Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 58. Sayfa - Duadaevliya

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

r. İnsan-ı Kâmilin Gaybı Bildiği İddiası

 

YILMAZ - İnsan-ı kâmil için mülkte, melekûtta ve ceberûtta hiçbir şey örtülü ve gizli değildir. O eşyayı ve eşyanın hikmetini olduğu gibi bilir....”

BAYINDIR - Bunlar da Allah’tan başka hiçbir varlıkta olamayacak özelliklerdir.

Gaybı bilme konusu en çok istismar edilen konudur. Tarikatlar ve bir çok cemaat, bu konuda Kur’an’a aykırı bir tutum içindedir.

Gayb, duyulardan uzak olan ve kişinin hak­kında bilgisi olmayan şeye denir[1]. Mülkte, melekûtta ve ceberûtta ne olduğunu Allah'tan başkası bilemez. Bunlara gayb-ı mutlak denir. Bir başka kişinin bildiği şey gayb-ı mutlak ol­maz. Mesela içinizden ne geçtiğini ben bil­mem ama siz bilirsiniz. O, bana göre gayb olur, size göre ol­maz. Kalpten geçen­leri bile, Allah’ın Elçisi dahil kimse bilmez. Şu âyetler onu gösteriyor:

"Çevrenizdeki kimi çöl Arapları münafıktır. Medine halkından da münafıklığa iyice alışmış olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz bili­riz. Onlara iki defa azap ede­ceğiz; sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir." (Tevbe 9/101)

"Münafıkları gördüğün zaman kalıpları ho­şuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinler­sin. Onlar da­yalı odunlara ben­zerler. Her kopan gürültüyü kendilerine karşı sanırlar. İşte düşman onlardır. Onlardan sa­kın. Allah onları kah­retsin, nasıl dön­dürülüyorlar."  (Münafikûn 63/4)

Elçi, sadece Allah'ın ken­dine vahyettiği şeyleri bilir.

"De ki: "Ben size, Allah'ın ha­zineleri yanım­da­dır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, "Ben bir meleğim." de demiyorum. Ben, bana vah­yolu­nandan başkasına uymam." De ki: "Görenle görmeyen bir olur mu? Hiç zihninizi yormaz mısı­nız?" (En'am 6/50)

"De ki: "Eğer gaybı bilseydim, daha çok iyi­lik yapmak isterdim ve bana kötülük de gelmezdi. Ben, inanan kesim için bir uyarıcı ve bir müjdeci­den başka bir şey değilim." (Araf 7/188)


 

[1]- Rağıb el-Isfahânî, el- Müfredât, s.616.