Muhtelif - 58. Sayfa - Duadaevliya
r. İnsan-ı Kâmilin Gaybı Bildiği İddiası
YILMAZ - İnsan-ı kâmil için mülkte, melekûtta ve ceberûtta hiçbir şey örtülü ve gizli değildir. O eşyayı ve eşyanın hikmetini olduğu gibi bilir....”
BAYINDIR - Bunlar da Allah’tan başka hiçbir varlıkta olamayacak özelliklerdir.
Gaybı bilme konusu en çok istismar edilen konudur. Tarikatlar ve bir çok cemaat, bu konuda Kur’an’a aykırı bir tutum içindedir.
Gayb, duyulardan uzak olan ve kişinin hakkında bilgisi olmayan şeye denir[1]. Mülkte, melekûtta ve ceberûtta ne olduğunu Allah'tan başkası bilemez. Bunlara gayb-ı mutlak denir. Bir başka kişinin bildiği şey gayb-ı mutlak olmaz. Mesela içinizden ne geçtiğini ben bilmem ama siz bilirsiniz. O, bana göre gayb olur, size göre olmaz. Kalpten geçenleri bile, Allah’ın Elçisi dahil kimse bilmez. Şu âyetler onu gösteriyor:
"Çevrenizdeki kimi çöl Arapları münafıktır. Medine halkından da münafıklığa iyice alışmış olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz; sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir." (Tevbe 9/101)
"Münafıkları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar dayalı odunlara benzerler. Her kopan gürültüyü kendilerine karşı sanırlar. İşte düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl döndürülüyorlar." (Münafikûn 63/4)
Elçi, sadece Allah'ın kendine vahyettiği şeyleri bilir.
"De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, "Ben bir meleğim." de demiyorum. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam." De ki: "Görenle görmeyen bir olur mu? Hiç zihninizi yormaz mısınız?" (En'am 6/50)
"De ki: "Eğer gaybı bilseydim, daha çok iyilik yapmak isterdim ve bana kötülük de gelmezdi. Ben, inanan kesim için bir uyarıcı ve bir müjdeciden başka bir şey değilim." (Araf 7/188)
İslami Okul Okulların En Önemlisi