Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 54. Sayfa - Duadaevliya

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

n. İlahî İrade

 

YILMAZ - İlâhî irade ancak insan-ı kâmil va­sıtasıyla tahakkuk edebilir.

BAYINDIR - İlahî iradenin, ancak insan-ı kâmil vasıtasıyla gerçekleşebileceği demek, insan-ı kâmil olmadan Allah’ın, hiçbir şey yapamayacağı demek olur ki, bu, insan-ı kâmili, Allah üzerinde de egemen saymaktır. Hıristiyanlar da dahil böyle bir iddiada bulunmuş birini ben duymadım, bilmi­yorum.

Üzerine konmuş ALTINOLUK yazısıyla Erkam Yayınları tarafından yayınlanmış olan ve tasav­vufçuların çok değer verdiği Şa’rânî[1]’nin Tabakat’ında, kutup konumuna gelmiş birinin özellikleri sayılırken söylediği şu ifade, yukarıdaki söze açıklık getirmektedir:

“...Önün hakimi olmak,

Sonun hakimi olmak,

Keza evveli ve ahiri olmayanın da hakimi ol­mak.[2].”

Evveli ve ahiri olamayan tek varlık, Allah Teâlâ olduğu için demek ki, Kutup, Allah’ın da hakimi olan kişidir. Bu, “İlâhî irade ancak onun vasıta­sıyla tahakkuk edebilir.” sözüne uygun düşmek­tedir.

Sayın YILMAZ bir yazısında kutbu şöyle tarif ediyor:

“Kutub bazan, en büyük veli ve ricalin başı, Allah’ın izniyle kâinatta tasarruf sahibi kişi de­mektir. Bu anlamda her devirde kutub bir tane­dir[3].”

Kâinatta tasarruf sahibi demek, göklerin ve ye­rin işlerini çekip çevirmeye yetkili demektir. Allah bu konuda hiç kimseye yetki vermemiştir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Onun hakimiyet alanı gökleri de kapsar yeri de. Her ikisini de korumak kendine ağır gelmez. O yücedir, uludur." (Bakara 2/255)

"De ki: Çocuk edinmemiş olan, hakimiyette ortağı olma­yan, acizlikten ötürü bir veliye ihtiyacı bulun­mayan Allah'a hamdolsun." Onu bü­yükle­dikçe büyükle."  (isra 17/111)


 

[1] - Abdulvehhâb Şa’rânî Mısır’da, 898 hicrî, 1493 milâdî yılda doğmuş ve 973 hicrî, 1565 miladî yılda orada ölmüştür. Erkam Yayınları, kitabı okuyucularına şu ifadelerle övmektedir:

 “Kitap ve Sünnete uymak, saadet asrını hâl ve kal olarak tam yaşamak ve böylece gerçek müslüman olmak” diye tarif edebileceğimiz tasavvuf; zaman zaman bu işin aslına vâkıf olamayanların itirazlarına da hedef olmuştur. Yayınladığımız bu eserin, müellifi tarafından yazılan Giriş ve Mukaddime kısımları dikkatlice okunursa hem bu itirazların ne kadar yersiz olduğu anlaşılacak, hem de bu yolda olanların bu hakikat yoluna bağlılıkları bir kat daha artmış olacaktır...”

[2] - İmam Şa’rânî, Veliler Ansiklopedisi (et-Tabakât’ul-Kübrâ) Tercüme Abdulkadir AKÇİÇEK, Erkam Yayınları, İstanbul 1407/1987, c. II, s. 786.

[3] - YILMAZ, Tasavvufla İlgili Sorular,  s. 542.