirsiniz ki, namaz kılan kişi, doğru yolda olduğu için şeytan onun önüne geçip, zih­nine bin bir türlü dünyalık getirebilir. Çünkü şey­tanın işi budur. O, Allah’tan kıyamete kadar süre alınca şöyle demişti:

“.... And olsun ki ben de onlar için, senin doğru yolunun üzerinde oturacağım.

Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağla­rından, sollarından sokulacağım. Onların çoğunu sana şükreder bulamayacaksın.” (Arâf 7/16-17)

 İnsan yanlış bir şey yapsa şeytan önüne çık­maz, koluna girip destek verir. Dolayısıyla şeytan vesvesesi, doğru yolda olan kişinin engel olama­yacağı bir şeydir. Yetkiyi Allah’tan almış bir varlı­ğın çalışmasını, insan nasıl durdurabilir? Namaz kılanın dünyalık şeyler hatırlaması; işinin, eşinin, çoluk çocuğunun hatırına gelmesi bundandır.

Namazda yanlış bir şey yapana şeytan vesvese vermez, destek verir, iyi bir şey yap­tığını telkin eder, o da kendini huşu ile namaz kılıyor sanır. Çünkü Şeytan şöyle demişti:

“Ya Rabb! Beni azdırmana karşılık, onlar için bu dünyada kesinlikle süsleme yapacağım, onla­rın hepsini kesinlikle azdıracağım.

Ama senin kullarını, onların ihlaslı olanla­rını değil.” (Hicr 15/39,40)

İhlas, Allah’ın dışında her şeyden uzaklaş­maktır[3]. İbadet yaparken, yukarıdaki gibi ayet ve hadislerde olmayan davranış ihlası ortadan kaldırır ve şeytana zemin hazırlar. 

İhlaslı olmak için Peygamber’in gösterdiği gibi davranmak gerekir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Allah’ın elçisidir, Allah’tan ne almışsa bize onu bildirmiştir. Onun bildirdikleri içinde, namazda Allah’tan başkasını düşünmek yoktur.


 

[1] - Hasan Kâmil YILMAZ, Tasavvufla İlgili Sorular- Cevaplar, (Ebû Nasr Serrâc Tûsî’nin el-Lüma’ tercümesi ile beraber), İstanbul, 1417-1996; s. 504

[2] - Hasan Kâmil YILMAZ, a.g.e.  s. 504-505.

[3] - Rağıb el-İsfahânî, Müfredât, Safvân Adnan Dâvûdî’nin tahkikiyle, Dımaşk/Beyrut 1412/1992, HLS maddesi.