Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 60. Sayfa - Duadaevliya

Okuyucuya not: Bu eser tasavvuf ve tarikatları tanıtmaktadır; aktarılan görüşlerin bir kısmı Kitap ve Sünnet ölçüsüyle bağdaşmaz. Akîde meselelerinde Kur'an, sahih sünnet ve Selef âlimlerinin açıklamaları esas alınmalıdır.

t. Hakikat-i Muhammediyye

 

YILMAZ - “İnsan-ı kâmil Hz. Muhammed’dir. Ancak onun tarihi şahsiyeti değil, henüz Adem balçık halindeyken Peygamber olan Muhammed ’dir. Yani Hakikat-i Muhammediyedir[1].

BAYINDIR - İşte bu, tam bir reenkarnasyon inancıdır. Demek ki, insan-ı kâmil, her devirde yeni bir bedene giren ruhtur. Bunun için Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin adı in­safsızca kullanılmaktadır.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

Muhammed, başka değil, sadece Allah’ın elçi­sidir; ondan önce de nice elçiler gelmiştir.  (Al-i İmran 3/144)

Bunlara göre ilk elçi Hz. Muhammed’dir. Al­lah’a göre “ondan önce de nice elçiler gelmiştir “

Bu sözü bir an için doğru saysak bile o, Adem’den önce kime elçi olarak gönderilmiş ola­bilir. Hiç düşünmez misiniz?

Hakikat-i Muhammediye inancı, insan-ı kâmili Allah ile aynı kabul etme inancıdır. İlahiyat Fa­kültesi mezunu bir şeyhin yazısında geçen şu sözlere bakınız:

“Ahad Ahmed’dürür, kim mim eder fark,

Bütün âlem o mîm içre olur gark.

Ahad yani Allah’tır[2].”

Ahad Ahmed’dir, Ahad Allah’tır, derseniz, Ahmed Allah’tır, demiş olursunuz.

Deniyor ki, arada “m” farkı vardır. Bütün alem o “m”nin içindedir. Yani Ahmed sözünde m var, Ahad’da yoktur. Bütün alem o harfin içinde yer alır. Öyleyse Ahmed Ahad’dan büyük olur!!?

 Altınoluk’ta da yazı yazan Mehmed DE­MİRCİ’nin Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansik­lo­pedisine yazdığı aşağıdaki sözler, yukarıdaki ifadeyi desteklemektedir:

“... Hakîkat-i Muhammediyye varoluşun baş­langıcıdır. Bu aynı zamanda Allah’ın kendi zâ­tında kaybolmuş halinden kendindeki özellikleri bilme seviyesine inişini ifade eder. Allah ile hakî­kat-i Muhammediyye aynı gerçeğin ön ve arka yüzleridir. Allah'tan başka hiçbir şey yokken ilk defa hakîkat-i Muhammediyye var olmuş, bütün yaratıklar ondan ve onun için yaratılmıştır. Âlemin var olma sebebi, maddesi ve gayesi bu hakikat­tir.... Hakîkatü'l-hakâik yani Allah, var veya yok, ezeli ve hadis şeklinde nitelenmediği halde hakî­kat-i Muhammediyye var ve ezelî diye nitelendiri­lir.

Hakîkat-i Muhammediyye bütün peygamberle­rin ve velilerin ledünnî ve bâtınî bilgileri aldıkları kaynaktır. Bu hakikat Hak'tan gelen feyzin halka ulaşmasında aracı olur...[3].

Hıristiyanların kullandığı Allah’ın oğlu terimini Kur’an mahkum ettiği için Hakîkat-i Muham mediyye, Nur-i Muhammedî ve İnsan-ı Kâmil gibi masum ve kolayca başka tarafa çeki­lebilecek terimler seçilmiştir. İnsanlar da havass’ul-havass yani üsttekiler; havass yani orta tabaka ve avam yani alt tabaka diye üçe ayrıl­mıştır. O terimlerin gerçek anlamını sadece üst­tekiler bilmiş, orta ve alt tabaka ise onları bala katılmış zehirler olarak zevkle yemişlerdir.

Şimdi lütfen söyler misiniz, ruhbanlık iddia­sında bulunanlar bu kadar  ileri gitmişler midir?


 

[1] - Hasan Kâmil YILMAZ, İnsân-ı Kâmil, Altınoluk Mecmuası, Temmuz 1996, sayı 125, s. 31. 

[2] - Ali Ramazan DİNÇ, İki Cihan Serveri Peygamber-i Zîşânımız, Yeni Dünya dergisi, 58-59 sayılar, Ağustos-Eylül 1998, s. 32.

Ali Ramazan DİNÇ, Nakşibendi tarikatına bağlı şeyhlerdendir ve Kayseri İlahiyat Fakültesi mezunudur. Bu yazıyı dergide gördüğüm gün onu, İstanbul Gedikpaşa’da bulunan bir müridinin evinde ziyaret ederek gerekli uyarıyı yaptım. Ancak o, bunun sevgiden kaynaklandığını iddia edip kendini canla başla savundu. İnşaallah şimdi bu yanlış inançtan vazgeçmiştir. Ancak suçu yazılı olarak işlediği için tevbeyi de aynı şekilde yazılı olarak yapmalıdır.

[3] MEHMET DEMİRCİ, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Hakikat-i Muhammediyye maddesi.